Gezegeni Kurtarmak: Bir “Sürdürülebilirlik” Meselesi

Yazı Dizisi Bölüm 1

Günümüz dünyasındaki ana sorunlar, doğanın çalışma şekli ile insanların düşünme ve yaşama şekli arasındaki farklılığın sonuçlarıdır. Dünyamız ya da Carl Sagan’ın deyişiyle sonsuz galaksideki soluk mavi nokta olan gezegenimizde yaşayan 8 milyon insandan biriyiz sadece. Her birimizin rolü, ne kadar tüketim yaptığımız ve canlı dünya ile insanlık arasında daha iyi bir dengeyi nasıl kuracağımız konusunda kafa yormak için bir neden teşkil ediyor.

İnsanlık doğa ile olan ilişkisinde çizgiyi çoktan aşsa da yine de her birimiz adil, sürdürülebilir ve sağlıklı bir çevrede yaşamayı hak ediyoruz. Yaşayan her bir insanın, içinde yer aldığımız her bir toplumsal mekanizmanın kolektif katkısıyla gezegeni kurtarmak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak mümkün.

Tüketim çağı: Antroposen Çağ

Bugün içinde yaşadığımız çağ “Antroposen Çağ” olarak adlandırılıyor. İnsan yapımı nesnelerin ağırlığının dünyadaki tüm canlıların ağırlığını aştığı İnsan Çağı adı verilen ve 1900’lerden bugüne süregelen çağ. İnsanoğlunun tüketimi üzerine adlandırılmış tek çağ.

Yeryüzündeki her insan başına, her hafta kendi vücut ağırlığı kadar nesne üretiliyor. Mevcut gidişat aynı şekilde devam ederse 2040 yılında insan yapımı nesnelerin ağırlığı 1,1 teratondan yaklaşık 3 teratona yükselmiş olacak. Bu ise insanların yılda 30 gigaton (30 milyar ton) madde ürettiği anlamına geliyor. Bu maddeler üretilirken kullanılan doğal kaynakları ise henüz gezegenimize iade etme şansımız yok.

Bu yüzden “üret-tüket-at” şeklindeki doğrusal ekonomi modellerinden; “geri dönüştür-tekrar kullan-ileri dönüştür-enerji üret” prensibiyle çalışan yenilenebilir enerji kaynaklarının da sisteme dahil edildiği döngüsel ekonomi modellerine geçilmesi en acil ve temel ihtiyaçlardan. Günümüzde sürdürülebilir olmayan bir şekilde kaynak ve enerji tüketip, atık üretiyoruz bu da Limit Aşımına sebep oluyor.

Doyumsuz ve Uyumsuz İnsan

Yarım yüzyılı aşkın süredir gezegenimizin bize sunduğu limitleri her geçen yıl aşıyoruz. 2023 yılında dünyamızın bize sunduğu 1 yıllık doğal kaynakları, 2 Ağustos itibariyle tükettik. Diğer bir deyişle bu yıl Dünya Limit Aşım Günü, 2 Ağustos gününe denk geliyor.

Global Footprint Network’un hesaplarına göre, tüm ülkeler, dünyanın kaynaklarını Türkiye gibi tüketseydi 2,1 dünyaya ihtiyacımız olacaktı. Bu sayı ABD için 5,1 dünya olarak hesaplanırken Çin için 2,4, Hindistan için ise 0,8 olarak hesaplanıyor.

  • Küresel olarak ise İnsanlığın doğadan talep ettiği kaynakları yenilemek için 75 dünyalık biyolojik kapasiteye ihtiyaç var.
  • Gezegenimizdeki içilebilir su kaynağı %1’ den az.
  • Nature dergisinde yayımlanan araştırma, Antroposen çağının izlerinin tortularda ve kayalardaki izlerinin milyonlarca yıl sonrasında bile görüleceği ifade ediliyor. Ayak izimizin %60’ı karbon emisyonlarından kaynaklanıyor. 
  • Kontrolden çıkan iklim krizini durdurmak için karbon emisyonlarımızın 2050’den önce sıfırlanması gerekiyor. 
  • Dünyada 3 milyar insan, tükettiğinden daha az gıda üreten ülkelerde yaşıyor.
  • Dünya nüfusunun %72’si biyolojik kapasite açığı olan (ürettiği doğal kaynaktan daha fazlasını tüketen) bir ülkede yaşıyor. 
  • Yarım yüzyıldır süregelen limit aşımı sonunda, yıllık açıklarımız toplandığında, gezegenimize 19 yıllık ekolojik kaynak borçlandık. Bu aşırı borçlanmanın en belirgin sonuçları, bozulan ekosistemler, atmosferde biriken sera gazları ve etkisini her geçen gün daha fazla hissettiren iklim krizi olarak karşımıza çıkıyor. 
  • WWF’ ye göre Limit Aşım Günü’nü her yıl altı gün geciktirebilirsek ancak 2050 yılına kadar tek bir gezegenin kaynaklarının yeterli olabileceği noktaya gelebiliriz.
  • IPCC’nin (Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli) küresel ısınmayı 1,5ºC ile sınırlamaya yönelik senaryosunu tutturmak için ise, limit aşım tarihini, her yıl 10 gün ileri kaydırmamız yeterli.

