Yapay Zeka Asistanları Çalışan Bağlılığını Doğrudan Etkileyecek

Yapay zeka teknolojilerinin iş dünyasına entegrasyonu, çalışanların üretkenliğini artırmada önemli bir rol oynuyor. Bu üretkenliğe bağlı olarak yapay zeka asistanları çalışan bağlılığını ve yetenek yönetimini de doğrudan etkiliyor. 

Çalışanlarına yapay zeka asistanları ve bu asistanların kullanımını kolaylaştırıcı eğitimler sunan şirketler en iyi yeteneklerin odak noktası oluyor. Yetenek kıtlığının günden güne arttığı bu dönemde, dijital asistanlar sadece verimliliğe değil yeteneği elde tutmaya da etki ediyor. 

Yapılan araştırmalar, yapay zeka asistanlarını kullanan çalışanların %75’inin kendilerini daha üretken hissettiğini ortaya koyuyor. Yapay zeka asistanları, yalnızca rutin iş yüklerini azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda çalışanların stratejik görevlere daha fazla odaklanmasını sağlıyor. Bu da mental ve fiziksel sağlığın korunmasına ve çalışanların şirketlerine olan bağlılığını artırmasına katkı sağlıyor. 

 

Lider Şirketleri Dönüşen Çalışma Alışkanlıklarını Benimsemeye Çağırıyoruz 

Yapay zeka destekli dijital asistanların çalışan bağlılığına olan etkisine dikkat çekmek ve dijital asistanların yetenek yönetiminde kritik bir rol oynadığını vurgulamak amacıyla çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün gelinen noktada, yapay zeka sadece verimliliğe ve üretkenliğe etki eden bir araç olmanın ötesinde çalışanların şirketlerine olan bağlılığını etkileyen önemli bir kriter olarak karşımıza çıkıyor. Yapay zekaya yatırım yapmak, çalışanına değer veren ve çalışan deneyimini önemseyen kurumların rekabet avantajı elde etmesini sağlıyor. 

Bu konuyla alakalı yaklaşımımızı paylaştığımız basın bültenimiz, Türkiye’nin önde gelen medya platformlarında geniş yer buldu. Yenicaggazetesi.com.tr, Karar.com,  Dunya.com, Dha.com.tr, gibi mecralarda yayımlanan haberlerimiz, yapay zekanın çalışan bağlılığındaki etkisini bir kez daha gündeme taşıdı. 

PEAKUP olarak, yapay zeka çözümlerimizle, şirketlerin iş süreçlerini optimize etmelerine ve çalışanların potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirmelerine destek olmaya devam ediyor, kurumları, yapay zeka yatırımlarına çalışan bağlılığı bakış açısıyla yaklaşmaya davet ediyoruz. 

 

 

Yapay Zeka ile Bütçe ve Finansal Planlamada Verimlilik Artıyor

Şirketlerin 2025 bütçe planlama süreçleri yıl sonunda hız kazandı. Ancak belirsizliklerle dolu ekonomi dünyasında doğru tahminler yapmak ve finansal planlama süreçlerini verimli hale getirmek hiç olmadığı kadar önemli hale geldi. Geçen yılı doğru verilerle değerlendirmek, bir sonraki yıl ile ilgili öngörüler belirlemek ve bu doğrultuda yeni yılı kapsayan bütçe planı oluşturmak manuel yöntemlerle üstesinden gelinmesi zor bir sürece dönüştü. 

Bu noktada yapay zeka araçlarından faydalanmak bütçe yönetimindeki verimliliği artıran ve hata oranını azaltan önemli bir adım oldu. Yapay zeka araçları veri analizi, doğru tahminleme ve öngörü adımlarında süreçleri hızlandırırken manuel hataların riskini de en aza indirdi. Bütçe döneminde yapay zeka araçlarından faydalanan ve kendi kurumlarına özel bir yapay zeka geliştirmesi ile bu süreci tüm birimlerle entegre eden kurumlar verimliliği artırırken rekabet avantajı elde etti. 

 

Yapay Zeka ile Bütçe Yönetimi ve Stratejik Planlama 

Gartner’ın tahminlerine göre, 2028 yılına kadar iki şirketten biri, finansal planlama süreçlerinde yapay zeka teknolojilerine güvenecek. Bu konu özelinde basında yayınlanan haberimizde PEAKUP Yapay Zeka Çözümleri Liderimiz Yavuz Buruk, “Yapay zeka, bütçe planlamayı hızlandırırken hata risklerini en aza indiriyor ve daha doğru tahminler yapma imkanı sunuyor. Veriye dayalı analizlerle maliyetler iyileştiriliyor ve operasyonel verimlilik sağlanıyor” açıklamasında bulundu. 

