BADGE CRAWLER / Fırsat Eşitliği 02- Nurgül Akşit

Kadınların işgücüne katılımı, hem dünya hem de Türkiye ekonomisi için önemli bir büyüme fırsatı yaratmaktadır. Bu düşünceyle yola çıktığımız ve teknoloji sektöründe birbirinden yetenekli kadın çalışanlarla sohbet ettiğimiz Badge Crawler Fırsat Eşitliği ikinci serisinde Gebze Organize Sanayi Bölgesi teknoloji bölümünde görev alan Nurgül Akşit konuğumuzdu.

Nurgül hanım, Sakarya Üniversitesi 2016 mezun olduktan sonra şu an Ticaret Üniversitesi Siber Güvenlik Yüksek lisans eğitimi görmekte. Aktif olarak daha önce bahsettiğimiz Gebze Organize Sanayi Bölgesinde Kule isimli Türkiye de kurulan ilk data center’da bünyelerinde bulunan sanayicilere veri merkezi, siber güvenlik ve telekomünikasyon hizmeti veren ekibin içinde yer alıyor. Dikey uzmanlığı bilgi üzerine yoğunlaştığını belirten Nurgül hanım hobi olarak bilişim hukuku ile ilgileniyor.

Erkek popülasyonun çok olduğu sanayi ve fabrikalarda bir kadın olarak zorluklarla karşılaşıyor mu, nasıl bir çalışma ortamı var, bu alanda çalışma istediği olan kadınlara nasıl önerilerde bulunacağına dair konuştuğumuz Badge Crawler Fırsat Eşitliği sohbetimizi tıklayarak izleyebilirsiniz.

ICT Medya KadirCan Toprakçı Özel Röportajı

PEAKUP COO’su Kadircan TOPRAKÇI: “İçinden geçtiğimiz bu süreçte öğrendiğimiz her şeyin kalıcı hale gelmesi ve sürdürülmesi için öncelikle içselleştirilmesi gerekli. Bu içselleştirme bize deneme, yanılma, hataların üstesinden gelme ve kendine özgü deneyimler elde ederek diğer insanlara aktarabilme sürecini tetiklediği için aslında kritik. Çünkü kullanılan birçok dijital araç genel kitlelere hitap etmek için oluşturuluyor ve sizin ihtiyaçlarınıza göre özelleştirilebilmesi için kişisel deneyimlere gereksinim var.”

İşlerin çoğu uzaktan takip edilecek

PEAKUP COO’su Kadircan Toprakçı, korona virüs nedeniyle dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çalışanların çoğunun işlerini evden takip ettiğine işaret etti. Bu durumun dijital platformlar üzerinden uzaktan çalışma sistemini zorunlu hale getirdiğini belirten Toprakçı, “Özellikle salgının hızla yayılacağının ön görülmesi, eğitim sisteminde de köklü bir değişikliğe gidilmesine neden oldu. Okullarda yüz yüze eğitim, yerini TV ve internet ortamına bıraktı.” dedi.

Yaşanan süreç incelendiğinde aslında yeni geliştirilen uygulamaların ötesinde zaten var olan birçok çözümün kullanıma sokulduğunu belirten Toprakçı, “Hatta bazı büyük ölçekli kurumlar için aslında satın alınmış ancak kullanılmayan pek çok ürün kullanılır hale geldi diyebiliriz. Bu durumun asıl nedeni doğru ürünlere karar vermek veya satın almanın ötesinde kullanıcıların söz konusu yeni teknolojik araçlara adaptasyonunu sağlamanın zorlukları diyebiliriz. Bir anlamda değişim yönetimini doğru yapıyor olmak her zaman çok önemli, şimdi yaşadığımız salgın nedeniyle kullanıcılar kendiliğinden bu duruma hazır hale geldi bu da sürecin bu kadar yoğun ve aralıksız yaşamıyor olmasını açıklıyor aslında.” diye konuştu.

Uzaktan çalışmanın avantajları

Toprakçı, uzaktan çalışmanın şirket ve öğretim kurumları için sağladığı fayda konusunda ise şunları söyledi: “Uzaktan çalışma şirketler ve öğretim kurumları için fark etmeksizin temel bir fayda sağladı o da zamandan tasarruf. Herkesin trafikte geçirdiği süre şu an ortadan kalktığı için özellikle İstanbul gibi yoğun trafik mağduriyeti yaşayan şehirlerde ofiste çalışan veya okuluna giden bireyler için günde 2-3 saatlik bir kazanım söz konusu diyebiliriz. Bu durum ev ortamında çalışma için hazırlıkların minimumda olması gibi nedenleri üst üste eklediğimizde ciddi oranda verimliliği etkiliyor. Kovid-19 İle yeni bir teknoloji çağının başladığı çok net, bu yeni süreci tüm avantaj ve dezavantajlarını bilerek içselleştirmek ve buna uygun yeni süreçler tasarlamak çok kritik. Örneğin, biz toplum olarak birbirimizle yüz yüze iletişim halinde olmayı çayı, kahveyi birlikte içmeyi, okul arkadaşlarımızla tenefüse çıkmayı çok severiz. Bu gibi durumların mümkün olmaması bu süreçte bireylerin motivasyonunu negatif etkilediği durumlar var, kişiler birbirinden uzak olduğu için motivasyonu tekrar kazanmak genellikle kişinin kendinde biten bir durum olarak kalıyor ancak her karakter profili bu durumla baş edebilecek özelliklerde olmuyor. Dolayısıyla eğitim kurumlarında öğretmenlere, iş yerlerinde ise insan kaynakları ve yöneticileri ciddi sorumluluklar düşüyor.”

Kadircan Toprakçı, tüm bu sürecin sürdürülebilir şekilde devam edebilmesi İçin gerekenler konusunda şu değerlendirmede bulundu: “Bahsettiğimiz gibi şu an İhtiyaç duyduğumuz birçok teknolojik araç zaten hali hazırda mevcut, yapmamız gereken doğru şekilde implementasyonu yaptıktan sonra kullanıcılarımızın uzaktan bu sürece adaptasyonu sağlayacak farkındalık, istek, yetkinlik gibi temel yapı taşlarını doğru sağlamak ve uzun vadede kullanıcılara doğru şekilde destek olabilmek. Yerli ve milli birçok çözüm bu süreci başarılı biçimde destekliyor örneğin Velocity, kurum içi portal çözümü şirketler İçin fiziksel Ofis ortamının dijital bir ikizini oluşturuyor ve şirketteki tüm bilgiyi tek bir portal üzerinden çalışanlarla paylaşabiliyor, doğum günlerini kutlayabiliyor, değişen prosedürleri takip edebiliyor ve dokümanlara ortak bir alandan erişmenizi sağlıyor. Okullar için ise şu an tüm öğrenciler uzaktan eğitim görmeye devam ediyor ancak okulun içerisindeki öğretmen ve öğrencilerle tüm iletişimleri etkin şekilde ilerletilemiyor. Velocity, okullar için öğrencilerin birlikte bulunabileceği, duyuruları, eğitim takvimini, arkadaşlarına dair iletişim bilgilerini tek bir yerden görebilir ve iletişimi daha etkin hale getirebilir.

BT Departmanlarına oldukça iş düşüyor

Tüm dijital uygulamalara geçiş süreci Bilgi Teknolojileri (BT) departmanları için çok ciddi bir yoğunluk getiriyor. Türkiye Avrupa ortalamasının oldukça altında toplam çalışan istihdamının %1 ‘i civarında bir teknoloji çalışanı istihdamına sahip bu durumu sürdürebilmek için BT ekiplerini destekleyici çözümlere ağırlık vermek de çok önemli örneğin çalışanların en sık karşılaştığı problemlerden biri tüm bu dijital uygulamalara giriş yapılmasını mümkün kulan e-posta adresi ve parola gibi kullanıcı bilgileri kullanıcılar tarafından unutulması veya bir güvenlik önlemi nedeniyle sıfırlanması durumunda hızlıca BT ekiplerine destek talebinde bulunuluyor, Ar- Ge merkezimizdeki çalışmalar sonucu çıkmış olan PassGate çözümü ile şirketler ve okullar tüm kullanıcıları alışkın olduğu basit bir SMS İle otomatik bir şekilde kimseye İhtiyaç duymadan yapabilmesi başta bahsettiğimiz kullanıcı adaptasyonunu oldukça hızlandırırken BT ekiplerinin de bu olağan dışı yoğunluk dönemini başarıyla yönetmesini sağlıyor.

