PEAKUP, Türkiye’de İlk ve Tek Microsoft Frontier Partner Oldu

Microsoft, global partner ağındaki en üst düzey yetkinlik ve etki statüsü olan Frontier Partner ünvanını aldığımızı duyurmaktan ve bu ünvana sahip ilk ve tek Microsoft Partneri olmaktan gurur duyuyoruz.

14 yılı aşkın süredir kurumların dijital dönüşüm yolculuklarına eşlik eden bir teknoloji ve çözüm ortağı olarak, Microsoft tarafından verilen Frontier Partner statüsünü alan Türkiye’deki ilk ve tek iş ortağı olarak konumlandık. Bu tanınırlık; teknoloji ve dijital dönüşüm alanında kararlılıkla sürdürdüğümüz çalışmaların, derin uzmanlığımızın ve dönüşüme liderlik eden yaklaşımımızın global ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.

Microsoft Frontier Partner Nedir?

Microsoft Frontier Partner programı, global partner ağı içinde yalnızca seçkin iş ortaklarına verilen en üst düzey işbirliği statüsüdür. Bu programa dahil olmak için teknik yeterlilik tek başına yeterli değildir. Frontier Partner’lar; pazarda ölçeklenebilir etki yaratan, müşterilerinin dönüşüm yolculuklarında stratejik rehberlik sunabilen ve ekosistem içinde referans noktası haline gelen organizasyonlar arasından seçilir.

Bu statüyü taşıyan iş ortakları, teknolojiyi tek başına bir araç olarak değil, iş değeri ve sürdürülebilir büyüme yaratan bir yapı taşı olarak ele alır. Microsoft’un dünya genelindeki geniş partner ağında bu tanınırlığa sahip şirket sayısı oldukça sınırlıdır.

Yaklaşımımız ve Etki Alanımız

Frontier Partner olarak tanınmamız, yıllara yayılan istikrarlı çalışmamızın ve disiplinli uzmanlık yaklaşımımızın doğal bir sonucudur. Yapay zeka, bulut bilişim ve modern iş uygulamaları alanlarında uzmanlaşmış ekiplerimizle bugüne kadar 1.000’i aşkın kuruma ve 1.000.000’dan fazla kullanıcıya uçtan uca dijital çözümler sunduk.

Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında yer alan holding ve grup şirketleri dahil olmak üzere üretim, lojistik, perakende ve ilaç sektörlerinde zengin bir çözüm ve servis ağı oluşturduk. ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikasına sahip bir organizasyon olarak yetkinliklerimizi yalnızca teknik mükemmeliyet üzerinden değil; ölçeklenebilirlik, benimsenebilirlik ve sürdürülebilir etki kriterleriyle ele alıyoruz.

Bu Tanınırlık Ne Anlama Geliyor?

Bu tanınırlıktan büyük bir gurur duyuyoruz. Frontier Partner statüsü, bugüne kadar ortaya koyduğumuz çalışmaların ve etki alanımızın güçlü bir göstergesi olduğu kadar, önümüzdeki dönemde üstleneceğimiz sorumlulukların da altını çiziyor. Bu konumlandırmayı sembolik bir unvan olarak değil; teknolojiye, müşterilerimize ve iş ortaklarımıza duyduğumuz uzun vadeli taahhüdün ve yüksek sorumluluk bilincimizin bir ifadesi olarak değerlendiriyoruz.

Etki alanımız yalnızca hayata geçirdiğimiz projelerle sınırlı kalmıyor. Sektörde dönüşümün yönünü belirleyen, iyi uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlayan ve teknoloji ekosistemi genelinde standartları yukarı taşıyan bir rol üstleniyoruz. Türkiye’de ilk ve tek Frontier Partner olarak, daha geniş bir etki alanı yaratma, dönüşüme yön verme ve ekosisteme liderlik etme sorumluluğunu taşıyoruz.

Önümüzdeki dönemde bu sorumluluğun daha da büyüdüğünün farkındayız. Yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren çözümler sunmakla yetinmeyip, geleceğin iş modellerini şekillendiren teknolojik dönüşümlerde de kararlı adımlarla yol almaya devam edeceğiz.