Ek olarak PEAKUP CSO’muz KadirCan Toprakçı ise, “Yapay zeka, artık bütçe planlama süreçlerinde yalnızca bir hızlandırıcı değil, aynı zamanda stratejik bir karar ortağı olarak konumlanıyor. İşletmelerin sezgisel karar verme yerine veriye dayalı stratejik içgörülerle hareket etmesi, yapay zeka teknolojilerinin en büyük kazanımı.” yorumunu ekledi. 

Yapay zeka ve bütçe planlama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerimizin ve liderlerimizin yorumlarının yer aldığı haberimiz, Fortune Türkiye aracılığıyla okuyucularla buluştu. Haberimizin detaylarına ve kurumlara sağladığımız yapay zeka çözümlerinin bütçe planlama süreçlerinde nasıl fark yarattığına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. 

 

Odağımızda İkiz Dönüşüm – Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Var

Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik, günümüz iş dünyasında şirketlerin rekabet avantajı sağlaması ve geleceğe hazırlanması için kritik iki anahtar kavram. PEAKUP olarak, bu iki önemli dönüşüm alanında şirketlere rehberlik ediyor ve yenilikçi çözümler sunuyoruz. Düzenlediğimiz etkinliklerle hem dijitalleşme hem de sürdürülebilirlik alanındaki bakış açımızı ve çözümlerimizi geniş bir kitleyle paylaşarak bu alandaki farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz. 

 

İkiz Dönüşüm: Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik 

Teknolojinin iş dünyasında oynadığı dönüştürücü rol, yalnızca dijitalleşme ile sınırlı değil; aynı zamanda sürdürülebilirlik hedefleriyle birleşerek şirketler için uzun vadeli başarıyı mümkün kılıyor. PEAKUP olarak, “Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik: Geleceğe Birlikte” sloganıyla gerçekleştirdiğimiz etkinliğimizde, bu ikiz dönüşüm süreçlerinin entegre bir şekilde ele alınmasının önemini vurguladık. Microsoft Sustainability Manager gibi yenilikçi araçlarla sunduğumuz canlı demolar ve iş dünyasındaki başarı hikayeleri, katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü. 

 

Medyada Geniş Yankı Uyandırdık 

Etkinliklerimizin ardından, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odağındaki çözümlerimizin yer aldığı haberler, birçok prestijli medya platformunda yayımlandı. Cumhuriyet.com.tr, Sondakika.com, Karar.com, Gazeteduvar.com.tr, Dünya.com, Webtekno.com, Tele1.com.tr, Dha.com.tr gibi popüler mecralarda yer alan haberlerimiz, iş dünyasındaki dönüşüm süreçlerine verdiğimiz önemi bir kez daha ortaya koydu. 

Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlikte Lider Çözümler 

PEAKUP olarak teknolojiyi sadece bir araç olarak değil aynı zamanda toplumu geleceğe hazırlamak için bir köprü olarak görüyoruz. Dijitalleşme ve sürdürülebilirliği bir araya getiren çözümlerimizle iş dünyasının geleceğini şekillendirmeye devam ediyoruz. 

Sürdürülebilirlik ve Dijitalleşme Etkinliğinde Liderleri Ağırladık

Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik, iş dünyasının geleceğini şekillendiren iki kritik konu olarak karşımıza çıkıyor. Stratejilerde her iki kavramı birlikte ele almak uzun vadeli başarının anahtarı olarak karşılık buluyor. Bu doğrultuda her iki konu başlığını bir arada ele almayı amaçlayarak lider şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirerek her iki kavramı birlikte işleyebileceğimiz bir etkinlikte farkındalık yaratmayı hedefledik. Microsoft Technology Center’da düzenlediğimiz “Geleceğe Birlikte” buluşmamızda, dijitalleşme süreçlerinde sürdürülebilirlik odaklı yenilikçi çözümlerimizi paylaştık. 

 

Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik İçin Teknoloji Odaklı Çözümler 

Sürdürülebilir bir geleceği inşa etmenin yolu süreçleri dijitalleştirmekle mümkündür. Veri mimarisi, yapay zeka ve iş uygulamaları kurumların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında fark yaratır. Uçtan uca dijitalleşmeyle ve veri sistemleriyle tasarlanan iş süreçleri, sürdürülebilirlik hedeflerinin kapsamlı bir şekilde yönetilmesini sağlar. 