İnternet altyapımız iyi bir sınav verdi

Toprakçı’ya göre salgın sürecinde Türkiye’nin internet altyapısı iyi bir sınav verdi. Ağlarda yaşanan yoğunluklara rağmen büyük çapta bir kesinti yaşanmadı. Bu noktada; Türkiye’nin İnternet altyapısının iyi olduğunu, hız konusunda yaşanan genel sorunların aşılması gerektiği bilgisini çıkarabiliriz. Eğitim siteminin tüm öğrenciler için uzaktan yapılması nedeniyle özellikle çocukların ve gençlerin internet kullanımında ciddi bir artış Olduğu net bir şekilde ortada. Eğitim materyallerinin de çevrimiçi olması bu oranı artıran bir diğer unsur. Virüsün çok hızlı şekilde yayılması ve yapılan “evdekal” çağrıları sonucu internette geçen zamanımız ve çevrim içi olma halimiz daha çok arttı.

Şirketler, bazı devlet kurumları ve bağımsız oluşumlar daha önce ücretli ya da sınırlı olan içeriklerini ücretsiz sunma yoluna gitmeye başladı. Birçok şirketin krizin ilk haftalarını işlerin nasıl uzaktan sürdürülebileceğini anlamakla geçirdiğini söyleyen Toprakçı şöyle devam etti: “Temel olarak şirketlerin bu süreçte bir ihtiyaç analizi yapmış da oldular. Gördüğümüz en temel ihtiyaçlar kesintisiz iletişimi sağlayacak ortak çalışma platformları, kullanıcıların BT yardım masalarına kullanıcı kimlikleriyle İlgili problemlerle gelmesini karşılayacak self-servis BT uygulamaları ve tüm bu iletişim, uzaktan erişim ve dosya paylaşımı gibi süreçleri güvenli yapabilmemizi sağlayacak siber güvenlik çözümleri olarak değerlendirilebilir. Bu kapsamda yatırımların fiziksel donanımlardan öte hızlıca kullanıcıların adapte olabileceği yazılım uygulamaları ve güvenlik çözümlerine yönelik olduğunu görüyoruz. Hali hazırda son birkaç haftadır ciddi sayıda bu sistemlerin kullanılması veya yeni uygulamaların alınmasına yönelik talepler alıyoruz. Burada önemli Olan, sadece şirketler, kurumlar teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeyecek. Devletler de bu konuda büyük yatırımlara imza atacak. İnternet servis sağlayıcılarının bu sıkıntılı dönem geçene kadar ücretlendirmeleri aşağı yönlü revize etmeli veya fatura ödemelerini ileri tarihlere ötelemeleri gerekli. Özellikle yoğunluklu kullanılan yüksek indirme (download)-düşük internete yükleme (upload) kapasiteli paketlerdeki upload miktarlannı arttırmaları bu süreçte kullanılan tüm görüntülü konuşma ve birlikte çalışma araçlarını düşündüğümüzde ekonominin minimum hasarla bu süreci atlatması adına çok önemli. Yaygın bir uzaktan çalışma ve eğitim için bireylerin bu imkanlara eşit ulaşabilmesi gerekli.

Dijital araçlara erişimde eşitlik olmalı

PEAKUP COO’su Kadircan Toprakçı, Türkiyede teknolojik imkanlara ulaşma noktasındaki eşitsizliği ortadan kaldırmak İçin yapılması gerekenlerle, eğitimlerin verimli olabilmesi için atılması gereken adımlar konusunda ise şunları söyledi: “Uzaktan eğitim TRT okul ve Anadolu Üniversitesi’nin uzaktan öğretim uygulamalarında hem televizyon hem internet aracılığıyla uzun zamandır kullanımdaydı ancak bu süreçlerdeki katılım oranlarının etkin biçimde kontrol edilememesi ve İnteraktivitenin eksikliği kalıcı bir dijital öğrenme süreci için temel gerekliliklerden diyebiliriz. Bu sürecin doğru tespitini yapabilmek için çalışanlardan veya öğrencilerden öte biraz da öğretmenler ve yöneticiler tarafına bakmanın doğru olacağını düşünüyoruz. Pazarlama ekibimizden Damla Kızanlık’ın yaptığı Pazar araştırmalarında aslında adaptasyondaki temel sıkıntının öğretmen ve yönetim kademelerinin bu sürece hazırlıksız yakalanmasına bağlandığı bir nokta var, çünkü çalışan birçok kişi ve öğrencilerin hemen hepsi teknolojinin içerisine doğmuş kişiler bu kişilerde adaptasyon kendin kendine sağlanabilir bir durumken öğretmen ve belirli bir yaşın üzerindeki yöneticiler için bu durum birebir destek olunması gereken bir duruma dönüşüyor. Bu süreçte öğrendiğimiz her şeyin kalıcı hale gelmesi ve sürdürülmesi için özellikle bu grupların yeni süreçleri içselleştirmesi ve yaşayış biçimi haline getirmesi çok önemli. Bu içselleştirme bize deneme, yanılma, hataların üstesinden gelme ve kendine özgü deneyimler elde ederek diğer insanlara aktarabilme sürecini tetiklediği için aslında kritik, çünkü kullanılan birçok dijital araç genel kitlelere hitap etmek için oluşturuluyor ve sizin ihtiyaçlarınıza göre özelleştirilebilmesi için kişisel deneyimlere gereksinimi var. Dolayısıyla etkin bir dijital çalışma ortamı oluşturabilmek için atılması gereken ilk adımlar bu yönde olmalı.

Bireylerin ve işletmelerin dijital araçlara erişimi için fırsat eşitliği olmalı. Bu süreçte özellikle kamu kurumları tarafından Kovid- 19 için verilen sağlık temelli destekler kadar dijitalleşmeye dair desteklerin sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle KOSGEB ve Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar ciddi sayıda işletmeye dokunuyor. Bu süreçte işletmelerin dijitalleşmeye yaptığı harcamalar için kaynak sağlamak üzere düşük bütçeli destek kalemleri dahi çok etkin bir şekilde ekonomiye katkı sağlayacaktır. Aslına bakarsanız Şu an fiziki açıdan mümkün olmayan fuar katılımı ve benzeri desteklerdeki bütçeler bile söz ettiğim şekilde yeniden tasarlansa en azından ekonomik olarak sürdürülebilir bir dönüşüm süreci oluşturulabilir.

Dijital dönüşüm hız kazanacak

Toprakçı, dijital dönüşümün hız kazandığı bir dönemde yaşadığımıza dikkat çekti. Uzaktan çalışma sistemine geçişle birlikte; bildirimlerin alındığı ve filtrelendiği etkinlik alanları, belge ve fotoğraf paylaşılan Chat odaları, arşivdeki dosyalara kolayca ulaşabilme, dosyalar üzerinde ekip arkadaşlarıyla eş zamanlı çalışabilme, görüntülü görüşme, duyuru paylaşma ve toplantı organize edebilme gibi birçok konuda destek veren uygulamaların kullanımının arttığını belirten Toprakçı şöyle devam etti: “Bir taraftan uzaktan çalışma durumunun zorunluluğu, bir taraftan da yatırımın doğru yapılabilmesi için hemen hemen kurumların birçoğunun yaptığı seçim bulut teknolojileri odağında. Salgın dönemi öncesinde de bulut teknolojilerinin tüm BT seçimlerini etkileyeceğini görüyorduk ancak bu süreç 4-5 yıl kadar bu değişimi öne aldı diyebiliriz. Aslında salgın öncesinde konuştuğumuz yapay zeka, blok zinciri gibi pek çok kavram bulut teknolojileri ile yoğunluğunu arttırdı. Bu nedenle salgın sürecinin bu ilk 6 ay yıllık döneminde daha BT altyapı teknolojileri, uzaktan çalışma İçin gerekli İletişim ve birlikte çalışma uygulamalarını göreceğiz bu süreci fiziksel ortamlarda sürdürdüğümüz kağıt temelli iş süreçlerinin dijitalleşmesi ve iş analitiği sistemleri takip edecek. Söz ettiğim bu dönüşüm bizi yapay-zeka, blok zinciri , I0T gibi konulara hazır hale getirecek ki genel itibariyle bu teknolojilerin yoğun faydasını iş süreçlerimize entegre çözümlere dönüştükçe göreceğiz. Örneğin, uzaktan çalışırken dijital olarak iletilen muhasebe evraklarının doğruluğuna görüntü İşleme ve yapay zeka uygulamalarıyla analiz eden sistemler süreçlerin ciddi ölçüde verimliliğini arttıracak veya blokzincirle işe alım ve sözleşme süreçlerinin değişmesi mümkün hale gelecek. Tüm bu teknolojilere hem öğretim kurumları hem de özellikle insan kaynağı yönetimi açısından baktığımızda sanal gerçeklik (virtual reality), karma gerçeklik (mixed reality) gibi teknolojilerin öğrenme sürecini baştan yapılandırmasını bekliyoruz. Hem okullarda hem de yeni işe başlayan çalışanlarda öğrenme sürecini uzaktan yapabilmek ve hızlandırmak İçin özellikle karma gerçeklikle tasarlanmış öğrenme yöntemleri süreçlerin verimliliğini pozitif yönde etkileyecek”