 

2026’da En Çok Talep Görecek IT Rolleri: Teknolojinin Yeni Yıldızları

Teknoloji dünyası son yıllarda hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor. Yapay zekâ, bulut, siber güvenlik, veri yönetimi ve kurumsal dijital dönüşüm; şirketlerin işe alım stratejilerini tamamen yeniden şekillendiriyor. Peki 2026’da hangi roller en çok talep görecek? Global raporlar, teknolojik eğilimler ve şirketlerin yatırım alanları bu sorunun ipuçlarını fazlasıyla veriyor. İşte 2026 yılına damga vurması beklenen IT pozisyonları:

 

1. AI Engineer / Machine Learning Engineer

Yapay zekâ artık sadece bir trend değil çoğu şirkette temel iş süreçlerine entegre edilmiş bir yapı. 2026’da en hızlı büyüyecek alanlardan biri olacak.

Öne çıkan yetkinlikler: Python, TensorFlow, PyTorch, LLM entegrasyonları, MLOps.

 

2. Data Engineer & Analytics Engineer

Veri hacmi katlanarak artıyor ve şirketler veri altyapılarını modernize ediyor. 2026’da özellikle real-time data pipelines, data governance ve cloud data warehouse (Snowflake, BigQuery, Redshift) bilgisi öne çıkacak.

 

3. Cybersecurity Specialist / Cloud Security Engineer

Siber tehditlerin çeşitlenmesiyle bilgi güvenliği artık tüm şirketlerde kırmızı alarm konusu. 2026’da en çok aranan profiller:

  • Security Analyst
  • SOC Engineer
  • Cloud Security Engineer
  • IAM Specialist

 

4. DevOps Engineer / Platform Engineer

DevOps yıllardır trend başlıklardan birisi olmaya devam ediyor. 2026’da ise Platform Engineering bu alanın evrimi olarak öne çıkacak. Konteynerleşme ve otomasyon becerileri en kritik yetenekler olacak.

Teknolojiler: Kubernetes, Docker, Terraform, ArgoCD, GitOps, AWS/Azure/GCP.

 

5. Cloud Engineer / Multi-Cloud Architect

Şirketler artık tek bir buluta bağlı kalmak istemiyor: Multi-cloud stratejileri 2026’da standart hâline geliyor. Hem AWS hem Azure hem GCP bilgisi olan uzmanlar çok güçlü bir avantaja sahip olacak.

 

2026, teknoloji alanında birçok dönüşümün hız kazanacağı bir yıl olacak. AI, cloud, güvenlik ve veri odaklı rollerin çizdiği yol; hem adaylar hem de şirketler için yeni fırsatlar yaratıyor. Bu alanlarda uzmanlaşan profesyoneller sadece bugün değil, önümüzdeki birkaç yıl boyunca iş gücü piyasasının en güçlü oyuncuları olacak.

 

 

Hiring 2030: Adaylar Şirketleri Seçiyor, Şirketler Adaylara Başvuruyor 

İşe alım dünyası hızla evriliyor. Bir zamanlar adaylar CV’leriyle şirketlerin kapısını çalardı, şimdi ise roller değişti. 2030’a giderken artık şirketler, adaylara “bizimle çalışır mısın?” diye sormaya hazırlanıyor. 

Bugünün yetenek piyasası, klasik “ilan aç – başvuru bekle – görüş – teklif ver” döngüsünü çoktan aştı. Yetenek kıtlığı, globalleşme, uzaktan çalışma kültürü ve yapay zekâ ile birlikte artık iş değil, çalışan aranıyor. Üstelik bu çalışanlar sadece maaş ya da ünvan değil; anlam, değer uyumu ve özgürlük arıyor. 

 

Değişen Dinamik: Şirketler de Kendini Tanıtmak Zorunda 

Bir aday görüşmeye geldiğinde artık sadece kendini anlatmıyor. Tam tersine, şirket de bir “aday” gibi değerlendiriliyor.Kültürünüz, liderlik tarzınız, esneklik anlayışınız, teknolojiye yaklaşımınız, hatta işe alım sürecinizin deneyimi bile artık birer seçim kriteri haline geliyor. 