 

Sürdürülebilir Gelecek İçin Güçlü İş Birlikleri 

Microsoft Technology Center’da düzenlenen etkinliğimiz kapsamında yapay zeka ve veri analitiği gibi teknolojilerin sürdürülebilirlik raporlaması ve operasyonel süreçlerde nasıl dönüştürücü bir etki yaratabileceği vurgulandı. “Geleceğe Birlikte” mottosuyla gerçekleşen bu buluşma, iş dünyasının geleceğini şekillendiren teknolojiler ve sürdürülebilirlik yaklaşımlarına dair önemli bir paylaşım platformu oldu. Yaklaşık 15 üst düzey yöneticinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğimiz, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme alanlarında farkındalık yaratmak için önemli bir adım oldu. Katılımcılar, iş dünyasının bu iki önemli temasını ele alan buluşmamızdan büyük bir memnuniyetle ayrıldı. 

PEAKUP olarak, teknolojiyi toplumu geleceğe hazırlamak için en etkili şekilde kullanmaya devam edeceğiz. Fintechtime’da yayımlanan bu haberimizin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz. 

 

 

SIGNandGO ile E-posta İmzaları Pazarlama Aracına Dönüşüyor

Dijital dönüşüm çağında, operasyonel süreçleri optimize ederek marka imajını güçlendirmek isteyen şirketler için yenilikçi çözümler sunuyoruz. SIGNandGO ile e-posta imza yönetimini bir pazarlama aracına dönüştürerek hem marka tutarlılığını artırıyor hem de BT ekiplerinin iş yükünü hafifletiyoruz. 

 

E-posta İmza Yönetiminde Yenilikçi Çözüm 

Statista verilerine göre, 5 şirketten 4’ü tutarlı ve markalı bir e-posta imzasının önemli olduğunu düşünüyor. Ancak çok sayıda çalışana sahip şirketler için bu tutarlılığı sağlamak manuel yöntemlerle oldukça zahmetli ve zaman alıcı bir sürece dönüşüyor. Bu noktada, SIGNandGO çözümümüzle iş süreçlerini kolaylaştırıyor ve pazarlama ekiplerinin e-posta imzalarını dinamik kampanya araçlarına dönüştürmesine olanak tanıyoruz. Böylece, yalnızca marka tutarlılığını sağlamakla kalmıyor aynı zamanda e-posta imzalarını stratejik bir iletişim aracı haline getiriyoruz. 

 

Türkiye’nin ve Dünyanın Lider Şirketleri Bizi Tercih Ediyor 

2019’dan bu yana kullanılan ve 2020 yılında marka tescili alınan SIGNandGO, ortalama 16 dakikalık hızlı kurulum süresiyle öne çıkıyor. BT ve pazarlama departmanlarının ihtiyaçlarına yönelik esnek bir yapı sunan çözümümüz, imza yönetiminde kolaylık sağlarken, kampanya dönemleri ve özel günler için zamanlayıcı özelliğiyle dikkat çekiyor. 

SIGNandGO, Microsoft AppSource üzerinden kolayca erişilebilen bir çözüm olmasının yanı sıra, Outlook 365 altyapısıyla kusursuz bir uyum sağlıyor. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden Sanko, Hayat Holding, Vakko, Total Enerji, Karaca ve Acun Medya gibi markalar, SIGNandGO’yu kullanarak e-posta imza süreçlerini verimli hale getiriyor. Ayrıca, Dubai, Singapur, Avustralya gibi farklı bölgelerdeki şirketler de çözümümüzün sunduğu avantajlardan yararlanıyor. 

Toplumu teknolojiyle geleceğe hazırlama misyonumuzla yenilikçi çözümler sunmaya ve şirketlerin dijital dönüşüm yolculuklarında en güvenilir partnerleri olmaya devam ediyoruz. Marketing Türkiye’de yayımlanan haberimizin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz. 

 

Kapsamlı Teknoloji Çözümlerimiz ile Bütünsel Dönüşüm Sağlıyoruz

Dijital dönüşüm çağında, teknoloji süreçlerini optimize etmek ve maliyetleri azaltmak için arayışlar artıyor. Bu kapsamda PEAKUP olarak, işletmelerin farklı iş ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı çözümler sunarak bütünsel bir dönüşüm sağlamayı amaçlıyoruz. Velocity, PassGate ve SIGNandGO gibi hizmet olarak yazılım (SaaS) ürünlerimizle, iş süreçlerine hız, güvenlik ve sürdürülebilirlik katıyoruz. 

 

Parola Yönetimi ile Zaman ve Verimlilik Kazanın 

BT departmanlarına gelen taleplerin %20 ila %50’sini parola sıfırlama oluşturuyor. Tamamen self-service bir çözüm sunan PassGate, çalışanların parolalarını SMS, mobil uygulama veya web paneli üzerinden kolayca sıfırlamasına olanak tanıyor. 2019’dan bu yana kullanılan PassGate, verimlilik kayıplarını azaltarak şirketlere önemli ölçüde zaman kazandırıyor. 