Bu süreçte güvenlik ön planda olacak

PEAKUP COO’su Toprakçı, uzaktan çalışma ve eğitim sistemlerinin beraberinde getirdiği güvenlik risklerini ise şöyle değerlendirdi: “Uzaktan çalışma hayatımızın gerçeği oldukça ve şu an yaşadığımız realitede olduğu gibi fiziksel çalışma alanlarımızın yerini dijital alanlar aldıkça siber-güvenlik alanı tüm seçimlerimizde birincil dikkat unsuru haline dönüşmeye devam edecek. Bu süreçte şirketler iş sürekliliğini sağlamak için hızlı birçok adım atmaya çalışırken güvenlik, atlanmaması gereken çok önemli bir başlık. Bu konuya özensiz bir biçimde yaklaşmak ve şunu bir atlatalım onu da düşünürüz demek bu salgını henüz atlatamamışken bir siber salgını peşinden getirebilir. Bu nedenle şirketlerin ihtiyaçları olan uzaktan çalışma uygulamalarını seçerken mutlaka güvenlik perspektifinden ele almaları ve birlikte çalıştıkları uzmanların görüşüne başvurmaları önemli.

İş sürekliliğini sağlayacak uygulamalar seçilmeli

İş sürekliliğini sağlayacak uygulamaları seçerken kaybedecek zamanımızın olmaması bu durumda strese sebep olacaktır, buradaki en akıllıca seçim hali hazırda uluslararası güvenlik kriterlerini sağlamış çözümleri tercih etmek BT ekipleri için oldukça faydalı olacaktır. Salgın sürecinin kökten değiştirdiği uzaktan çalışma ile eğitim ve çalışma hayatının sürdürülmesi, tüm siber-saldırıların odağına dijital kimlik kavramını getirdi. Aslında fiziksel hayatımızda nüfus cüzdanımız, banka kartlarımız ne ise dijital dünyada da tüm bilgilerimize erişimin temeli kullanıcı adı ve ilişkili parola bilgisi. Kullanıcı adı genellikle e-posta adresimiz ile ilişkili olduğunu düşünürsek tek bir unsur geriye kalıyor o da parola. Öncelikli Olarak bireyleri koruyabilmek için belirli standartlarda parolaların oluşturulması belirli aralıklarla veya belirli güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilmesi en kritik konu. Dolayısıyla öncelikli konu ister bireysel ister kurumsal işlerimiz olsun 8 karakter ve üzeri sayı, harf ve soru işareti, parantez gibi özel karakterlerden oluşan bir parola oluşturulması. İşletmeler ve öğretim kurumları kullanıcıların bu süreci zorluk yaşamadan atlatabilmesi için PassGate gibi SMS tabanlı parola yönetimi çözümlerini tercih edebilirler. Güçlü bir parolanın sağlanması sonrası ikinci başlığımız özellikle işletmeler için doğru tasarlanmış bir güvenlik izleme ve aksiyon sisteminin kurgulanması.

Siber saldırılar virüsler gibi sürekli kendini yeniliyor ve değişim geçirerek en zayıf noktalara saldırıyor bu da bu saldırıların kullanıcıları korumak İçin aldığımız önlemleri aşabilmesi mümkün. İşte bu noktada güvenlik ihlallerinin mümkünse ilk anda erken teşhisi ve önceden tanımladığımız güvenlik prosedürlerinin otomatize bir biçimde sistemler tarafından uygulamaya konması. Bir örnekle açıklık getirmek gerekirse bir çalışanın hesabına izinsiz erişim olduğu anda sistemlerin alarm üretmesi sonrasında bu kullanıcıyı geçici süre karantinaya alıp şirket verilerine erişimin kısıtlanması gibi aksiyonlar bizlerin yıllardır önerdiği ve uygulamak üzere eğitimler verdiği, işletmelerle çalıştığı bir konu.

Siber saldırılara karşı önlemler alınmalı

Siber saldırıların yayılma hızını düşündüğümüzde bu süreçteki ince noktayı görüyoruz, güvenlik önlemleri mümkün olduğunca önceden tasarlanmış durumlara göre yapay-zeka katkısıyla akıllı tepkiler veren sistemler tarafından düşünmeksizin yürütülmeli çünkü hem farkına varmamızın mümkün olmadığı durumlar yaşıyoruz hem de farkına vardığımızda genelde BT ekiplerini arayıp destek isteyecek kadar zamanımız olmuyor.”

Sputnik Radyo “Korona Günlükleri”

COO’muz KadirCan Toprakçı, Sputnik Radyo Serhat Ayan’ın sunduğu “Korona Günlükleri” programına konuk oldu. Dijital iş yeri platformumuz Velocity üzerine konuştuğumuz yayında global başarımızdan ve sunduğumuz çözümlerden bahsettik.

Webrazzi Ekibini Ofisimizde Ağırladık

Ülkemizde yer alan önemli girişimleri ve teknoloji merkezlerini ziyaret eden Webrazzi ekibini ikinci kez, bu sefer de yeni ofisimizde ağırladık. Çekimlerini Şubat ayında gerçekleştirdiğimiz programın kaydını izleyebilirsiniz.

Onlıne Mülakatlarda Nelere Dikkat Edilmeli?

Bundan sonra dünyada sosyalleşmenin kısıtlanması ile birlikte insan kaynakları ise alım stratejileri önemli ölçüde değişecek ve buna nasıl uyum sağlayacağız ?

Bildiğiniz gibi iş hayatında toplantılarımız online olduğu gibi işe alım tarafında da bu konunun profesyonelleri de mülakatları online olarak gerçekleştiriyor. Online mülakatlarda nelere dikkat etmeliyiz, online mülakatların artıları ve eksileri ne birlikte inceleyelim. Yüz yüze mülakata gitmeden önce nasıl hazırlık yapıyorsak aynı şekilde online mülakatların da bir hazırlık süreci olduğunu unutmayalım.

İlk izlenim’in %55’i renkler giyim ve vücut diliyle oluşurken, %38’i konuşma şekli, ses tonu ve vurgu ve %7 ise kelimeler veya sözlerdir. Bu sebeple online mülakatlarda ilk dikkat çekecek şey giyimimiz ve duruşumuz olacaktır. Dijital de olsa bir iş görüşmesi gerçekleştirdiğimiz için profesyonel olmalıyız. Bu sebeple öncelikle dik oturup kameraya bakarak konuşmalıyız. Bu şekilde göz kontağı kurmuş olacaksınız. Mülakata uygun şeyler giyinmek ise kendinize güven duymanızı sağlayacaktır. Sadece gömlek veya bluz giymek yerine bir bütün olarak etek ya da pantolon da giyinmeyi ihmal etmeyin.

Görüşmeyi gerçekleştirmeden önce kameranın konumunu ayarlamayı ihmal etmeyin. Güzel bir ışık ve açı olması önemlidir. Arka planın sade ve düz olması da aynı şekilde sizi ön plana çıkaracaktır. Görüşme öncesinde evde yalnız değilseniz mülakatta olacağınızın bilgisini evdekilere iletebilirsiniz. Yine cep telefonunuzu sessize almakta aynı özenin bir parçasıdır.

Görüşme esnasında ise adayın öz geçmişini yanında bulundurması fayda sağlayabilir. Heyecandan atladığımız ve unuttuğumuz şeyler olabilir. Bu sayede kendimizi daha net ifade edebiliriz. Yine aynı şekilde gülümsemeyi de ihmal etmiyoruz. Sorulara yanıt verirken kısa net ve anlaşılır olmaya çalışalım. Görüşme sonlandığında online mülakatın bittiğine emin olup ve rahat bir nefes alabiliriz.

Bu adımları hayata geçirmeden önce bir arkadaşınız aracılığıyla deneme yapabilirsiniz. Bilgisayarınızın ses ve görüntü sistemini, internetinizi test edebilirsiniz. İlk hazırlığı tedbirli davranak gerçekleştirmiş olacaksınız.

ONLINE MÜLAKATIN AVANTAJLARI NELERDİR ?

  • Yüz yüze mülakatlara oranla maddi anlamda daha avantajlı, Hem zamandan hem de yol gibi olan ekonomik giderlerden tasarruf sağlamaktadır
  • Yüz yüze mülakata oranla katılım sağlama oranı daha yüksek
  • İşe alım süreçlerinde daha hızlı ve daha kolay, 2. Görüşmeler için şehir dışında olmak ise bir sorun değil.
  • İşe alım profesyonelleri olarak mülakatı online yapacağımız için cv çıktısı almamıza gerek yok ve böylece kağıt israfını önlemiş oluruz. Dijitalde tuttuğumuz notları ilgili kişilerle paylaşmamız daha kolay.