İklim değişikliği DEĞİL İklim krizi

Limit aşımı sebebiyle meydana gelen olumsuz etkilerin temelini İklim Değişikliği olarak adlandırabiliriz. Ancak bazen kelimelerin aklımızda yarattığı etkiyi pozitivize etmek için kelime oyunları yapıldığını düşünürsek İklim Değişikliği terimi ile sanki mevsim geçişlerini tanımlıyormuşuz gibi geliyor bana. Bu sebeple ben mevcut durumu iklim değişikliği değil İKLİM KRİZİ olarak tanımlamak isterim. Çünkü İklim Değişikliği çok “soft” bir kelime olur meydana gelecek etkilerin tanımlanması için.

Peki bir önceki bölümde bahsettiğimiz gezegenimizin ortalama yüzey sıcaklığındaki artış 1,5°C’nin altında kalmazsa İklim Krizi bizi nasıl geri dönülemez sonuçlarla karşı karşıya getirecek:

*Kitlesel göç

*Yaygın açlık

*Küresel ısınma 

*Aşırı kuraklık

*Biyolojik çeşitlilik kaybı

*Daha sık görülen aşırı hava olayları

*Gıda krizi

*Daha fazla orman yangını

*Fiziksel ve mental sağlık etkileri

*Altyapı ve yerleşim yerlerinin yıkımı

*Aşırı kuraklık ve iklim olayları sebepli ölümler

*Böcek salgınları, daha önce karşılaşılmamış bakteri ve virüsler

*Deniz seviyesinde yükselme ve seller

*Temiz suya erişim kısıtı

*Doğal kaynaklar üzerinde artan çatışma 

Sürdürülebilirlik

Çizilen tablo felaketler senaryosu gibi gözükse de özellikle son birkaç yıldır ülkemizde yaşanan İklim Krizi kaynaklı olayları düşünün: Marmara Denizi’ nde müsilaj, Karadeniz’ de sel felaketleri, mevsimsiz ve coğrafyaya ters şekilde gelişen iklim olayları, nesli tükenen türler, denizlerimizdeki plastik kirliliği, haftalarca süren orman yangınları…

İnsanlık uzun yıllar boyunca doğanın kendi hizmetinde olduğunu düşünerek hızlı, kolay, kârlı olan her şey için doğayı arka plana atmaktan geri durmadı. Ancak geldiğimiz noktada edinmiş olduğumuz acı tecrübe, doğanın sağlığı ve geleceği ile insan sağlığı ve geleceğinin aynı yönde olduğunu gösterdi. Artık hepimiz çok iyi biliyoruz ki, içinde bulunduğumuz ekosistemdeki tüm canlıların varlığını devam ettirebilmesi diğer bir deyişle sürdürebilmesi için, sürdürülebilirliği benimsemesi gerekiyor. İşte sürdürülebilirliğin önemi de tam olarak bu noktada karşımıza çıkıyor.

Peki nedir sürdürülebilirlik? “Sürdürülebilirlik, içinde bulunduğumuz zamanın ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını, ekosistem üzerinde olumsuz etki yaratmaksızın ve gelecek nesillerin olanaklarına zarar vermeden karşılamak olarak tanımlanmaktadır.” şeklinde en genel haliyle bir tanım yapsak da farklı kaynaklarda pek çok tanıma rastlayabiliriz. [1]

Bu kavram sesini en çok BM zirvesinde duydurdu. İnsanların ve gezegenimizin karşı karşıya kaldığı temel sorunların çözülmesini sağlamak için Birleşmiş Milletler (BM) Dünyayı daha güzel, yaşanası bir yer haline getirmek amacıyla Eylül 2015’te gerçekleştirilen BM Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nde üye ülkelere evrensel bir eylem çağrısında bulundu. Bu çağrıda Dünya Liderleri 2030’a kadar 3 önemli işi (Aşırı yoksulluğu sona erdirmek. Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele. İklim değişikliğini düzeltme.[1])başarmak için 17 Küresel Amaç üzerinde uzlaştı. Bu amaçlara Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları dendi. 