 

İç İletişimde Yeni Bir Dönem: Velocity 

Bir dijital çalışan bağlılığı platformu Velocity, şirket içi iletişimi ve iş birliğini güçlendirmek için tasarlandı. Saha ve ofis çalışanlarını dijital bir platformda bir araya getiren Velocity, duyurular, doküman erişimi ve geri bildirim gibi özelliklerle tüm şirketi birbirine bağlıyor. Sadece 18 dakika içinde devreye alınabilen platform, iş süreçlerini kolaylaştırırken çalışanların dijital iletişim ihtiyaçlarına modern bir çözüm sunuyor. 

 

E-posta İmzalarında Merkezi Yönetim: SIGNandGO 

Şirketlerin marka kimliğini korurken iletişimde bütünlük sağlamak ve e-posta imza süreçlerinin yönetimini kolaylaştırarak IT iş yükünü azaltmak için geliştirilen SIGNandGO, e-posta imzalarını tek bir merkezi sistem üzerinden yönetmeyi mümkün kılıyor. BT ekiplerinin iş yükünü azaltan bu çözüm, pazarlama ve insan kaynakları ekiplerine de e-posta imzalarını etkin bir pazarlama aracı olarak kullanma imkanı tanıyor. 16 dakikada kurulabilen SIGNandGO, marka tutarlılığını sağlarken verimliliği artırıyor. 

 

1 Milyondan Fazla Kullanıcıya Ulaşıyoruz 

“Dijital dönüşüm projelerinde teknoloji sağlayıcısı ve müşterinin aynı dili konuşması çok kritik” diyen CEO’muz Ahmet Toprakçı, “Londra, Dubai ve İstanbul ofislerimizde müşterilerimizin dijital dönüşüm süreçlerine liderlik etmeye devam ediyoruz. Hızlı ve etkin çözümlerimizle hem yerel hem de uluslararası ölçekte müşterilerimize rehberlik etmeyi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. 

Bu önemli açıklarla birlikte çözümlerimizi derinlemesine ele aldığımız haberlerimiz medyada geniş yer buldu. Cumhuriyet, Karar.com,  DHA.com.tr, Dijitalajanslar.com ve BTHaber.com gibi önde gelen mecralarda yayımlanan haberimize bağlantılardan göz atabilirsiniz. 

 

 

Litigation Hold Aktif Olan Bir Kullanıcının Görünmez Verileri Nasıl Silinir?

Bir kullanıcınızın e-posta kutusu dolmuş ve hiçbir şey silemiyor mu? Özellikle Litigation Hold (Hukuki Bekletme) özelliği aktif olan kullanıcılar için bu oldukça yaygın bir durum. Peki, bu durumda ne yapabilirsiniz? İşte adım adım çözüm rehberimiz:

 

1. Litigation Hold Durumunu Kontrol Edin

İlk olarak kullanıcının Litigation Hold durumunu kontrol etmelisiniz. Bu özellik aktifken, kullanıcıların e-postalarını silmesi mümkün olmaz.

Eğer veriler silinecekse önce Litigation Hold özelliğini devre dışı bırakmamız gerekiyor. Ancak bu adımı uygulamadan önce gerekli izinlerin alınmış olduğundan emin olun. Bu işlem, hukuki durumlar için saklanması gereken verilere zarar verebilir.

 

 

2. İçerik Araması Başlatın

Litigation Hold kapatıldıktan sonra, silmek istediğiniz verilerin boyutuna ve kapsamına göre bir içerik araması (Content Search) başlatmanız gerekir.

İçerik Araması Ayarları:

  • Kullanıcıyı dikkatlice seçin. Eğer kimseyi seçmezseniz, varsayılan olarak tüm kullanıcıları seçmiş olursunuz.
  • FolderPath kısmına şu değeri girin: “Recoverable Items” (Kurtarılabilir Ögeler).
  • Eğer gerekli ise tarih aralığı gibi ek kriterler belirleyin.

Aramanın tamamlanmasını bekleyin, bu işlem biraz zaman alabilir.

3. Powershell Kullanarak Verileri Silme

İçerik araması tamamlandıktan sonra, silme işlemini gerçekleştirmek için PowerShell’e geçiyoruz.

PowerShell Adımları:

  1. Microsoft PowerShell uygulamasını yönetici olarak çalıştırın.
  2. Admin hesabınızla oturum açmak için şu komutu çalıştırın: Connect-ExchangeOnline
  3. Gerekli bağlantıyı kurmak ve tekrar oturum açmak için şu komutu çalıştırın: Connect-IPPSSession

4. Silme İşlemini Başlatın

Artık içerik araması ile belirlediğiniz verileri silmeye hazırsınız. Aşağıdaki komutlardan birini kullanabilirsiniz:

Yumuşak Silme (SoftDelete) İçin: New-ComplianceSearchAction -SearchName “Arama Adı” -Purge -PurgeType SoftDelete

Sert Silme (HardDelete) İçin: New-ComplianceSearchAction -SearchName “Arama Adı” -Purge -PurgeType HardDelete

 

5. Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Silme işlemi geri alınamaz: Yanlış bir içerik araması yaparsanız veya yanlış bir komut çalıştırırsanız, verileri kurtarmak mümkün olmayabilir.
  • Yetkili bir şekilde hareket edin: Hukuki bir problem yaşamamak için bu işlemi yalnızca gerekli yetkilere sahip olduğunuz durumlarda gerçekleştirin.