İşe alım profesyonellerinin görevi de bu noktada dönüşüyor:  

Artık sadece pozisyonu dolduran değil, şirketin hikayesini anlatan, markayı doğru yeteneklerle buluşturan bir elçi olmak gerekiyor. Biz PEAKUP İşe Alım Çözümleri Ekibi olarak bunu işe alım danışmanlığı süreçlerimizde bu durumla sıkça karşılaşıyoruz. 

Bir zamanlar adaylara şirketin rolünü anlatmak yeterliyken, bugün adaylar “ekibin kültürü nasıl?”, “uzaktan çalışma imkânı ne kadar esnek?”, “şirket gelişimime nasıl katkı sağlar?” gibi soruların yanıtlarını merak ediyor. Yani artık her görüşme bir karşılıklı seçim süreci. Adayın beklentisini anlamadan, sadece “uygun profili” bulmaya çalışmak günümüzde hiçbir işe yaramıyor. 

 

2030’a Doğru: Aday Merkezli Ekosistem 

2030’da işe alım süreçleri büyük olasılıkla tamamen kişiselleştirilmiş, veri destekli ve insan odaklı olacak. AI, uygun adayları saniyeler içinde bulabilecek; ancak onları kazanmak için insan dokunuşu hâlâ belirleyici olmaya devam edecek. 

PEAKUP İşe Alım Çözümleri Ekibi olarak işe alım danışmanlığında gözlemlediğimiz en güçlü örneklerden biri, teknik olarak “mükemmel aday” olmayan ama kültürel olarak ekiple müthiş uyum yakalayacağını hissettiğimiz kişilerin, işe girdikten sonra nasıl fark yarattıklarını gözlemlemek oldu. Yapay zekâ o uyumu ölçemiyor ama biz hissedebiliyoruz. İşte bu yüzden, geleceğin işe alım süreçlerine teknoloji hız katacak ama ilişkiyi kuran yine insan olacak. 

Bir şirketin “neden”i, “nasıl çalıştığı” ve “çalışanlarına ne kattığı” artık maaş teklifinden çok daha fazla önem kazanacak. Çünkü 2030’un çalışanı bir pozisyon aramayacak, kendini gerçekleştirebileceği bir topluluk arayacak. 

 

Geleceğin İşe Alımı, İlişki Yönetimidir 

İşe alımın geleceği, bir yarış değil, bir uyum süreci olacak. Adayın beklentisiyle şirketin kültürü buluştuğunda işe alım değil, uzun vadeli bir ortaklık başlıyor. 

PEAKUP İşe Alım Çözümleri Ekibi olarak yıllar içerisinde şunu çok net gözlemleme fırsatı edindik : Bir adayı doğru şirkete yerleştirmek sadece süreci tamamlamak değil, bir kariyer hikayesinin başlangıcına katkı sağlamak. Ve o hikayenin uzun soluklu olması için artık tek kriter “doğru CV” değil, doğru bağ kurabilmek. 

2030’a giderken asıl soru şu: Siz hâlâ aday mı arıyorsunuz, yoksa doğru insanın sizi seçtiği bir senaryoya hazır mısınız? 

 

Yıl Sonuna Doğru İşe Alım Süreçlerinin Verimli Yönetimi 

Yılın son çeyreğine girildiğinde, birçok şirket için işe alım süreçleri farklı bir dinamizm kazanır. Hem yılı kapatma hedefleri hem de yeni yılın iş gücü planlamaları, işe alım takvimini yoğunlaştırabilir. Bu dönemi verimli yönetebilmek, sadece mevcut ihtiyaçları karşılamak açısından değil, aynı zamanda bir sonraki yıla sağlam bir başlangıç yapmak için de kritik önem taşır. 

PEAKUP İşe Alım Çözümleri Ekibi olarak yılın bu döneminde dikkat ettiğimiz bazı temel noktaları paylaşmak istiyoruz. 

 

1. Hedefleri Gözden Geçirmek ve Önceliklendirmek 

Yılın ilk çeyreğinde belirlenen işe alım hedefleri, zaman içinde çeşitli nedenlerle değişmiş olabilir. Bu nedenle son çeyrekte, kalan açık pozisyonlar ve planlanan işe alımlar tekrar değerlendirilmelidir. 