Bu hedeflere ulaşmak gezegenimizin geleceği ve tüm canlılar için çok önemli. Genç, yaşlı, çocuk, erişkin herkesin bu hedeflere ulaşmak için üzerine düşeni yapması, birer dünya vatandaşı olarak sorumluluklarımız arasında. İklim değişikliğinin etkilerini hisseden ilk, ancak aynı zamanda da bu konuda bir şeyler yapabilecek son nesiliz. Gezegen üzerinde antroposen çağın izlerini silmek ve geride daha güzel daha temiz ayak izleri bırakmak bizim elimizde.

Dünyayı ben mi kurtaracağım diyenler yerine “Dünyayı kurtarmak için nerden başlamalıyım” diyenler için Blog yazılarımızı takipte kalın.

[1]Blog serimizde Sürdürülebilirlik Kavramı da ayrıca bir başlık olarak ele alınacak.

[1] https://www.kureselamaclar.org/

Power Automate Onay Akışları ile Süreçlerinizi Otomatikleştirin 

Günlük iş akışlarınızda onay gerektiren süreçleri Power Automate ile kolayca kurgulayabilirsiniz. Microsoft Teams veya Outlook üzerinden onayları iletebilir ve veri tabanınızda onay geçmişini saklayabilirsiniz. Gelin birlikte aşağıdaki diyagramda yer alan akışı Power Automate ile adım adım oluşturalım.  

 

 

1. SharePoint Online – Veri Tabanı Oluşturma 

 Öncelikle SharePoint Online üzerinde aşağıdaki gibi örnek bir liste oluşturuyoruz: 

2. Power Automate Taslağı Hazırlama 

 Onay Akışımıza başlamadan önce listede yeni bir kayıt oluştuğunda akışı başlatmak için Power Automate üzerinde “When an item is created” aksiyonu ile SharePoint listemizi seçiyoruz. Bununla birlikte diyagramda yer alan N+1 ve N+2 onayı için Office365 (Get Manager (V2)) aksiyonunu kullanarak N+1 ve N+2 maillerine ulaşıyoruz. Akışınız aşağıdaki şekilde olmalı.    

3. Onay Akışına Giriş 

 Diyagramda yer alan akışı oluşturmak için “Do Until” aksiyonu kullanacağız. “Do Until” aksiyonu belirlediğimiz koşul sağlanana kadar akışın çalışmasını sağlayacaktır. Akışa başlamadan önce “Set Variable” kullanarak bir “Status” değişkeni tanımlıyoruz. “Status” değişkenini varsayılan değeri ‘İlk Onay’ olarak atıyoruz. Bu aşamada akışınız şu şekilde gözükmeli.   

4. Do Until ve Switch Aksiyonları 

 Burada onaylayan kişilerimiz N+1 ve N+2 olduğu için “Do Until” döngüsü içerisinde Switch özelliğinden de faydalanacağız. Diyagramda ele aldığımız 3 senaryo mevcut bunlar: 

  • N+1 onayı 
  • N+2 onayı 
  • Red Senaryosu 

Tüm senaryoları “Switch” başlığı altında değerlendireceğiz.  

5. Switch Aksiyonları 

1. N+1 Onayı 

 Akış başladığında “Status” değerimiz otomatik olarak ‘İlk Onay’ olarak atanacağından “Switch” döngüsünde ilk adım başlayacaktır. Bu adımda öncelikle “Update Item” aksiyonu kullanarak ilgili kaydın kim tarafından oluşturulduğunu ‘Onay Geçmişi’ sütununa yazıyoruz. Daha sonrasında N+1 onayı için “Start and Wait for Approval” aksiyonu kullanarak onay akışını başlatıyoruz. İlgili onay akışının çıktısı için bir koşul aksiyonu oluşturarak N+1’in onay/red senaryolarını değerlendiriyoruz. Onay gelmesi durumunda “Status” değerimizi ‘İkinci Onay’ olarak değiştiriyor ve akışın devam etmesini sağlıyoruz. Red gelmesi durumunda ise “Status”değerimizi ‘Daha fazla bilgiye ihtiyaç var (N+1 tarafından reddedildi)’ olarak güncelliyoruz ve ilgili kişiye kaydı tekrar güncellemesi için gönderiyoruz. Tüm adımları oluşturduğumuzda akışımız şu şekilde gözükecektir:  