 

Litigation Hold Devre Dışı Bırakıldığında Veri Kaybı Olur Mu?

Evet, Litigation Hold devre dışı bırakıldığında, posta kutusunda bulunan Recoverable Items klasöründeki veriler kaybedilebilir.

Bunun nedeni:

Litigation Hold aktifken, kullanıcı tarafından silinen veya düzenlenen öğeler, belirli bir süre boyunca Recoverable Items klasöründe saklanır ve bu süre Hold süresi boyunca sınırsızdır.

Litigation Hold devre dışı bırakıldığında, bu koruma kalkar ve Deleted Items Retention (Silinen Öğeler Saklama Süresi) politikaları devreye girer. Bu politikalar genellikle varsayılan olarak 14 gün (veya kurum politikalarına göre daha uzun) süreyle sınırlıdır.

Eğer bu süre aşılırsa ve öğeler başka bir şekilde korunmuyorsa (ör. yedekleme), bu veriler kurtarılamaz hale gelir.

 

Recoverable Items Klasöründeki Veriler Ne Kadar Süre Saklanır?

Recoverable Items klasöründeki verilerin saklanma süresi tek bir nedene bağlı değildir:

Litigation Hold veya In-Place Hold Aktifse:

Litigation Hold veya In-Place Hold etkin olduğu sürece, bu klasördeki veriler sınırsız süreyle saklanır.

Kullanıcı veya yönetici tarafından silinse bile bu öğeler tamamen silinemez.

Litigation Hold Devre Dışıysa:

Eğer Litigation Hold devre dışı bırakılmışsa, saklama süresi, posta kutusu için tanımlanmış Deleted Items Retention ayarlarına bağlıdır. Varsayılan süre genellikle 14 gün, maksimum süre ise 30 gün olarak belirlenebilir.

Bu süre sona erdikten sonra, veriler geri dönüşü olmayan şekilde silinir.

Yedekleme ve Arşivleme Çözümleri:

Eğer kurumunuzda Exchange Online Arşivleme veya üçüncü taraf bir yedekleme çözümü kullanılıyorsa, bu çözümler sayesinde veriler belirli politikalar doğrultusunda daha uzun süre saklanabilir.

Dip not: (bunu isteğine göre paylaşmayadabilirsin): Inplace hold yada litigaiton hold kapatıldıktan sonra ya da lisans kaldırıldıktan sonra da verilerin kurtarılabildiği çokça görülmüştür. Ama olurda verileri kurtaramazsak microsoft a neden kurtaramadık gibi bir sorma şansımız kalmamaktadır (lisansın kaldıırldığı yada litigation hold un kapatıldı zamanlarda)

 

Sonuç

Litigation Hold aktif olan bir kullanıcının görünmez verilerini silmek karmaşık gibi görünebilir ancak yukarıdaki adımları dikkatle takip ederek bu sorunu kolayca çözebilirsiniz. Unutmayın, bu işlemleri gerçekleştirmeden önce tüm kriterleri doğru belirlediğinizden emin olun.

Eğer bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyacınız varsa bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Güvenliğimizi Sağlayan HSM Çipsetleri ve Microsoft Integrated HSM’in Sundukları

Güvenlik, dijital dünyada artık en önemli önceliklerden biridir. Şirketlerin hassas verilerini korumak ve güvenliğini sağlamak için birçok teknoloji geliştiirlmektedir. Bu teknolojilerden biri olan HSM (Hardware Security Module), kriptografik işlemleri güvenli bir şekilde gerçekleştirmek için özel olarak tasarlanmış bir çözümdür. Microsoft’un son yeniliklerinden biri olan Integrated HSM Chipset, HSM dünyasına önemli bir katkı sağlamaktadır.

Peki, bu teknoloji nedir ve ne sunar? HSM çipsetlerinin temel özelliklerinden başlayarak Microsoft Integrated HSM’in sunduğu avantajları detaylı bir şekilde inceleyelim.

 

HSM Nedir ve Neden Önemlidir?

HSM, Türkçesiyle “Donanım Güvenlik Modülü”, verilerinizin güvenliğini sağlamak ve kriptografik işlemleri yönetmek için kullanılan özel bir donanımdır. Bu cihazlar; şifreleme anahtarlarının oluşturulmasından saklanmasına, verilerin güvenli bir şekilde şifrelenmesinden kimlik doğrulama süreçlerine kadar geniş bir alanda kritik görevler üstlenir.