 

DEZAVANTAJLARI NELERDİR ?

  • Online mülakatlarda bağlantı sorunları, ses veya görüntünün gelmemesi gibi teknik problemlerle karşılaşabiliriz. Stres seviyemizi artırırken bir yandan bize ayrılan zamanın da azalması anlamına gelebiliyor.
  • Kamera karısında birçok kişi strese girebilir ve olduğundan daha gergin görünebilir. Bunun da değerlendirmesini görüşmeyi yapan insan kaynakları profesyonellerinin iyi yapması gerekir.
  • Yüz yüze mülakatlara oranla daha az vücut dilini kullanıyor olmak. El sıkışmak, el hareketleri vb. Vücut dilimizi maalesef ki bu görüşmelerde öne çıkaramıyoruz.

BT İşe Alım Hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi almak için linke tıklayabilirsiniz.

18 Dakika 23 Saniyede Power BI ile Hızlı Rapor Hazırlama

Merhaba sevgili okur! Bu yazımızda Power BI ile hiç tanışmamış ama hakkında birşeyler öğrenmek isteyenler ya da pekiştirmek isteyenler için başlangıç seviyesinde hızlı bir rapor oluşturma kılavuzu oluşturdum. 18 dakikadan bahsediyoruz. 18 dakikada dışarı çıkmak için hazırlanamıyoruz bile.😂 Power BI bilgisayarınızda yüklü değilse buradan en güncel halini indirebilirsiniz. Hadi başlayalım!

1- Veri kaynağınız nerede?

Yüzlerce veri depolayan kaynağın olduğunu bildiğimiz için mantıklı bir soruyla başlayayım dedim. Sizin veri kaynağınız nerede? Veri kaynağı olarak belli başlı bilinen bazı seçenekleriniz var: SQL Server, MySQL, PostgreSQL, Oracle…Bunlara erişim yetkileri tamamen IT personellerindedir ve bu kaynakları sizin kullanımınıza açmak konusunda tamamen cimrilerdir. -ki hak verilebilir sebepler içeriyor.- Dolayısıyla ilk aşamada çeşitli denemeleriniz için internet üzerinden bulabileceğiniz veri kaynaklarını kullanmanız gerekmekte. kaggle.com bunun için iyi bir site. Bende benimle aynı adımları rahat takip edebilmeniz için Kaggle’dan Udemy kursuları ile ilgili olan şu veri setini indirdim. Bu veri setinde Udemy kurslarına ait şu bilgiler bulunmakta: Kurs adı (course_title), yayınlanma tarihi (published_timestamp), kurs linki (url), ücret durumu (ispaid), fiyatı (price), ana konu (subject), kurs seviyesi (level), kaç saatlik eğitim olduğu (content_duration), ders sayısı (num_lectures), bu eğitimi alan kişi sayısı (num_subscribes), geri bildirim yapan sayısı (num_reviews). Çünkü COVID’den hepimiz yorulmadık mı!

2- Veri kaynağına bağlanın

Power BI Desktop’ı açtığınızda Home sekmesinin altında Get Data başlığını göreceksiniz. O alan içinde en çok kullanılanlarda hemen yanına iliştirilmiş. Fark ettiyseniz Exceli de direkt olarak bağlayabiliyorsunuz. Burada Get Data diyerek Text/CSV başlığını seçiyoruz. Power BI, her veri alma işlemi yaptığınızda size “Bu veriyi direkt mi kullanmak istiyorsunuz yoksa veri üzerinde herhangi bir değişiklik yaparak mı kullanmak istiyor musunuz?” diye sorar. “Ben verime güveniyorum ve direkt içeri almayı seçiyorum.” demek isterdim ama ispaid sütununda hatalı bir veri girişi olduğunu görüyorum, bu sebeple Transform diyorum. Bu arada gördüğünüz gibi .csv uzantılı dosyayı kendisi ayırıcıları algılayarak sütunlara böldü.

get data and transform

3- Veriyi Düzenle

Bizim elimizdeki veride ispaid sütununda düzeltme yapacağız. Bu sütundaki bilgiler true/false ibareleriyle verilmiş. Onları hem Ücretli&Ücretsiz olarak değiştireceğiz. Bir de ikisiyle de alakalı olmayan bir hücreyi filtreleyeceğiz.

Veri tipini değiştir

Verileri düzenlerken veri tipleri oldukça önemlidir. Üzerinde değişiklik yapacağımız ispaid sütununun veri tipi Binary olarak gelmiş. Bu ibareleri Ücretli &Ücretsiz olarak değiştirmek için öncelikle buranın veri tipini değiştirerek Text yapacağız. Power BI, her veriyi içeri aldığında önce veri tiplerini ayarlar, biz de bu adımın üstüne tekrar veri tipi değişikliği yaptığımız için “Bunu yeni adım olarak mı ekleyeyim?” diye sorar. Bu noktada hangisini seçtiğiniz önemli değil, ben yeni adım eklemesini istedim.binary to tezt

Değerleri Değiştir

Şimdi de bu sütunda true ibarelerini Ücretli, false ibarelerini Ücretsiz olarak değiştirelim. Bunu Transform sekmesinin altındaki Replace Values komutuyla gerçekleştiriyoruz. Burada bir de mevcuttaki ibarelerle yakından uzaktan alakalı olmayan “http..” ile başlayan bir değer bulunmakta. Bu değeri filtreliyoruz ve ön yüzde gözükmemesini sağlıyoruz.

replace values

Veride düzelteceklerimiz bu kadar. En son Close&Apply diyerek kapatıyoruz. Veride sonrasında herhangi bir düzeltme yapmak isterseniz Home sekmesindeki Transform Data başlığından bu ekrana tekrar erişebilirsiniz.

4-Grafikler

Kurs sayısını gösteren kart ekle

Her zaman köşelerde veri hakkında bilgi verici kartların olması güzel durur. Ben burada aslında toplam kaç tane kurs olduğu bilgisine erişmek istiyorum. Bunun için Course_Id sütunundaki değerleri tekil olarak saydıracağım. Bu başlığı tutup rapor alanına sürüklüyorum. Benim için hemen bir grafik oluşturuyor. Ben bunu kart görseli ile değiştiriyorum ve course_id sütunundaki değerler sayma işlemi yapacağını belirtiyorum. Sağ üst köşeye taşıyorum.

card

Fiyatlara göre ve toplam saatlerine göre kurs sayılarını gösteren grafikleri ekle

Şimdi 2. merak ettiğim bilgi için grafiği oluşturuyoruz. Rapor alanına price ve course_id  sütunlarını alıyoruz. Grafiğin tipini kümelenmiş çubuk grafiği (Clustered bar chart) olarak değiştiriyoruz. Kaç adet olduğunu göstermek için Format alanının altından Data Label( Veri etiketleri) aktif ediyoruz. Display units ( Görüntüleme birimi) None olarak değiştiriyoruz. Bu aşamada değerlerin çok fazla olduğunu görmüşsünüzdür. Karttaki gibi Course_ID sütunu için işlemi Count(Sayma) olarak değiştiriyoruz.

fiyatlaragöre kurs sayıları

Üsttekinin bir benzerini saatler için de yapıyoruz. Price yerine content_duration olarak değiştirip onu da rapor ekranına ekliyoruz. Bunun için mevcut görseli kopyalayabiliriz.

saatlere göre kurs sayıları

Konularına Göre ve seviyelerine (level) göre kurs sayılarını gösteren grafik ekle

Rapor alanına subject ve course_id  sütunlarını alıyoruz. Grafiğin tipini kümelenmiş sütun grafiği (Clustered column chart) olarak değiştiriyoruz. Kaç adet olduğunu göstermek için Format alanının altından Data Label( Veri etiketleri) aktif ediyoruz. Display units ( Görüntüleme birimi) None olarak değiştiriyoruz. Bu aşamada değerlerin gene çok fazla olduğunu gene görmüşsünüzdür. Bununla diğer grafiklerde de uğraşmamak için course_id sütununa tıklayıp yukarıdaki column(sütun) sekmesinden Summarization (Özetleme) alanında tercihimi Count(Distinct) [Say(Tekil)] olarak seçiyoruz ve son defa hali hazırdaki grafiğimizde course_id sütununu saydıracak şekilde değiştiriyoruz.