2. N+2 Onayı 

 N+1 onayı geldikten sonra “Status” değerimiz ‘İkinci Onay’ olarak atanacağından “Switch” aksiyonunda ikinci aşamaya geçilecektir. Bu adımda tekrar N+2 için onay akışı başlatıyoruz ve bir önceki akıştaki ‘Onay Geçmişi’ değerine güncel olarak ulaşmak için “Get Items” aksiyonu ile mevcut kaydın son değerlerine ulaşıyoruz. Daha sonrasında N+2’nin onay/red senaryolarını değerlendiriyoruz. Onay gelmesi durumunda “Status” değerimizi ‘Onaylandı’ olarak değiştiriyor ve akışı sonlandırıyoruz. Red gelmesi durumunda ise “Status” değerimizi ‘Daha fazla bilgiye ihtiyaç var (N+2 tarafından reddedildi)’ şeklinde güncelliyoruz ve ilgili kişiye kaydı tekrar güncellemesi için gönderiyoruz. Tüm adımları oluşturduğumuzda akışımız şu şekilde gözükecektir: 

3. Red Senaryosu 

 N+1 ve N+2 onay akışları sürecinde red cevabı gelmesi durumunda “Status” değerimiz ‘Daha fazla bilgiye ihtiyaç var…’ şeklinde güncellenecektir böylelikle “Switch” aksiyonu içerisindeki üçüncü senaryomuz devreye girecek. Bu senaryoda diyagramımızda yer aldığı gibi istek oluşturulan kişiye kayıt geri gönderilmekte ve bir dönüt sağlanması beklenmektedir. Kişinin dönütüne bağlı olarak akış sonlandırılabilir ya da birinci onay aşamasından tekrar onaya gönderilebilir.  Bu kısımda da tekrar bir onay akışı başlatıyoruz fakat diğerlerinden farklı olarak “Start and Wait for an Approval” aksiyonunda “Custom Response” özelliğini kullanıyoruz ve cevap seçeneklerimizi ‘Geri Çek’ ve ‘Tekrar Gönder’ şeklinde belirliyoruz. Burada da N+2 onayı kısmında olduğu gibi bir önceki akışta güncellenmiş ‘Onay Geçmişi’ kaydına ulaşmak için “Get Item” aksiyonunu kullanıyoruz. Son olarak kayıt oluşturan kişinin cevabına göre aksiyon almak için Koşul aksiyonunu kullanıyoruz. ‘Tekrar Gönder’ cevabı gelmesi durumunda “Status” değerini ‘İlk Onay’ şeklinde güncelliyor ve akışı ilk onay aşamasından tekrar başlatıyoruz. ‘Geri Çek’ cevabı gelmesi durumunda ise “Status” değerini ‘Geri Çekildi’ olarak güncelliyor ve akışı sonlandırıyoruz. Tüm adımları tamamlamanız durumunda akışınız aşağıdaki gibi gözükecektir:  

6. Örnek Bir Kayıt  

 Onay akışını oluşturduktan sonra süreci baştan sona tamamlarsanız SharePoint Online üzerinde ilgili kaydı şu şekilde görüntüleyebilirsiniz: 

7. Sonuç & Kapanış  

 Bu yazımızda iş süreçlerinizde kullanabileceğiniz bir akışın Power Automate ile nasıl otomatik hale getirilebileceğinden bahsettik.  Otomatikleştirmek istediğiniz akışlar ve dijitalleştirmek istediğiniz tüm süreçleriniz için bizimle iletişime geçmeyi unutmayın! 

PEAKUP, GITEX Global’de Türkiye’yi Temsil Etti!

🚀 Merhaba PEAKUP ailesi,

Bir kez daha büyük bir gurur ve heyecanla sizlerle başarılarımızı paylaşıyoruz. PEAKUP, Türkiye’nin teknoloji ve yazılım alanındaki parlayan yıldızı olarak GITEX Global’e damgasını vurdu!

Bu yıl düzenlenen GITEX Global etkinliğine Türkiye’den toplam 43 yazılım ve bilişim firması katıldı. HİB Milli Katılım Organizasyonu çerçevesinde gerçekleşen bu etkinlik, dünya genelinde teknoloji ve inovasyonun nabzını tutan en büyük organizasyonlardan biri olarak kabul ediliyor.

Türkiye standı, Ticaret Bakanlığı desteği ve HİB milli katılım organizasyonuyla toplamda 50’den fazla firma ile temsil edildi. Bu büyüleyici etkinlikte PEAKUP olarak, teknolojideki son gelişmeleri sergiledik ve uluslararası iş birlikleri kurma fırsatlarına imza attık.

GITEX Global’de yapılan görüşmeler, yeni teknoloji girişimlerinden büyük telekomünikasyon şirketlerine, kamusal yatırımlardan yazılımcılara kadar birçok farklı alanda gerçekleşti. Bu etkinlik, Türkiye’nin dünya genelinde teknoloji alanındaki rolünü bir kez daha vurguladı.