HSM’lerin başlıca özellikleri şunlardır:

  • Şifreleme Anahtarlarının Yönetimi: Anahtarları oluşturur, döndürür (rotate), güvenli bir şekilde saklar ve gerektiğinde imha eder.
  • Veri Şifreleme ve Çözme: Verileri şifreler ve şifrelerini çözer.
  • Dijital İmzalama ve Doğrulama: Dijital belgelerin güvenli bir şekilde imzalanmasını ve doğrulanmasını sağlar.
  • Kimlik Doğrulama Desteği: Sistem ve kullanıcı kimlik doğrulama süreçlerini destekler.
  • Uluslararası Güvenlik Standartlarına Uyumluluk: FIPS 140-2 ve FIPS 140-3 gibi standartlara uygundur.

 

FIPS Standartları: Güvenlikte Neden Önemlidir?

FIPS (Federal Information Processing Standards), kriptografik modüllerin güvenlik gereksinimlerini belirleyen bir standarttır. Özellikle kritik verilerle çalışan kurumlar için bu standartlar, güvenlik gereksinimlerini karşılamanın temel yollarından biridir.

FIPS 140-1

  • İlk kez 1994’te tanımlanan bu standart, kriptografik modüller için güvenliğin temel taşlarını oluşturmuştur.
  • Yalnızca ABD merkezli projelerde uygulanmıştır.

FIPS 140-2

  • 2001 yılında güncellenen bu versiyon, uluslararası kabul görmüş bir standart haline gelmiştir.
  • Donanım ve yazılım tabanlı şifreleme çözümlerini kapsar.

FIPS 140-3

  • ISO/IEC 19790 ile uyumlu olan bu standart, küresel güvenlik ihtiyaçlarına yanıt verir.
  • Elektromanyetik saldırılara, sıcaklık ve voltaj değişimlerine karşı koruma sağlar.

 

 

Microsoft Integrated HSM: Güvenlikte Yeni Bir Seviye

Microsoft Integrated HSM, geleneksel HSM çözümlerine entegre bir alternatif sunar. Öne çıkan avantajları şunlardır:

 

  1. Yerel Entegrasyon (On-Server HSM): Bulut bağlantısına ihtiyaç duymadığı için ağ gecikmeleri ortadan kalkar ve işlemler hızlanır.
  2. Hızlı Kriptografik İşlemler: Şifreleme, şifre çözme ve imzalama işlemleri doğrudan sistem içinde gerçekleştirilir.
  3. FIPS 140-3 Standartları ve Uyumluluğu: Isı, voltaj değişimleri ve elektromanyetik saldırılara karşı koruma sağlar.
  4. Anahtar Güvenliği: Şifreleme anahtarları çipsetin dışına çıkmaz; bu da anahtarların kırılmasını neredeyse imkânsız hale getirir.
  5. Azure HSM Entegrasyonu: Microsoft Azure altyapısıyla tamamen uyumlu çalışır.
  6. Küresel Standartlara Uygunluk: ISO/IEC 19790 (FIPS 140-3) standartlarına uygundur ve uluslararası projelerde kullanılabilir.

 

Kullanım ve Lisanslama

HSM çözümleri, dijital güvenliğin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Microsoft Integrated HSM ise düşük gecikme süreleri, yüksek güvenlik standartları ve kolay entegrasyonuyla öne çıkan bir çözüm sunmaktadır. Bu teknoloji, yalnızca verilerinizi korumakla kalmaz; aynı zamanda hız ve verimlilik açısından da işletmenize değer katar.

 

 

Microsoft Integrated HSM’in kullanımı oldukça kolaydır. Bulut ortamında makinenizi kurarken bu özelliği seçmeniz yeterlidir. Lisanslama ve maliyet detayları konusunda en güncel bilgileri almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Yapay Zeka Yatırımlarında Yeni Dönem: Copilot Analytics

Yapay zeka (YZ) kullanımı hızla yaygınlaşırken YZ verimlilik araçları ve bu araçların etik boyutları da sıkça tartışılıyor. Şirketler, YZ lisanslarına yaptıkları yüksek yatırımların karşılığını alıp almadıklarını sorguluyor. Özellikle lisanslama maliyetleri, birçok kurumun karar alma sürecinde önemli bir kriter olarak karşımıza çıkıyor.

Bu konuyu ele almak için Microsoft, önemli bir adım atarak Copilot Analytics çözümünü duyurdu. 2025’in başlarında Viva Insights ile entegre olarak sunulacak bu araç, YZ kullanımının verimliliğini ve çalışan üretkenliğini ölçme fırsatı tanıyacak. Üstelik bu hizmet, en az 50 Copilot lisansına sahip olanlar için ücretsiz olacak.