  • Hangi roller kritik öneme sahip? 
  • Hangileri yeni yıla ertelenebilir? 
  • Mevcut kaynaklar ve zaman ile neler gerçekçi şekilde tamamlanabilir? 

Bu sorulara net cevaplar vermek, kaynakların verimli kullanılmasını ve doğru pozisyonlara odaklanılmasını sağlar. 

  

2. Mülakat Süreçlerini Etkin Şekilde Planlamak 

Kasım ve Aralık ayları, hem adaylar hem de şirket içindeki ilgili kişiler için yoğun geçer. Bu nedenle mülakat süreçlerinin mümkün olduğunca hızlı ve planlı yürütülmesi önemlidir. 

  • Takvim çakışmalarını en aza indirmek, 
  • Süreçte yer alan herkesin sorumluluklarını önceden netleştirmek, 
  • Adaylara geri dönüş sürelerini kısaltmak 

gibi adımlar, yıl sonu döneminde aday memnuniyetini artırırken zaman yönetimine de katkı sağlar. 

  

3. Hiring Manager İletişimini Güçlendirmek 

Yıl sonu döneminde iş yükü artan yöneticilerin işe alım süreçlerine aktif katılımını sağlamak zor olabilir. Bu nedenle hiring manager’larla olan iletişimi daha sistematik hale getirmek faydalıdır. 

  • Beklentilerin yeniden üzerinden geçilmesi, 
  • Süreçlerin mümkün olduğunca önceden planlanması, 
  • Rol tanımlarının ve önceliklerin netleştirilmesi 

süreçlerin sağlıklı ilerlemesini kolaylaştırır. 

  

4. Aday Motivasyonlarını Doğru Değerlendirmek 

Yıl sonu, aday davranışlarında da değişikliklerin gözlemlendiği bir dönemdir. Bazı adaylar yeni yıla yeni bir işte başlamak isterken bazıları mevcut iş yerindeki prim, terfi veya yıllık izin hakları nedeniyle karar süreçlerini erteleyebilir. 

Bu nedenle adaylarla daha açık iletişim kurmak, sürecin hangi aşamasında olduklarını doğru değerlendirmek ve buna göre hareket etmek, zaman ve kaynak kaybını önler. 

  

5. Onboarding Süreçlerini Önceden Planlamak 

Yıl sonu işe alımlarında onboarding planlaması ayrı bir önem taşır. Ocak ayında yeni başlayan çalışanlar için planlanan oryantasyon süreçlerinin önceden hazırlanmış olması adaptasyon sürecini kolaylaştırır. 

  • İlk hafta programı, 
  • İlgili ekip ve kişilerle tanışma planı, 
  • Hedef belirleme görüşmeleri 

gibi adımlar, yılın ilk döneminde yaşanabilecek aksaklıkları önceden minimize eder. 

  

6. Yeni Yıl Planlamasına Zemin Hazırlamak 

Yıl kapanışına yaklaşırken işe alım süreçleri sadece mevcut dönemi değil, bir sonraki yılı da doğrudan etkiler. Bu nedenle yıl sonu işe alım operasyonları, aynı zamanda gelecek dönem için hazırlık sürecinin bir parçasıdır. 

  • 2026 için öngörülen organizasyon yapısı, 
  • Bütçe ve kadro planlaması, 
  • Yeni yetkinlik ve rol ihtiyaçları 

gibi başlıklar doğrultusunda hareket etmek, yeni yılın daha stratejik bir şekilde başlamasına olanak tanır. 

Yılın son döneminde işe alım süreçlerini etkin bir şekilde yönetmek, kısa vadeli ihtiyaçları karşılamanın ötesinde, şirketin orta ve uzun vadeli hedeflerine katkı sunar. Planlı, öncelikli ve aday odaklı bir yaklaşım, hem işveren markası hem de iç verimlilik açısından fark yaratır. 

Bu dönemde doğru partnerler ile çalışmak işe alım süreçlerinizi daha verimli ilerletmenize yardımcı olur. PEAKUP İşe Alım Çözümleri Ekibi ile tanışmak, yılın son dönemini verimli bir şekilde kapatmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. 