HİB Yönetim Kurulu Üyesi, Yazılım ve Bilişim Hizmetleri Komitesi Başkanı İlhan Bağören, bu başarıyı değerlendirdi ve Türk yazılım ve bilişim hizmetleri sektörünün büyümesini ve uluslararası alanda rekabet gücünü artırmasını kutladı.

PEAKUP olarak, GITEX Global’deki bu çarpıcı katılımımızdan gurur duyuyor ve Türkiye’nin teknoloji sahnesindeki yükselişine katkıda bulunmaktan onur duyuyoruz. Detaylar ve daha fazla bilgi için  Anadolu Ajansı’nın sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

CAMPAIGNTR: “Beyin göçünü engellemek için şirketler neler yapmalı”

PEAKUP olarak, yazılım ve teknoloji alanındaki çalışmalarımızla dikkatleri çekmeye devam ediyoruz. Campigntr’nin yayınladığı haberde,  sektördeki liderliğimiz ve başarılarımız vurgulanmıştır.

Haberde CEO’muz Ahmet Toprakçı, Türkiye’deki yazılım ekosisteminin gelişmesi için iş dünyasının ihtiyaçlarına yönelik pratik odaklı eğitim programlarının artırılması, gerçek dünya senaryolarına dayalı örnekler ve staj imkanlarının teşvik edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, Türkiye’nin yazılım ekosistemindeki rolünü ve yazılımcı ekosisteminin gelişmesi için atılması gereken adımları anlatıyor.

PEAKUP’ın kuruluş hikayesi ve başarıları da bu haberde detaylı bir şekilde ele alınıyor. 2012 yılında İstanbul’da kurulan şirketimiz, bugün Türkiye’nin ilk Bulut Teknolojileri odaklı bilişim şirketi olarak öne çıkıyor. İstanbul merkezli olan şirketimiz, aynı zamanda Londra ve Dubai’deki ofislerimizle uluslararası arenada da faaliyet gösteriyor.

Daha fazla bilgi edinmek isterseniz buraya tıklayarak haberi tamamen okuyabilirsiniz.

PEAKUP BİR KEZ DAHA EN İYİ ŞİRKETLER ARASINDA!

Türkiye merkezli yazılım ve teknoloji şirketimiz, Teknoloji ve Bilişim sektörünün prestijli ödülü Great Place to Work® Türkiye 2023 Sektör Listeleri’nde yer aldı. Bu büyük başarı, şirketimizin çalışanlarına sunduğu mükemmel iş yeri deneyiminin bir yansımasıdır.

Great Place to Work® tarafından yayımlanan rapora göre, PEAKUP çalışanlarının %85’i organizasyonlarını harika bir iş yeri olarak nitelendiriyorlar. Bu, standart organizasyonlara göre %28 daha yüksek bir memnuniyet oranıdır. Ayrıca, PEAKUP çalışanlarının %85’i başarı ve özel çabalarının yöneticileri tarafından takdir edildiğini ifade ediyorlar; bu oran standart şirketlerde %44’te kalmaktadır.

Great Place to Work® ödülü, PEAKUP’ın sektördeki liderliğini ve çalışanlarına verdiği değeri bir kez daha teyit ediyor. Şirketimiz, gelecekte de daha büyük başarılar ve yüksek standartlar için kararlı bir şekilde ilerlemeye devam edecektir.

EKONOMİM: “Yeni dönem başlangıcı”

🚀 PEAKUP Teknoloji ve Yazılım Alanında Üstün Başarılara İmza Atmaya Devam Ediyor!

Merhaba PEAKUP ailesi,

Sizlere heyecan verici bir gelişmeyi paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. PEAKUP olarak, teknoloji ve yazılım alanındaki taahhüdümüzü ve üstün performansımızı gurur içinde sürdürüyoruz.

Son zamanlarda, önde gelen bir haber kaynağı olan Ekonomim tarafından yayınlanan bir yazıda, şirketimizin teknoloji ve yazılım dünyasındaki etkisi vurgulanmıştır. Bu yazıda inovasyon, müşteri memnuniyeti ve değer odaklı yaklaşımımız övgüyle anlatılmaktadır.

Yazıda ayrıca, şirketimizin sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda uluslararası arenada da büyümeye devam ettiği belirtilmektedir. Bunu başarmamızda en büyük etken ise sizlersiniz! Müşterilerimiz ve iş ortaklarımız olmadan bu başarı mümkün olmazdı. Sizlere teşekkür etmek istiyoruz.

Bu heyecan verici gelişmeleri doğrudan öğrenmek ve daha fazla ayrıntıya ulaşmak için Ekonomim web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Grey Rhino’larla Mücadele: İşletme Dayanıklılığı Nasıl Sağlanır?