 

Yapay Zeka İş Dünyasında Neden Önemlidir?

Yapay zeka hayatımızın birçok noktasına entegre olmaya başlamışken iş dünyasını dönüştürmeye devam ediyor. Kurumlar ve departmanlar yapay zekayı nasıl iş süreçlerine entegre edebileceğini araştırıyor. Bir örnek üzerinden bir satış departmanına yapay zekanın nasıl katkı sağlayabileceğini tartışalım.

Bir satış temsilcisi olan Deniz’i düşünelim. Deniz, iş gününe başladığında dünkü faaliyetlerini gözden geçirmek için notlarını kontrol edebilir veya aramalarını manuel olarak takip edebilir. Bunun için günün ilk saatlerini ayırması gerekir. Ancak Copilot kullanarak yalnızca birkaç tıklama ile tüm bu bilgileri toplayabilir, bir gün önceki işleri özetleyebilir hatta toplantılar için rapor ya da sunum hazırlayabilir.

Deniz’in bir gün departman değiştirdiğini varsayalım. Adaptasyon ve uyum sürecinde Copilot birçok noktaya dokunabilir. E-postaları özetleyerek otomatik yanıt hazırlayabilir, erişimi olan dokümanlar sayesinde ihtiyacı olan raporu kısa sürede hazırlayabilir.

 

Copilot Analytics: Yatırımın Getirisini Görselleştirin

Yapay zekaya yatırım yapmak isteyen kurumların sıkça sorduğu bir soru var: “Bu maliyete gerçekten değer mi?” Copilot Analytics, bu soruya net bir yanıt sunuyor. Microsoft yapay zeka çözümleri arasında yer alan bu araç, çalışanların üretkenliğini ve iş süreçlerinin verimliliğini ölçerek yapay zeka yatırımlarının somut faydalarını ortaya koyuyor.

 

Copilot Analytics ile neler yapabilirsiniz?

  • Üretkenlikteki artış veya düşüş oranlarını doğrudan görüntüleyebilirsiniz.
  • Hazır şablonlarla hızlıca detaylı tablolar oluşturabilirsiniz.
  • Copilot Senaryo Kütüphanesi’ni kullanarak süreçlerinizi optimize etmek için içgörüler elde edebilirsiniz.

Bu araçlar, hem daha akıllıca çalışmayı hem de bunun sonuçlarını ölçmeyi kolaylaştırır.

Verimlilik Ölçümünün Kolay Adımları ve Çarpıcı Sonuçları

Copilot Analytics ile rapor oluşturmak son derece basittir. Bu basit süreç, manuel yöntemlerle hazırlanacak tabloların aksine, hız ve etkinlik sağlar. İşte yalnızca üç adımda yapabilecekleriniz:

  1. İzlenecek iş metriklerini tanımlayın.
  2. Metrikleri yükleyin ve raporu çalıştırın.
  3. Sonuçları görüntüleyin.

 

 

Microsoft, Microsoft 365 Copilot kullanımının iş sonuçlarına etkisini anlamak için bir iş etki raporu hazırladı. Soğuk arama aktiviteleri ve kapanış oranları gibi satış üretkenliği KPI’ları analiz edildi. Elde edilen sonuçlar dikkat çekiciydi:

  • Kişi başına gelirde %9,4 artış,
  • Kapanış oranlarında %20 iyileşme gözlemlendi.

Bu veriler, yapay zekanın doğru bir şekilde entegre edildiğinde iş süreçlerini nasıl dönüştürebileceğini açıkça ortaya koyuyor.

 

 

Sonuç: Yapay Zekanın Gücüyle Verimlilik ve Şeffaflık

Copilot Analytics, yalnızca şirketlerin üretkenliğini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda YZ yatırımlarının verimliliğini somut bir şekilde görselleştiriyor. Bu şeffaflık, kontrolü ve kararı tamamen sizin elinize bırakıyor.

2025’e adım atarken yapay zeka destekli çözümleri iş süreçlerinize dahil etmenin tam zamanı. Copilot ve Copilot Analytics’in sunduğu fırsatları deneyimlemek için PEAKUP Yapay Zeka Çözümleri Ekibimizle iletişime geçebilir, yapay zekayı iş süreçlerinize nasıl entegre edebileceğinizi keşfedebilirsiniz.

Microsoft ve Güvenlik Kültürü: SFI Yaklaşımı 

Microsoft, yaşanan olaylardan ders çıkararak yöntemlerini ve ürünlerini sürekli iyileştirmeye çalışan bir kültüre sahiptir. Bu anlayış, şirketin “Microsoft Güvenli Gelecek İnisiyatifi” (Secure Future Initiative – SFI) adlı yaklaşımında somut bir şekilde görülmektedir. Bu inisiyatif, güvenliği tasarım aşamasından itibaren temel bir unsur olarak benimser. 