Üsttekinin bir benzerini leveller için de yapıyoruz. Subject yerine level olarak değiştirip onu da rapor ekranına ekliyoruz. Bunun için yine mevcut görseli kopyalayabiliriz.

konularına göre kurs sayıları -2

Yıllara göre yayınlanan kurs sayılarını gösteren grafik ekle

Gelelim ekleyeceğimiz diğer grafiğe… Orada bir published_timestamp sütunu gördüm ve bunu kullanmak istedim. Bakalım hangi yıl daha fazla yükleme yapılmış? Bunun için published_timestamp ile course_id yi sahneye alıyoruzBu sefer stacked area chart(yığılmış alan grafiği) kullanacağız. Bu grafiği oluşturduktan sonra yılların hepsinin gözükmediği sadece bazı yılların gözüktüğünü fark etmişsinizdir. Bu tarihlerin genel olarak sürekli olarak devam etmesinden kaynaklanır. Bunu düzeltmek ve her yılı grafikte görmek için format sekmesine gidiyoruz ve X-Axis başlığının detayına geliyoruz. Burada Type’ı Categorical(Kategorik) olarak değiştiriyoruz.

Tablo ekle

Ekranımız giderek daha mı karmaşık oluyor ne? Merak etmeyin sonda o kadar da gözünüze karmaşık gelmeyecek! 😎 Ancak, şimdilik kaosu biraz daha arttıracak bir işlem daha yapacağız ve tablo ekleyeceğiz. Ben burada kursların web linklerini de gördüm ve tablodan ilgili linke tıklayınca oraya gitmesinin güzel olacağını düşündüm. Aynı fikirdeysek buyrun. Tablomuzda olacak sütunlarımızı alalım: url, course_title, subject, published_timestamp, num_lectures, num_reviews, num_subscribes. Buradaki esas konu URL olarak bir alanı tanımlamak aslında. url  sütununu seçerek Column(Sütun) sekmesinde Data Category (Veri Kategorisi) alanını Web URL olarak değiştiriyoruz ve tabloda artık url alanını alışkın olduğumuz altı çizgili mavi renkli yazıya dönüştürüyor. Üzerine bir düzenleme daha yaparak bunu simgeye dönüştüreceğiz. Bunu da tablonun format kısmındaki Values(Değerler) alanındaki URL Icon butonunu aktif ederek yapıyoruz.

tabloTemelde ekleyeceğimiz herşeyi ekledik. Şimdi sıra bunları düzenlemeye geldi. Burada iki farklı tarz izleyebilirsiniz. Burada verileri bilmediğimiz için aslında önce neler çıkarabileceğimizi görmek adına önce grafikleri oluşturduk. Bir başka versiyonda kafanızda canlanan alanlar varsa siz direkt olarak önce görsel düzenlemelerle başlayabilirsiniz.

5-Sayfayı Düzenle

Spoiler: Bu noktadan sonra dağınık sevenler üzülecek. 

Bir raporu kurumsal gösteren etmenlerin başında logo gelir. İnternetten udemy’nin logosunu indiriyoruz. Bunu Power BI ‘da içeri alıyoruz. Insert(Ekle) sekmesinden Image(Görsel) seçeneğine basarak udemy görselini ekliyoruz. Logoları genelde sol yukarı koyuyoruz, bu yüzden bunu da sol yukarı taşıyabiliriz.

image ekle

Bundan sonra sayfanın arka planını değiştiriyoruz. Sayfa arka planı için F6F6F6 kodunu kullanacağız. Tablonun daha fazla satırının gözükmesi için sayfa boyutunu da 16:9 dan custom a alıp heigh(yükseklik) değerini 920 yapıyorum. Bundan sonra Udemy ‘nin rengine daha yakın olacak Temperature temasını seçiyorum. Temadan sonra grafiklerimdeki tüm renkler koyu laciverte dönüşmüş şekilde karşımıza çıkıyor. Hepsinin aynı renk olmasını istemiyorum. Bu sebeple ikisinin rengini değiştiriyorum. CTRL ile çoklu seçim yapabilirsiniz.

grafik rengi degistir

Bundan sonra grafiklerin yerlerini değiştiriyorum. Kartımızın genişliğini ayarlıyoruz. İki tane clustered bar chart grafiğini sağ ve sol kenarlara koyup ortalarına diğer grafikleri koyacağız. Grafiklerin aralarında gri arka planın gözükmesini tercih edip buna göre genişlikleri ve yakınlıkları ayarlayacağız. Grafikleri yerleştirdikten sonra daha tatlı bir görünüm için yuvartılmış kenar kullanacağız. Bunun için tüm grafiklerin Format sekmesindeki Border (Kenarlık) alanını aktif ediyoruz, rengini beyaz yapıyoruz ve radiusu(açı) en sona getiriyoruz.

grafikyeridegistir

Son olarak tablomuza son şeklini veriyoruz. Kalan boşluğu ben tablonun sütun başlıklarını ve değerlerini büyütürek, sütun genişliklerini arttırarak kapatmayı tercih ettim. Boşluğa küçük bir grafik de ekleyebilirsiniz.

tablo

Bittttiiiiiiiiiii. Tüm bu adımlarla tutup sürükleyerek Power BI ile hızlı temel bir rapor oluşturduk. Umarım, yazı akarken birilerini yolda kaybetmemişizdir ve hoşunuza gitmiştir. Bu raporun üstüne daha çok geliştirme yapmak isteyenlere şimdiden kolay gelsin, eminim harika görseller çıkacaktır! Power BI ile ilgili başka makalelerimize göz atmak için size hızlı bir başlangıç linki bırakıyorum. Kendinize iyi bakın.

Good game well played

Power BI – 2020 Nisan Ayı En Beğendiklerimiz

Merhabalar sevgili okur! Bu yazımızda Power BI Nisan ayı güncellemelerini konuşacağız. Bu ayın güncellemeleri için “Tonla özellik geldi.” gibi bir tabir kullanılmış. Şimdi her şey gün yüzüne çıkacak! Size de bu konuda fikir vermek için hemen aşağıya neler olduğunu derledim.

Görselleri Kişiselleştirme (Ön İzleme)

Uzaklık anlatır: “Te”. Bunu te ne zaman anlatmışlardı gelecek diye. Sonunda kullanıcılara sunulduğu ay, bu ay oldu. Değişik bir özellik ile karşı karşıyayız. Normalde rapor oluştururken süreç şöyledir: Rapor tasarımcısı raporu oluşturur, kullanacak belli başlı kişilerin fikirleri alınır, bu doğrultuda grafikler, yerleri vs değiştirilir, rapor kullanıcılara açılır. Bütün bu sürecin ardından hala “Şu grafik şöyle olsa daha güzel olur”, “Ben bu grafikten birşey anlamıyorum, sütun grafiği olmaz mı?” diyenler oluyor tabi ki. O noktada bu özellik devreye girip “ne şiş yansın ne kebap” diyerek grafiklerden memnun olmayan kişilere “Sen isteğine göre düzenle madem…” diyor.

Tabi bunun için app.powerbi.com adresinde raporun ayarlarında bu özelliğin aktif hale getirilmesi gerekiyor. Aynı zamanda power bi desktop uygulamasından da açabiliyorsunuz. Grafik olarak da bu rapor tasarlanırken içinde hangileri varsa tümü seçenek olarak gelmiş oluyor. İşin daha da ilginç kısmı sadece grafiği değiştirmekle kalmıyorsunuz, aynı zamanda grafiğe eklenmiş alanları da değiştirebiliyorsunuz. Yani gün sonunda bu özellikle raporun kullanıcıları sizin en başta oluşturduğunuz rapordan bambaşka birşey görüyor olabilirler. Rapor tasarımcılarının kimin bu özelliği kullanıp değişiklik yaptığını bilmesinin ileriki noktalarda bir ihtiyaç haline geleceğini düşünüyorum.

Göreli Zaman Filtresi

Power BI’ da filtreleme için genellikle yıl ve ay kullanıyoruz, gün bazında gösterim için de grafiği tercih ediyoruz. Bazı durumlarda konuşma dilinde alışageldiğimiz filtre kalıplarını kullanmak istiyoruz: “Geçen ay”, “Son 3 ay”, “Gelecek 1 hafta” vs. Bu filtreler relative(göreli) filtre diye geçmekte. Bu ayki güncellemeyle tüm bu filtrelere ek olarak Relative Time filtresi geliyor. Bununla da saat, dakika filtresi ekleyebiliyoruz.

relative time filter

Dikdörtgen Kement Seçimi

Gözlerimiz yollarda kaldı! Sen nerdeydin nerdee?! :'( . Rapor oluştururken çok göz yaşı döktük, sonunda geldi. İnsanın zoruna gidiyor PowerPoint’de herşeyi farenizle sürükleyerek seçip burada seçememek… Heyacanımı maruz görün. Kontrole basılı tutarak bu seçme işini Power BI Desktop ‘da da artık yapabiliyoruz. Power BI nisan ayı güncellemenin en iyisi bu bence. 😁

rectangular lasso select

Koşullu biçimlendirme için gelişmiş keşfedilebilirlik

Hani mutluluğu ararmış gibi umutsuzca ifadelerin yazıları, renkleri için koşullu biçimlendirme alanını arıyorduk ya artık onu direkt olarak görünür yapmaya ve ilgili yerlerin hemen yanlarına getirmiye karar vermişler. Bu özellik bu kadar😊

conditional formatting

Tablo ve Matristeki toplamlar ve alt toplamlar için koşullu biçimlendirme

Değerlere koşullu biçimlendirme uyguluyor ve bunu çok seviyoruz. Bunun yanında her seferinde “Toplamlarda neden uygulayamıyoruz?” diye soruyorduk. Çok oylanan bu özellik bu ay gelmiş bulunmakta. İstersek değerlere, istersek değerler ve toplamlara beraber veya sadece toplamlara uygulayabiliyoruz. Güzel!