“Grey Rhino” finansal yazar ve risk yönetimi uzmanı Michele Wucker taralan bir terimdir ve yaklaşan ve gözle görünür tehlikeleri tanımlamak için kullanılır. Bir “gri gergedan” tıpkı bir gri fil gibi büyük ve belirgin bir tehdit olarak tanımlanır, ancak insanlar genellikle bu tehdidi görmemekte veya görmezden gelmektedirler. Gri gergedanlar, genellikle yaklaşan ve büyük bir etki yaratabilecek olaylar veya sorunlar için kullanılır.

Gri gergedanlar, genellikle aşikar ve önceden tahmin edilebilir olan sorunları tanımlamak için kullanılır. Örneğin; Ekonomik krizler, çevresel tehditler, sosyal hareketler ve protestolar, teknolojik değişikler vb.

Gri gergedanlar, çoğu zaman insanların bu büyük ve yaklaşan tehditlere karşı duyarsız veya hazırlıksız olduğu durumları işaret eder. Bu nedenle, bu tür tehditlere karşı daha proaktif bir yaklaşım benimsemek ve riskleri yönetmek için önlemler almak önemlidir.

İş dünyası her geçen gün daha karmaşık ve belirsiz hale gelmekte. Beklenen ve öngörülebilir risklerin yanı sıra, “Grey Rhino” olarak adlandırılan büyük etkili ancak genellikle görmezden gelinen tehlikeler de her an köşede bekliyor. Grey Rhino’lar, küresel ekonomiyi, şirketleri ve toplumları etkileyebilecek büyük çaplı sorunlardır. Peki, şirketler bu devasa tehlikelerle nasıl başa çıkabilir?

Atılması gereken ilk adım şüphesiz ki Risk Yönetiminin Güçlendirilmesidir.

Grey Rhino’lar, genellikle tahmin edilebilir risklerdir, ancak ihmal edilirler. Bu nedenle, risk yönetimini güçlendirmek kritik önem taşımaktadır. Şirketler, potansiyel Grey Rhino’ları tanımlamalı, bu risklere karşı olası etkileri değerlendirmeli ve bu tehditlere karşı bir dizi önleyici ve müdahaleci strateji geliştirilmelidir.

Riskleri belirledikten sonra buna karşı Kriz Planları Oluşturmak atılması gereken ikinci adımdır. Kriz yönetimi planları oluşturarak ve kriz anlarında nasıl hareket edileceğine dair senaryolar test edilmeli, acil eylem planları ve iletişim stratejileri hazırlanmalıdır.

Risklerin belirlenmesi, kriz anına yönelik plan oluşturulmasının akabinde ‘Duyarlılık ve Farkındalık Geliştirilmesi’ olası tehlikeleri erken teşhis edebilmek için sürekli olarak çevrelerine ve sektörel gelişmelere duyarlı olmayı sağlar ve bu farkındalık, potansiyel Grey Rhino’ların daha hızlı tanınmasına yardımcı olur.

Bunların yanı sıra işbirliği oldukça önemlidir zira bahsedilen tehlike tek bir şirket değil, birçok organizasyonu ve hatta ülkeyi etkileyebilmektedir. Bu nedenle sektörler arası işbirliği, kriz anlarında daha güçlü ve etkili bir tepki sağlar.

Birçok Grey Rhino, çevresel faktörlerle ilişkilendirilebilir. Şirketler, çevresel sürdürülebilirlik önlemlerini benimseyerek ve çevresel risklere karşı duyarlılık geliştirerek bu tür tehlikelere karşı daha iyi hazırlıklı olurlar.

Sonuç olarak, Grey Rhino’lar kaçınılmazdır ve şirketlerin bu büyük tehditlere karşı hazır olması gereklidir. Risk yönetimi, kriz planları, işbirliği, değişime açıklık ve analitik yetenekler bu mücadelede önemli araçlardır. Şirketler, bu stratejileri benimseyerek, Grey Rhino’larla başa çıkmak için daha iyi hazırlıklı olabilirler ve sürdürülebilirliklerini güvence altına alabilirler.

DEMET CEYLAN DEMİRCAN
Legal and Compliance Advisor

IT Network: “SIGNandGO’dan E-posta İmzalarında Yeni Bir Pazarlama Alanı!”

🚀 Teknoloji dünyasının önde gelen isimlerinden biri olarak, iş dünyasının vazgeçilmez bir parçası haline gelen kurumsal e-posta imzalarını baştan aşağı yeniliyoruz. Kurumsal dünyada e-postaların olmazsa olmazı olan bu imzalar, artık sadece iletişim aracı olmanın ötesinde bir pazarlama fırsatına da dönüşüyor.