 

SFI’nin Temel İlkeleri Nelerdir? 

  1. Tasarım Gereği Güvenli (Secure by Design): Ürünler, güvenlik esas alınarak geliştirilir. 
  1. Varsayılan Olarak Güvenli (Secure by Default): Güvenlik, her zaman varsayılan ayardır. 
  1. Güvenlik Sistemlerinin Sürekli Güncellenmesi (Secure Operations): Güvenlik sistemleri düzenli olarak güncellenir ve iyileştirilir. 

 

Microsoft Secure Future Initiative (SFI) 

 

Microsoft SFI Yaklaşımı Neden Önemlidir? 

Microsoft’un güvenlik odaklı çabaları, bireysel ve kurumsal verilerin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle siber saldırıların artış gösterdiği günümüzde, bu tür güvenlik kültürleri, kullanıcıların ve işletmelerin dijital güvenlik konusundaki endişelerini en aza indirgemektedir. 

Bu durumu daha iyi anlamak için şunu göz önünde bulundurabiliriz: Son zamanlarda, dijital platformların güvenliği ile ilgili gündeme gelen bir örnekte, popüler bir mesajlaşma uygulamasının hacklenmiş olabileceği iddiası ortaya atıldı. Ancak, bu platformun uçtan uca şifreleme gibi güçlü güvenlik önlemlerine sahip olması, böylesi bir saldırının gerçekleşme olasılığını neredeyse imkânsız hale getiriyordu. 

Bu örnek, Microsoft’un Güvenli Gelecek İnisiyatifi (Secure Future Initiative – SFI) gibi güvenlik kültürlerinin ne kadar değerli olduğunu göstermektedir. SFI, kullanıcıların kullandıkları sistemlere ve ürünlere olan güvenlerini artırmayı amaçlayan bir güvenlik anlayışını temsil etmektedir. 

 

Microsoft SFI Yaklaşımı 

 

Güçlü Bir Güvenlik Kültürünün Etkileri Nelerdir? 

Microsoft’un güvenlik altyapılarına verdiği önem, 34.000’den fazla mühendis tarafından geliştirilen ve sürekli olarak iyileştirilen sistemlerle kendini gösteriyor. Bu rakam, yalnızca güvenlik altyapılarının inşası ve test edilmesiyle ilgilenen uzmanları kapsıyor; sistemlerin uygulanmasını, kullanıcı yönlendirmelerini ve operasyonların yürütülmesini üstlenen danışmanlar ise bu kapsamın dışında yer alıyor. Bu durum, Microsoft’un güvenlik konusundaki kapsamlı ve derinlemesine yaklaşımını açıkça ortaya koyuyor. 

Örneğin, Microsoft’un tüm kullanıcılar için Çok Faktörlü Kimlik Doğrulama’yı (MFA) zorunlu hale getirdiğini biliyoruz. Peki neden? Çünkü SFI’nin temel prensiplerinden biri olan “Varsayılan Olarak Güvenli” yaklaşımı, güvenliği kullanıcı alışkanlıklarının vazgeçilmez bir parçası haline getirmeyi hedefliyor. Siber saldırıların büyük bir bölümü, genellikle son kullanıcıların hatalarından kaynaklanıyor. MFA’yı zorunlu hale getirerek temel güvenlik ağı otomatik olarak güçlendirilmiş oluyor ve kullanıcılar daha güvenli bir dijital deneyim yaşıyor. 

 

Zero Trust 

 

Sonuç 

Tasarım Gereği Güvenli, Varsayılan Olarak Güvenli ve Güvenlik Sistemlerinin Sürekli Güncellenmesi gibi ilkelerle inşa edilen SFI kültürü, Microsoft’un ürünlerini bir adım öteye taşıyor. Bu yaklaşım, yalnızca güvenlik altyapısını geliştirmekle kalmıyor; aynı zamanda kullanıcıların bu sistemlere olan güvenini artırarak şirketlerin itibarını da güçlendiriyor. 

Günümüzde artan siber saldırılar, güvenliğin neden bir öncelik olduğunu her zamankinden daha net bir şekilde ortaya koyuyor. Microsoft’un SFI gibi girişimleri, bireyler ve kurumlar için daha güvenli bir dijital gelecek inşa etmede kritik bir rol oynuyor. PEAKUP olarak sağlanan tüm güvenlik önlemlerine hassasiyetle yaklaşıyor, eşlik ettiğimiz tüm dönüşüm yolculuklarında güvenliği en üst sırada konumlandırıyoruz.