SORU-CEVAP’ a soru öner

Soru&Cevap başlığını şu güncelleme yazısında ayrıntılı bir şekilde yazmıştım. Bunun üstüne Soru&Cevap görseline yeni bir özellik ekleniyor. Artık soru önerebiliyoruz. Rapora soru-cevap alanı koyduğumuzda rapor kullanıcıları için önerilen birkaç başlığı da bu şekilde belirlemiş oluyoruz.

SORU-CEVAP’da ölçü kullanımı

Soru-Cevapları Öğret’in ilk sürümünde yalnızca sütunları kullanabiliyorduk. Şimdi ise ölçü desteği de geldi. Artık ölçü değerlerini kullanarak  “Belli bir değerden fazladır” ya da “Belli bir değerden düşüktür” gibi ibareler kullanabileceğiz. Böylelikle artık daha kullanışlı.

Sayfa Yenilemesi için Değişikli Tespiti Algılaması

Bu ay, otomatik sayfa yenilemesi için yeni bir seçenek sunuldu. “Otomatik sayfa yenilemesi neydi?” diyenler için şu güncelleme yazısına göz atabilirsiniz. Sürekli yenileme senaryoları için kullanışlı bir özellik. Sayfa yenilemesini 1 saniye olarak ayarladığınızda veride herhangi bir değişiklik olsa da olmasa da sayfayı sürekli yeniliyordu ve bu bakıldığı zaman o kadar sık değişmediği zamanlar için verimsiz bir kullanım şekli. Bu sebeple yeni bir yaklaşım oluşturdular. Bu yaklaşımda “Değişiklik algılaması” isimli özel bir ölçü oluşturuluyor.

Bu ölçüde hesaplama metodunu seçip değişikliğini izleyeceğiniz alanı ve bunu ne kadar süreyle yapabileceğimizi seçiyoruz. “Change Detection” ‘ın hemen solunda gördüğümüz elmas ise bize bunun sadece Premium’da kullanabileceğimizi söylüyor. 😢 Bu özelliği “Sayfa Yenilemesi” özelliğini açtığınızda bu alana eklemeniz gerekiyor. Bunun haricinde bu özellik sadece Direct Query’de kullanılabiliyor. Her .pbix dosyası için bir tane bu özel ölçü oluşturabilirsiniz. Premium kapasite yöneticisi bunu yönetici portalında açmalıdır.

Yeni Görseller

Radar Chart

Radar Chart kullanmayı seviyorum. Güçlü ve zayıf alanları göstermek için kullanışlı olduğunu da düşünüyorum. Bu konuda yeni görseller gelmiş.

Çizgi Roman

KPIlara göre gösterilebilecek poz ve ifade içeren ilginç bir görsel oluşturulmuş.

 

Nisan ayının güncellemeleri burada bitiyor. Nisan güncellemesini indirmek için buraya tıklayabilirsiniz. Daha neler ile karşılacağımızı merakla bekliyorum. Kendinize iyi bakın.

Good game well played.

XCode’da Build Numarası Otomatik Olarak Nasıl Artırılır?

Yazılım geliştirirken karşılaştığımız kod dışında kalan birçok zorluk vardır. Bunlardan bir tanesi test. Beta dağıtımı hangi sağlayıcı üzerinden olacak? CI-CD süreçleri nasıl olacak? Kod nerede saklanacak? Teknik bilgi takım içerisinde nasıl dağıtılacak? Versiyonlama nedir? Build Numarası nedir? Uygulama yayınladıkça 1.0 dan 2.0 a çekilen Apple Store’un artırmamızı istediği sayıdan ibaret midir? Ve daha bir sürü soru aklımıza gelmektedir.

Yazılım geliştirmede karşılaştığımız sorunlardan bir tanesi de versiyonlamadır. Günlük hayatımızda kendisiyle sıkça karşılaşırız. Kullandığımız yazılımsal ürünlerin menüsünde, profil sayfasında, ayarlar sayfasında, sağında, solunda… v1.4.3 veya x.y.z gibi numaralandırmalar illaki gözümüze çarpmıştır. Bunlar versiyonlamanın ta kendisidir. Peki neye göre ve nasıl yapılır bu versiyonlama? Neye göre ve nasıl yapıldığı, firmanın sektördeki pozisyonuna, yaptığı işlere veya geliştiricinin keyfine göre tamamen farklılık gösterebilecek bir durumdur. Dünya genelinde sabit bir versiyonlama tekniği olmamakla birlikte, kullanılan teknikler birbirleriyle oldukça benzerdir. En yaygın kullanılanı da semantik versiyonlamadır. Biz de Peakup Labs mobil geliştiricileri ekibi olarak bu versiyonlama tipini kullanmaktayız. Semantik versiyonlamanın detaylarını buradan öğrenebilirsiniz. Versiyonlama konusunda bir çok Türkçe kaynak da vardır bu arada.

Build Numarası Nedir?

Çok temel bir şekilde anlatacağım. Bir yazılım ürününü geliştirirken genel olarak tüm ürünü bir anda ortaya koymuyoruz. Başlıyoruz bir şeyler yapıp kullanıcıya/tester a/yöneticiye… yolluyoruz. Yolladığımız kişi bakıyor ve şunları ekleyebilir miyiz, bunları değiştirebilir miyiz, şurada hata var… şeklinde geribildirim veriyor. Yapıyoruz tekrar gönderiyoruz. Peki gönderdiğimiz kişi bu 2 ürünü nasıl ayırt edecek? İşte burada versiyonlama ve build numarası devreye giriyor. İlk ürünümüzün numarası 1.0 iken ikinci ürünümüzün numarası 1.1 olduğu zaman, ikinci ürünün daha sonra çıktığını kullanıcı kolayca ayırt edebiliyor. Bazen 2. ürün yerine 1.ürünü kullanan bir kullanıcı olduğu ve 1.1 de düzelttiğimiz bir hatadan bahsettiği zaman direkt olarak kendisine 1.1 sürümünü indir orada o hatayı çözdük diyebiliyoruz mesela.

Build numarası da versiyon numarası da ürünü kimliklemek için kullanılan numaralardır.

Bu numaraların tek görevleri tabiiki kullanıcının sürümleri ayırt edebilmesi değildir. Aynı zamanda AppleStore veya Google Play Store aynı sürüm numarasına sahip build ları güncelleme olarak görmediği için yayınlamamaktadır. Belirli bir şekilde Build numarasının ve versiyon numarasının artırılması gerekmektedir. Versiyon numarası elle artırılabilir. Çünkü güncellememizin büyüklüğünü sistem bilemez belirleyemez bunu bilen bizzat geliştirici olduğu için genel olarak kendisinin artırması daha uygun oluyor. Ancak Build numarasını sürekli elle artırmak gerekmez. Adı üstünde Build numarası. Her Build’da artırılır. Bunu sürekli elle artırmak gibi bir iş bence Geliştirici olmanın ruhuna aykırı. Yazdığımız sistemi, uygulamayı otomatiğe bağlamaya çalışırken build numarasını sürekli elle artırmak resmen çelişkidir 🙂

IOS Ortamında Versiyonlama Sistemi

Şimdi gelelim fasülyenin faydalarına. Bu yazıda build numarasını nasıl otomatiğe veya git commit sayısına bağlayabileceğimizi anlatacağım. iOS uygulamaları yukarıda da bahsettiğimiz gibi 2 ayrı tipte versiyon numarasına sahiptir.

  • Short bundle version string CFBundleShortVersionString (e.g. 1.12)
  • Build Number CFBundleVersion (e.g. 190)

Her “Short version” içinde birden fazla build barındırır. Build ların herbiri de “Bundle Version” a tekabül eder. Yani build numarası her build yapıldığında artırılırken Versiyon numarası birkaç build dan sonra artırılır. Alttaki ekran görüntüsünde gördüğünüz üzere 1.4 Versiyon numarasına sahip sürüm, 34 ve 35 numaralı 2 farklı build barındırıyor.