Kurumsal e-posta imza yönetim uygulamamız olan SIGNandGO, şirketlere aynı anda birçok avantaj sunuyor. Hem marka bilinirliğini artırmak hem de pazarlama faaliyetlerini desteklemek için benzersiz bir fırsat sunuyor. İşte SIGNandGO’nun getirdiği yenilikler:

📣 E-posta İmzalarınızı Pazarlama Aracına Dönüştürün: SIGNandGO ile tasarlanmış bir imza banner’ı, her bir e-postanızı daha profesyonel hale getirir ve marka bilinirliğinizi arttırır. Aynı zamanda kampanya, bildiri, reklam gibi içeriklerin paylaşılmasına imkân sağlayarak pazarlama faaliyetlerinize güç katar.

🎯 Hedef Kitlenize Özgü Mesajlar: SIGNandGO ile, hedef kitlenize uygun mesajlar iletebilirsiniz. Kampanyalarınızı, bildirilerinizi veya özel gün kutlamalarınızı e-posta imzalarınıza eklenen görsel, gif ve yönlendirme linkleriyle paylaşabilirsiniz.

📈 Zamanlanmış İmzalar: SIGNandGO, otomatik zamanlanmış e-posta imzaları oluşturmanıza olanak tanır. Yıl dönümleri veya kampanya dönemleri gibi özelleştirilmiş günler için tasarımlar planlayabilirsiniz.

SIGNandGO’nun 100 bine yakın kullanıcısı bulunuyor ve işletmelere e-posta imzalarını yönetme konusunda büyük kolaylık sağlıyor. SIGNandGO sayesinde e-posta imzalarınız, her zaman marka kimliğinizi yansıtırken, farklı departmanlara ve gruplara göre özelleştirilebilir oluyor.

PEAKUP CEO’su Ahmet Toprakçı, SIGNandGO’nun, işletmelerin e-posta imzalarını güçlü bir markalama aracına dönüştürdüğünü ve şirketlere birçok avantajı aynı anda yaşattığını belirtiyor. SIGNandGO, MacOS, iOS ve Android dahil olmak üzere tüm cihazlardan gönderilen e-postalara eklenen imzaları merkezi olarak yönetebilme yeteneği ile öne çıkıyor.

E-posta imzalarınızı etkili bir pazarlama aracına dönüştürmek ve marka bilinirliğinizi artırmak için haberin tamamına göz atabilirsiniz.

Sesinizin gücüyle harekete geçin

Artık hepimiz eskiye göre çok daha meşgulüz. Bir yandan ailemiz, işimiz, arkadaşlarımız ve bir yandan da hayatın önümüze çıkarttıklarıyla aynı anda uğraşıyoruz. Office’teki yeni geliştirmeler Azure Bilişsel Hizmetler Yapay Zeka platformundan yararlanarak sesinizin gücünden faydalanmanızı sağlıyor. Böylece elinizden gelenin en iyisini yapmak için daha az zaman ve enerji harcarsınız. En önemli işlere kolaylıkla odaklanabilirsiniz.

 

Web için Word’de Metne Dönüştür özelliğini kullanarak zamandan tasarruf edin ve kusursuz içerikler oluşturun

İster röportaj yapan bir muhabir, ister grup oturumlarını kaydeden bir araştırmacı ya da resmi olmayan tartışmaları kaydeden bir çevrimiçi girişimci olun, not alma endişesi duymadan ve konuşmalarınızı sonradan yazıya dökmek için saatler harcamak zorunda kalmadan konuştuğunuz kişilere odaklanabilmek istersiniz. Eğer bunu okurken “gerçekten öyle” diye içinizden geçirdiyseniz, o zaman Word’de Yazıya Dökme özelliği işlerinizi kolaylaştırmaya hazır.

Artık konuşmalarınızı doğrudan web için Word’de kaydedebilir ve otomatik olarak yazıya dökebilirsiniz. Transkript farklı konuşmacıları algılar, böylece kaydı bitirdikten sonra transkriptin akışını kolayca takip edebilirsiniz. Konuşmanızdan sonra, dakika bilgisini görebildiğiniz sesi oynatarak kaydın bazı bölümlerini tekrar gözden geçirebilirsiniz. Hatta yanlış bir şey görürseniz transkripti düzenleyebilirsiniz.

Transkriptiniz, kayıtla birlikte Word belgesinin yanında görünecektir. Böylece transkriptinizden yararlanarak hem size uygun ve hem de etkili içerikler oluşturabilirsiniz.  Diyelim ki konuşmanızın ana noktasını desteklemek için bir röportajdan mükemmel bir alıntı yapmak istiyorsunuz. Bunun için transkriptin herhangi bir satırındaki artı simgesine tıklamanız yeterli olacaktır. Peki transkriptin tümünü iş arkadaşınıza göndermek mi istiyorsunuz? “Tümünü belgeye ekle” seçeneğine tıkladığınızda transkriptinizin tamamı Word’de düzenlenecektir.