EA Hacim İndirimleri Kalkıyor: Microsoft Lisanslama Stratejisinde Yeni Dönem

1 Kasım 2025 itibarıyla Microsoft, Enterprise Agreement (EA) lisanslama modelinde önemli bir değişikliğe gidiyor. Bu değişiklikle birlikte, Online Services (Microsoft 365, Dynamics 365, Azure, Windows 365 vb.) için geçerli olan otomatik hacim indirim seviyeleri (Level B–D) kaldırılıyor. Artık tüm ticari müşteriler, tek fiyat seviyesi olan Level A üzerinden lisanslanacak — yani “tam liste fiyatı” geçerli olacak.

Bu güncelleme, Microsoft lisanslama dünyasında son yılların en büyük ticari değişimlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Peki bu ne anlama geliyor? Kurumlar nasıl etkilenecek ve bu durumun stratejik bir avantaja dönüştürülmesi mümkün mü?

EA Hacim İndirimleri Neden Kaldırıldı?

Microsoft, uzun yıllardır kullandığı “hacim bazlı indirim” (volume discount) sisteminden “değer bazlı model”e (value-based model) geçiş yapıyor. Bu adım, Microsoft’un bulut öncelikli (cloud-first) stratejisini güçlendirmeyi ve ticari lisanslama süreçlerini sadeleştirmeyi amaçlıyor.

Özetle: Artık “kaç kullanıcıya sahipsiniz” değil, “ne kadar değer üretiyorsunuz ve bulutu nasıl kullanıyorsunuz” önemli hale geliyor.

Bu, Microsoft’un hem iş ortakları hem de kurumlar için daha dinamik ve ölçeklenebilir bir model sunmak istediğini gösteriyor.

Ne Değişiyor?

1. Tüm kurumlar artık Level A fiyatına geçiyor

Önceden:

  • 250–2.399 kullanıcı: Level A
  • 2.400–5.999 kullanıcı: Level B
  • 6.000–14.999 kullanıcı: Level C
  • 15.000+ kullanıcı: Level D

Artık:

Tüm ticari müşteriler Level A fiyatı (liste fiyat) üzerinden ücretlendirilecek. Bu da %6 ila %12 arasında maliyet artışı anlamına geliyor.

2. Sadece Online Services etkileniyor

Bu değişiklik bulut tabanlı hizmetleri kapsıyor:

  • Microsoft 365
  • Dynamics 365
  • Azure
  • Windows 365
  • Power Platform

On-premise ürünlerde (Windows Server, SQL Server gibi) mevcut indirim yapısı şimdilik değişmiyor.

3. Eğitim ve kamu müşterileri hariç tutuluyor

Microsoft, bu güncellemenin yalnızca ticari EA anlaşmalarını kapsadığını açıkladı. Dolayısıyla kamu ve eğitim kurumları için EA şartları aynı şekilde devam edecek.

Peki Kurumlar Ne Yapmalı?

1. EA Sözleşmenizi Gözden Geçirin

EA anlaşmanızın bitiş tarihini, fiyat seviyenizi ve Online Services kapsamınızı kontrol edin. 1 Kasım sonrası eklenecek her yeni hizmet, Level A fiyatıyla lisanslanacak.

2. Maliyet Artışını Modelleyin

Level B veya C’den A’ya geçiş genellikle %6–12 fiyat farkı yaratır. Bu farkın yıllık toplam maliyetinizi nasıl etkilediğini analiz edin. Yaşanabilecek maliyet değişikliklerini öngörmek ve doğru lisans konfigürasyonları için uzman ekibimiz her adımda destek sağlamak için burada.

3. Lisans Optimizasyonu Yapın

  • Kullanılmayan veya inaktif kullanıcıları temizleyin
  • İnaktif lisanslarda plan değişikliği yapın
  • Power Platform ve Azure kaynaklarınızı dengeleyin
  • Lisans yaygınlaştırmaları ve inaktif özelliklerin etkinleştirilmesi için bize ulaşın.

4. CSP Modelini Değerlendirin

Microsoft’un yeni fiyatlandırma yapısı, CSP (Cloud Solution Provider) modelini öne çıkarıyor. CSP modeli, artık sadece alternatif değil, birçok kurum için tercih edilen lisanslama stratejisi haline geldi.