Versiyon ve build numaralarından gereğinden uzun bahsettiğimize göre artık sadede gelip Build numarasını otomatik olarak nasıl artırabileceğimize geçelim. Çok basit bir Shell script kullanarak bunu başarabiliriz

buildNumber=$(/usr/libexec/PlistBuddy -c "Print CFBundleVersion" "${PROJECT_DIR}/${INFOPLIST_FILE}")buildNumber=$(($buildNumber + 1))/usr/libexec/PlistBuddy -c "Set :CFBundleVersion $buildNumber" "${PROJECT_DIR}/${INFOPLIST_FILE}"

Yukarıdaki script plist dosyasındaki build numarasını alır, 1 yükseltir ve elde edilen yeni sayıyı XCode’un PlistBuddy özelliğini kullanarak plist dosyasına geri yazar.

  • ${PROJECT_DIR} :  Ana projenin tam yolu
  • ${INFOPLIST_FILE}:  Info.plist dosyasının tam yolu

XCode’da Build Numarasını Otomatik Olarak Artırmak

İyi güzel hoş da XCode’da bunu nasıl yapabiliriz? Öncelikle bu yazı XCode 11.4 versiyonunu kullanarak yazılmıştır. İlerleyen XCode sürümlerinde bir şeylerin yeri değişirse eğer yazı güncellenecektir. Eğer güncellenmemişse bize ulaşmanız yeterlidir anında güncellenir. Adım adım yazdıklarımızı uyguladığınız takdirde Build numarasını otomatik olarak artırabilirsiniz.

    1. Uygulama Target alanını, ardından Build Phases sekmesini seçiyoruz
    2. Yeni bir Script eklemek için yukarıdaki + butonuna basıyoruz
    3. Açılan pencereden New Run Script Phase‘i seçiyoruz
    4. Yeni Script ekranı açılınca, alttaki ekran görüntüsünde gördüğünüz bölüme yukarıda yazdığım script parçasını yazıyorsunuz. Bu arada bu scriptin adını da değiştirebiliyorsunuz. İsimlendirme ımmm severiz
    5. Projeyi Build ettiğiniz zaman Build numaranız otomatik olarak artırılacaktır.

Build numarasını bu şekilde artırmak her ne kadar güzel bir yaklaşım olsa da ben bir türlü sevemedim. 🙄

İçinizden “ya arkadaş bu kadar yazıyı boşa mı yazdın buraya kadar boşa mı okudum seni tatmin etmek için daha nasıl build numarası artıralım?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Bu yaklaşım Build numarasını artırmakta Best Practice değil. Peki nedir bu konudaki Best Practice?

Tabiiki Build numarasını Git commit sayısına bağlamaktır. 

Build Numarasını Git Commit Sayısına Nasıl Bağlayabilirim

Eğer build numarasını git commit sayısına eşitlerseniz, build numarası arşa çıkmış olmaz. Ayrıca Apple Store ve iş arkadaşlarımızın istediği gibi daima bir önceki sürümden fazla olacağı garantidir. Her build de bu numarayı artırmak, zaman içerisinde bu numaranın çok fazla artmasına neden olabilir. Peki bu numaranın çok fazla artmasının bir zararı var mıdır yoo. Tamamen keyfimden git commit sayısına bağlıyorum 🙂

https://gist.github.com/alparslandev/51ad5bc0192ad4d52ffcac02d5e3b541

Yukarıda paylaştığım gistte gerekli scripti yazdım. Sizin de gördüğünüz üzere Build numarasını Git commit sayısına bağlı olarak artırmak tabiiki mümkün. Gistteki scripti yukarıda anlattığım şekilde 4. adımda gösterdiğim boşluğa yazabilirsiniz.

iOS Development hakkındaki diğer yazılarımıza buradan
Android ve Kotlin üzerine olan yazılarımıza buradan erişebilirsiniz.

Ali iyi bir yazılım geliştiricidir. Kendini geliştirmeyi yeni şeyler öğrenmeyi çok sever. Build numarasını sadece Apple Store’a uygulama yayınlayacağı zaman öğrenenlerden değildir. Çok daha önceden versiyonlamanın ve build numarasının değerini öğrenmiştir zaten. Ali Apple Store’a güncelleme yollayamadığında “aa Build numarası 1.0 kalmış. 2.0 yapayım o zaman” diyenlerden değildir. Ali Build numarasını otomatiğe bağlar ve Versiyonlama numarasına da çok titiz bir şekilde dikkat eder.

Ali için sürüm notları da çok önemlidir. Ali hep güzel, anlaşılır, kullanıcının hoşuna gidecek sürüm notları yazar. Çok küçük bir uygulama yazıyor bile olsa versiyonlama sistemini düzgün kurar ve artırır. Sonuçta nasıl alışırsa öyle gider değil mi? Eğer Ali bir kere bile amaann salla gitsin derse bunun sonunun hayra alamet olmayacağını çok iyi bilir. Boş vermeye alışmanın eninde sonunda olmadık yerde çok büyük bir patlamaya ve prestij kaybına yol açabileceğini çok iyi bilir.

Ali gibi olun. Çalışın.

Kaynaklar

https://developer.apple.com/library/archive/technotes/tn2420/_index.htmlhttps://crunchybagel.com/auto-incrementing-build-numbers-in-xcode/https://www.mokacoding.com/blog/automatic-xcode-versioning-with-git/https://fuller.li/posts/versioning-with-xcode-and-git/

PEAKUP’tan Evden Çalışma Kılavuzu / ICT Medıa

PEAKUP Evden Çalışma Kılavuzu Yayınladı!

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çoğu çalışan, salgın sebebiyle işlerini evden takip ediyor. Bu durum işverenler için, dijital platformlar üzerinden uzaktan çalışma süreçlerine geçmeyi ve adapte olabilmeyi zorunlu hale getirdi. PEAKUP; hem evden çalışanlar hem de işverenler için rehber niteliğinde bir kılavuz hazırladı. İşte kılavuzdan dikkat çekenler…

Dijital İş Yeri Kavramının Önemi Arttı

Koronavirüs pandemisiyle birlikte hızlı bir şekilde evden çalışmaya adapte olmamız gerekti. İnsanların sağlıklarını tehlikeye atmamak ama bir yandan da iş süreçlerini devam ettirmek zorunda olan şirketler çeşitli platformalar kullanarak işlerini sürdürmeye başladılar. Bu noktada sıkça duymaya başladığımız “Dijital İş Yeri” kavramı da önemini bir kez daha hatırlatmış oldu. Beklenmeyen bir anda evden çalışma konumuna geçen şirketlerin iş yapış modelleri değişti. Bu süreçte en önemli konulardan biri de çalışanların birbiriyle olan iletişimlerinin kesintisiz ve sürekli olmasını sağlayabilmek ve motivasyonlarını canlı tutabilmek oldu. Velocity ve Microsoft Teams deneyimleriyle online sistemlerde doğru ve verimli çalışmanın nasıl olacağını anlatan PEAKUP, hazırladığı kılavuzda dosya paylaşımı, görüntülü görüşme, chat odaları ve telekonferans seçenekleri gibi konularda tavsiyelere yer verdi.

Evden çalışırken en çok hangi özellikleri arıyoruz?

Öncelikle çalışanların dijital platformlardan en çok hangi işlevleri beklediğinin tespit edilmesi gerektiğini belirten PEAKUP COO’su Kadircan Toprakçı, sıralamayı şöyle yapıyor: “Bildirimlerin alındığı ve filtrelendiği etkinlik alanı, belge ve fotoğraf paylaşılan bir chat odası, arşivdeki dosyalara kolayca ulaşabilme, dosyalar üzerinde ekip arkadaşlarıyla eş zamanlı çalışabilme, görüntülü görüşme, duyuru paylaşma ve toplantı organize edebilme. Elbette tüm bunları doğru bir şekilde yapabilmek için gerekli olan şey iyi bir internet bağlantısı ve güvenli bir bilgisayar, tablet veya telefon. İşte tüyolar bu ilk andan başlıyor.”

Bilgisayar: Kişisel bilgisayarınız iyi bir sistemle tam koruma altına alınmamışsa güvenlik açısından şirket bilgisayarınızı kullanmanızı tavsiye ederiz. Koruması zayıf olan bir cihazdan güvenli olmayan Wi-Fi ya da 4G/5G bağlantılarını kullanmanız sizi hüsrana uğratabilir. Eğer ofis bilgisayarınızın da yeteri kadar güvenli olduğuna inanmıyorsanız hemen IT birimiyle diyaloğa geçmenizde fayda var. Aksi taktirde tüm şirket bilgilerinize girilebilir ya da arşiv dosyalarınız zarar görebilir. Ofis bilgisayarınızdan bağlandığınız şirket hesaplarınızın parola güvenliği de verileriniz için ayrı bir önem taşıyor. Parola güvenliğinizi en üst seviyede tutmak, mümkün olduğunca güncellemek ve basit parolalardan kaçınmak gerekiyor.