CSP Modeli: Esnekliğin ve Kontrolün Yeni Adı

Özellik EA Modeli CSP Modeli
Sözleşme Süresi 3 yıl sabit 1 ay / 1 yıl / 3 yıl esnek
Ödeme Yapısı Yıllık veya ön ödemeli Aylık, yıllık, pay-as-you-go
Esneklik Kullanıcı sabit Kullanıcı ekleme/çıkarma kolay
Fiyatlandırma Hacim bazlı Kullanım bazlı
Yönetim Microsoft doğrudan Yetkili partner aracılığıyla
Destek Microsoft Partner destekli, lokal çözüm odaklı

EA mı CSP mi? Karar Verirken Dikkate Alınacak Noktalar

EA yenileme tarihine yakınsanız, erken geçiş fırsatlarını değerlendirin. Microsoft’un Yeni Ticaret Deneyimi (New Commerce Experience) kapsamında CSP’ye geçiş, hem operasyonel esneklik hem de maliyet kontrolü sağlar.

CSP modeli ile lisanslamalarınızda PEAKUP olarak uzman ekibimiz ile lisans optimizasyonu ve proaktif lisans yönetimi hizmetini sizlere sunmaktan memnuniyet duyuyoruz.

PEAKUP’tan Perspektif: Bu Bir Zorunluluk Değil, Stratejik Fırsat

Microsoft’un EA fiyatlandırma modelindeki bu değişim, birçok kurum için ilk bakışta maliyet artışı gibi görünse de, doğru yaklaşımla stratejik bir dönüşüm fırsatı olabilir.

PEAKUP olarak biz bu dönemi: “Bulut yatırımlarını optimize etme, lisanslama süreçlerini sadeleştirme ve daha akıllı karar mekanizmaları kurma dönemi” olarak görüyoruz.

Kurumsal müşterilerimize:

  • Mevcut EA anlaşmalarının analizini
  • CSP geçiş planlarını
  • Lisans optimizasyonu ve yönetişim rehberliğini

sağlayarak, bu değişimi avantaja dönüştürmelerine yardımcı oluyoruz.

Sonuç: EA Dönemi Kapanırken, Esnekliğin Anahtarı CSP’de

EA modelindeki hacim indirimlerinin kaldırılması, Microsoft’un ticari stratejisinde “volume to value” dönüşümünün somut bir adımı. Artık bulutta başarı, kullanımın büyüklüğüyle değil, stratejik yönetim kabiliyetiyle ölçülüyor.

Şimdi doğru soruyu sorma zamanı: “Hâlâ EA yenilemesini mi planlıyoruz, yoksa geleceğe hazır bir CSP modeline mi geçiyoruz?”

PEAKUP olarak kurumların bu değişim sürecini bir risk olarak değil, stratejik bir avantaj olarak değerlendirmeleri için yanlarındayız. Daha fazla bilgi veya EA’dan CSP’ye geçiş analizi için bizimle iletişime geçin.

×

FY26’ya Güçlü Bir Başlangıç: LNCH Etkinliğimizle Geleceğe Hazırız

Yeni dönem hedeflerimizi birlikte sahiplenmek, başarılarımızı kutlamak ve PEAKUP kültürünü birlikte yaşamak için 19 Eylül’de Mandarin Oriental Bosphorus’ta LNCH etkinliğimizde bir araya geldik. Bu özel gecede yalnızca yeni mali yıla değil ortak hedeflere, yüksek motivasyona ve güçlü bir vizyona da hep birlikte adım attık. Şık atmosferi, özenle planlanmış akışı ve paylaşılan anlamlı anlarıyla LNCH, hepimiz için unutulmaz bir deneyime dönüştü.

 

Yeni Döneme Güçlü Stratejilerle Başladık

Etkinliğimiz, CEO’muz Ahmet Toprakçı ve CSO’muz KadirCan Toprakçı’nın ilham veren vizyon konuşmalarıyla başladı. PEAKUP’ın FY26 dönemine ait stratejik yol haritası, öncelikli büyüme alanları ve kültürel hedefleri paylaşıldı. Yalnızca nereye ulaşmak istediğimizi değil, bu yolculuğu birlikte nasıl inşa edeceğimizi de konuştuk.