İnternet bağlantısı: Dijital çalışma ortamının en sevimsiz yanı önemli bir toplantının ortasında internetin kesilmesi ya da yavaşlamasıdır. Yoğun dosya paylaşımı veya video görüşmesi ihtiyaçları olan bireylerin internet paketlerinin yükleme (upload) kotalarını arttırmak basit bir çözüm olabilir. Bunun dışında WiFi ağlarında sorun yaşanması durumunda mobil telefonlar aracılığıyla 4.5G internet erişiminin “Personal Hotspot” özelliğini mobil cihazlarda aktif hale getirmek mümkün. Muhasebe, İnsan Kaynakları uygulamaları ve benzeri şirket verilerini içeren kaynaklara erişimde en güvenli yol, BT ekipleri tarafından sağlanmış Sanal Masaüstü (Virtual Desktop) uygulamalarının tercih edilmesi olacaktır. Tüm ekibin kurumsal ağa güvenli bağlanabilmesi ve ağ trafiğinin tek bir tünelden geçirilmesi için mutlaka VPN kullanmalısınız.

İşletim sistemleri: Her zaman işletim sistemleri ve uygulamaların en güncel sürümlerini kullanmayı tercih edin. En güncel işletim sistemi, sunduğu yeni özellikleri ile verimlilik katkısı olmasının ötesinde bulaşma ihtimali olan her siber tehlikeye karşın sürekli güvenlik güncellemeleri alarak önleyici koruma sağlayacaktır.

Arşivleme: Evden çalışırken iş bilgisayarınızdaki dosyalara erişmeniz gerekebilir veya bilgisayarınızda lazım olan bir dosyanızı silmiş olabilirsiniz. Özellikle uzaktan çalışırken belgelerinizin zaman ve mekândan bağımsız taşınabilir olması gerekebilir. OneDrive gibi bulut depolama çözümlerinden yararlanarak tüm belgelerinizi güvenle saklayabilir ve herhangi bir olumsuz sonuca karşı önceki versiyonlara dönmek veya silinmiş bir ögeyi kurtarmak gibi önemli aksiyonları alabilirsiniz.

Birlikte çalışma ortamı: Ofiste çalışırken iş arkadaşlarınızla birlikte çalışma fırsatı bulabiliyordunuz. Ancak uzaktan çalışma sürecinde ortak olarak yapmanız gereken işlerde fiziksel olarak birlikte olamıyorsunuz. MS Teams gibi uygulamalar bu süreçte size destek oluyor. Sadece uzaktan çalışma süreçlerinde değil tüm ofis ortamınızı birlikte çalışma alanına taşıyabiliyor, belge ve dokümanlarınız üzerinde iş arkadaşlarınızla ortak düzenlemeler yapabiliyor, video görüşme, sohbet, ofis dokümanları gibi günlük rutininizde yer alan iş süreçlerinizde pek çok içeriği tek bir platformdan takip edebiliyorsunuz.

Küçüklere karşı güvenlik: Bu madde özellikle çocuklu çalışanlar için. Ara verdiğiniz sırada meraklı çocuğunuzun istemeden çalıştığınız dosyaları silmesine karşı mutlaka ekran kilidi ve parola koymalısınız. Özellikle bu noktada Windows 10 sürümüyle birlikte ücretsiz gelen Dynamic Lock özelliğinden faydalanabilirsiniz. Bilgisayarınızdan uzaklaştığınız anda telefonunuzla senkronize ettiğiniz Dynamic Lock bilgisayarınızı kilitli moda geçirecektir.

Toplantılar: Online çalışmaya geçilmesiyle birlikte toplantı, etkinlik ve eğitimler de iptal edilmeye başladı. Ancak iş süreçlerinin devam etmesi için gerekli olan toplantı veya eğitimlerin aksaması işleriniz için sıkıntılı süreçler yaratabilir. MS Teams üzerinden yapabileceğiniz görüntülü toplantılar ve canlı etkinliklerle iş programınızı aksatmadan sürdürebilirsiniz. Örneğin, toplantılara telefon, tablet ve bilgisayarlarınızdan katılabilir, toplantı yaparken bir yandan da yazışabilir, dosya veya ekranınızı paylaşabilirsiniz.

İş arkadaşlarıyla sosyalleşme: Bu madde hem çalışanlar hem de işverenler için. Sürekli evde kaldığımız, sosyalleşme imkanımızın kısıtlandığı bu süreçte sadece iş süreçlerinizi ilerletmek değil, MS Teams veya Velocity gibi iç iletişimi güçlü tutan platformlarla çalışanlarınızın motivasyonunu arttırabilmeniz de çok önemli. Film önerilerinizi paylaştığınız, görüntülü konuşabildiğiniz gruplar oluşturabilir, karşılıklı kahvelerinizi içebilirsiniz. İletişiminizi dijital platformlar üzerinden sürdürebilir ve eğlenceli hale getirebilirsiniz.

Ücretsiz Uzaktan Eğitim: Kılavuzun içeriği bunlarla sınırlı değil. Her geçen gün yeni şeyler öğrendiğimiz ve birçok soru ve sorunla karşılaştığımız uzaktan çalışmayı daha da kolaylaştırmak için PEAKUP, dileyen herkesin ücretsiz olarak ulaşabileceği uzaktan eğitimler de veriyor. Her Salı, Çarşamba ve perşembe günleri “Uzaktan Çalışma Pratikleri” eğitimleri veren PEAKUP, takipçilerinden gelen talepler doğrultusunda yeni eğitim konularına da açık. Eğitimler sırasında eğitimcilere soru sorulabiliyor, ekran paylaşımıyla destek alınabiliyor.

Eğitimleri linke tıklayarak takip edebilirsiniz.

Velocıy Dünyanın en iyi 8 Teams uygulaması arasında / Hürriyet

PEAKUP tarafından geliştirilen dijital iş yeri platformu Velocity, dünyanın en iyi 8 uygulamasından biri seçildi. Microsoft Teams Store’a yüklenen binlerce uygulama arasından seçilen Velocity, tek Türk uygulama oldu. Merkezi Amerika Seattle’da bulunan Microsoft Corp. tarafından yapılan değerlendirmede, kullanıcı kolaylığından yaygınlığa birçok kriter ele alındı.

Microsoft Teams‘e entegre edilen globaldeki tüm uygulamalar arasında ilk 8 uygulamadan biri olan Velocity, en çok fayda üreteceğine inanılan stratejik uygulama, dijital pazarlamada yetkinlik sahibi uygulama ve global yaygınlık elde etme potansiyeline sahip uygulama olarak değerlendirildi.

Tüm dünyanın konuştuğu “dijital iş yeri” kavramı, barındırdığı bulut hizmetleri, mobilite ve yapay zeka uygulamaları ile coğrafi bariyerleri kaldırması ve bilgiye 7/24 ulaşılmasını sağlaması açısından gittikçe daha fazla önem kazanıyor. Çalışan bağlılığını artırması, birlikte çalışma ve verimlilik açısından fark yaratması, içerik/doküman yönetimi ve iş süreçlerini kolaylaştırması da dijital iş yeri uygulamalarının önemli hedefleri arasında yer alıyor. Bu hedeflere ulaşmak üzere geliştirilen Velocity, kolektif yapısı sayesinde çalışanların etkileşimini artırıp kurumlara verimlilik sağladığı iddiasında.

Dijital platformlar üzerinden çalışmaya önyargılı yaklaşan çalışanlar için hızlı yoldan uyum sağlayabilmeleri dijital iş yeri olmanın ilk adımı olan kurum içi iletişim platformlarından geçiyor. İletişim süreçlerini dijitalleştiren ve kullanımı en basit haline getiren bir intranet platformu olan Velocity, şirketlerin dijital dönüşümdeki en önemli yardımcılarından biri.

Bugün tüm dünyada 75 milyon günlük tekil kullanıcıya, 200 milyon günlük toplantı katılımcısına ev sahipliği yapan Microsoft Teams, dijital iş yeri platformu Velocity ile entegre olabiliyor. Velocity, Microsoft Teams üzerinden kullanıldığında da dosyalarınıza, duyurulara, KVKK, aydınlatma metinleri ve iş prosedürlerine, belgelerinize, burç yorumlarınıza, servis saatlerinize ve daha birçok bilgilendirmeye kolayca ulaşmanıza yardımcı oluyor. Bu sayede tüm çalışanlara aynı anda ve hızda ulaşabiliyor ve iletişiminizi tek bir çatı altından merkezi olarak sürdürebiliyorsunuz.