Gecenin ilerleyen saatlerinde, üstün performans sergileyen ekip arkadaşlarımıza özel ödüller takdim edildi. Bu anlar, yalnızca bireysel başarıları değil, PEAKUP’ın “birlikte başarma” kültürünü de sahneye taşıdı. Ardından keyifli bir akşam yemeği eşliğinde ödül töreni gerçekleşti ve gece, yüksek enerjili bir konserle taçlandı.

LNCH gecesi bize bir kez daha hatırlattı ki PEAKUP’ta birlikte büyümek, birlikte başarmak ve birlikte kutlamak çok değerli.FY26 boyunca bu motivasyonu içselleştirerek toplumu teknolojiyle geleceğe taşımaya devam edeceğiz.

İş Dünyasında İnsan Hakları için Güçlü Bir Adım: Business & Human Rights Accelerator Programını Tamamladık 

Kurumsal dünyada sadece teknolojik dönüşüm değil, değer odaklı dönüşüm de giderek daha fazla önem kazanıyor. PEAKUP olarak, global sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda insan hakları odağını kurum kültürümüzün merkezine taşımak için önemli bir adım attık. 

Bu kapsamda, Hukuk ve Uyum Direktörümüz Demet Ceylan Demircan ve Kıdemli Proje Müdürümüz Gamze Mıhçı, UN Global Compact Türkiye tarafından düzenlenen Business & Human Rights Accelerator programına katılarak bu alandaki kurumsal farkındalığımızı bir adım öteye taşıdı. 

 

İnsan Haklarını İş Süreçlerine Entegre Etmek 

Altı ay süren ve 26 şirketin katılım gösterdiği bu global program; insan hakları ve işçi hakları konularında şirketlerin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma  taahhütlerini somut aksiyon planlarına dönüştürmesini, sistematik bir değerlendirme süreci kurmasını ve global standartlara uyum sağlamasını hedefliyor. Program süresince; 

  • İnsan hakları riskleri tanımlandı, 
  • Süreçlere nasıl entegre edileceği üzerine derinlemesine çalışmalar yapıldı, 
  • Uluslararası örneklerle karşılaştırmalı analizler gerçekleştirildi, 
  • Kurum özelinde bir İnsan Hakları Aksiyon Planı oluşturuldu. 

 

“İnsan Hakları Odaklı İş Modelleri Sürdürülebilir Geleceğin Temelidir” 

Demet Ceylan Demircan program sonrası yaptığı paylaşımda şu sözlere yer verdi: 

“Business & Human Rights Accelerator programı sayesinde insan haklarının iş dünyasındaki yeri üzerine farkındalığımızı derinleştirdik. Bu süreci PEAKUP’taki uygulamalarımıza entegre etmek için heyecan duyuyoruz. İnsan hakları odaklı iş modellerinin sürdürülebilir bir geleceğin temel yapı taşlarından biri olduğuna inanıyorum.” 

Bu programla birlikte PEAKUP olarak, teknoloji odaklı çözümlerimizin yanı sıra etik, şeffaf ve kapsayıcı bir kurum kültürü inşa etme konusundaki kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyduk. Çalışan deneyiminden müşteri ilişkilerine kadar her alanda insan haklarına saygılı, sorumlu iş modellerini benimsiyoruz. 

 

PEAKUP’ta Üst Düzey Atama: Tansu Tüyel, Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oldu

Global büyüme stratejilerimizi hız kesmeden sürdürüyor, teknoloji çözümlerimizle kurumların dijital dönüşüm süreçlerine değer katarken müşteri deneyimine yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bu vizyon doğrultusunda daha güçlü bir kurumsal yapı, daha stratejik bir satış yönetimi ve sürdürülebilir büyüme hedefiyle önemli bir atama gerçekleştirdik. Bu bağlamda yetkin ve vizyoner lider kadromuza Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı rolüyle Tansu Tüyel’i dahil ettik.

Yeni üst düzey atama ile birlikte PEAKUP’ın kurumsal satış yapılanması deneyimli bir liderlikle güçlenirken Tüyel; stratejik satış süreçlerinin yönetimi, müşteri portföyünün büyütülmesi ve yeni pazarlara açılım gibi kritik alanlarda liderlik üstlenecek.

Konuyla ilgili yapılan açıklamalarda CEO’muz Ahmet Toprakçı, PEAKUP vizyonunun deneyimli liderlerle daha da güçleneceğini vurgularken CSO’muz KadirCan Toprakçı ise bu atamanın, müşterilerimize sunduğumuz stratejik katkıyı daha da ileriye taşıyacağını ifade etti.

 

Tansu Tüyel kimdir?

25 yılı aşkın kurumsal satış ve yönetim tecrübesine sahip olan Tüyel; Toshiba Türkiye, Probil, Netaş gibi kurumlarda çeşitli satış liderliği görevlerini üstlendi. PEAKUP’a katılmadan önce finans, telekom ve genel sektörlerde geniş bir müşteri portföyünü yönetti.

İleri seviye satış stratejileri, iş ortaklığı yönetimi ve büyük ölçekli projelerdeki deneyimiyle PEAKUP’ın dijital dönüşüm vizyonuna değer katacak olan Tüyel, artık PEAKUP çatısı altında Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevine devam edecek. Güçlenen lider kadromuzla birlikte İstanbul, Londra ve Dubai ofislerimizde sürdürdüğümüz global büyüme yolculuğumuzda müşterilerimize değer katmaya devam edeceğiz.

Organize Sanayi Bölgesi Dijital Dönüşüm Programı ST Otomasyon Dergisi’nde

Organize Sanayi Bölgeleri için özel olarak tasarladığımız Dijital Dönüşüm Programımızı hayata geçirmek için ilk adımlarımızı attık. Bu programla amacımız, üretim odaklı işletmelerin tüm süreçlerinde dijitalleşmeyi hızlandırmak, sahadan başlayarak üretimden yönetime, mavi yakadan beyaz yakaya kadar tüm çalışanları modern dijital araçlarla buluşturmak.

Verimlilik artışı, operasyonel esneklik ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bu programımız, sanayi kuruluşlarının ihtiyaçlarına sahada dokunan bir yaklaşım sunuyor. Teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, işletmelerin geleceğini şekillendiren stratejik bir unsur olarak konumlandırıyoruz.

Bu vizyonla tasarladığımız OSB Dijital Dönüşüm Programımız medyada da ilgi uyandırdı. Tasarladığımız bu program ST Otomasyon Dergisi Eylül sayısına konu oldu. Türkiye’nin üretim gücünü teknolojiyle geleceğe taşımak için attığımız bu adımın, hem sanayiciler hem de ülke ekonomisi için önemli bir değer yaratacağına inanıyoruz.

 

Turkishtime AR-GE 500 Listesi’nde Yükselişimizi Sürdürüyoruz

Türkiye’nin en kapsamlı AR-GE araştırmalarından biri olan Turkishtime AR-GE 500 listesi açıklandı. Araştırmaya göre, ülkemizde en fazla AR-GE yatırımı yapan 500 şirket arasında yer alan PEAKUP, geçen yıl 246. sıradayken bu yıl 230. sıraya yükselerek başarısını perçinledi.

 

Teknolojiye Yatırımla Güçlenen Vizyon

PEAKUP olarak toplumu teknolojiyle geleceğe hazırlama vizyonumuz doğrultusunda her yıl AR-GE yatırımlarımızı artırıyoruz. Geliştirdiğimiz ürünlerimiz Velocity, SIGNandGO ve PassGate ile kurumların dijital dönüşüm süreçlerini desteklerken yapay zekâ çözümlerimiz, otomasyon teknolojilerimiz ve inovatif projelerimizle de iş dünyasına değer katıyoruz.

AR-GE merkezimizde yürüttüğümüz çalışmalar kurumların verimliliğini artırmayı, çalışan deneyimini geliştirmeyi ve iş dünyasında sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefliyor. Teknolojiyi sadece bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlıyor, şirketlerin dijital yolculuklarında güvenilir bir iş ortağı olmayı sürdürüyoruz.

Bu başarı, Ar-Ge’ye verdiğimiz önemin yanı sıra, PEAKUP ekibinin özverili çalışmasının da bir yansıması. Bizleri bugünlere taşıyan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, inovatif fikirlerle hem Türkiye’de hem de global pazarda teknolojiye yön vermeye devam ediyoruz.