 

Birçok insan gibi siz de işinizi halletmek için çeşitli araçlar kullanıyor olabilirsiniz. İşte bu nedenle Transkript, Word dışında kaydettiğiniz ses veya videoları yüklemenize de olanak tanır. Kaydınız ister telefonunuzdan ister birçok arama ve video konferans uygulamasından olsun, yüklemek ve yazıya dökmek için sadece dosyayı seçmeniz yeterli olacaktır. Metne Dönüştürme özelliği .mp3, .wav, .m4a veya .mp4 dosyalarını destekler.

Metne Dönüştür özelliği, o anda konuşulan konuya odaklanmanızı sağlar. Sizin için konuşmayı yazıya dökerek sizin için büyük önem taşıyan zamanınızdan ve enerjinizden tasarruf etmenizi sağlar. Belgenizdeki mesaja odaklanabilmeniz ve farklı pencereler veya uygulamalarla uğraşmak zorunda kalmamanız için Word’e entegre edilmiştir.

An animated image showing the functionality of dictation in Word.

Sesli komutlarla dikte özelliğini kullanarak klavyeye bağlı kalmayın

Dikte

sahneye çıktığından beri, milyonlarca insan boş sayfaları fethetmek için seslerinin gücünden yararlanmaya başladı. İster yemek almak için arabada beklemek zorunda kalmış olun, ister kısa bir yürüyüşte olun, isterseniz de yazmayı zorlaştıran geçici veya kalıcı bir engeliniz olsun, ya da hareket halindeyken daha iyi düşünüyor olun, her şeyi hallederken gün boyunca bir şeyler arasında geçiş yapmak için esneklik sunan özelliklere ihtiyacınız var. Klavyeden uzaklaşabilmeniz için Diktey’e sesli komutlar ekleniyor. Masaüstünde ve mobilde (veya cihazlar arasında geçiş yaparken), metninizi eklemek, biçimlendirmek, düzenlemek ve organize etmek için sesli komutlarla dikte özelliğini kullanarak akışta kalabilir ve mesajınıza odaklanabilirsiniz.

“Listeyi başlat” veya “son cümleyi kalınlaştır” gibi ifadeler kullanarak metninizi düzenlemek için durmadan fikirlerinizin akmasını sağlayın. Sesli komutlar çeşitli sembolleri anlıyor, böylece “ve işareti” ve “yüzde işareti” gibi şeyler ekleyebiliyorsunuz ve bir robot gibi konuşmanız gerekmiyor! Fikirlerinizi kolayca yakalayabilmeniz için komutları insanların doğal konuşma biçimine göre oluşturduk. Yani “üç nokta” kelimesini hatırlayamadığınızda “nokta nokta nokta” gibi şeyler söylemek de işe yarıyor.

İş ve yaşam arasında sürekli mekik dokuduğunuz için, makaleniz üzerinde çalışırken beklediğiniz o telefon çağrısını alabilirsiniz. Panik içinde klavyeye koşmanıza gerek yok.Sadece “dikteyi duraklat” deyin ve aramayı yanıtlayın.Belgede başkalarıyla mı çalışıyorsunuz? Sesinizi kullanarak da işbirliği yapabilirsiniz: “Yorum ekle [içeriğinizi buraya söyleyin]” deyin ve mesajınızı tek seferde, hiç vakit kaybetmeden verin. Dikte, resmi olmayan yazılarda da yardımcı olabilir. Zaten biliyorsunuz ki bazen cümlelerimizin de biraz kişiliğe ihtiyacı olabiliyor! Artık mesajınıza ekstra bir dokunuş katmak için “gülen yüz” veya “kalp emojisi” gibi şeyler söyleyebilirsiniz. Tüm sesli komutların bir listesi için bu makaleye göz atabilirsiniz.

Umarız bu ses özellikleri size zaman kazandırır ve ihtiyaç duyduğunuz o esnekliği sağlar!

PEAKUP, Bilişim 500 Listesinde Yükselişini Sürdürüyor!

2022 Bilişim 500 listesi açıklandı. Türkiye merkezli yazılım ve hizmet üreticisi PEAKUP, Bilişim 500 listesinin farklı kategorilerinde yükselmeye devam ediyor.

Son yayımlanan 2022 Bilişim 500 listesinde, önemli başarılarının bir sonucu olarak Türkiye’nin en prestijli bilişim listesinde “Bulut Hizmet Üreticisi” olarak 9. sırada yer aldı.

PEAKUP, Satış gelirlerine göre listede 30 basamak yükseldi. Türkiye merkezli üreticiler arasında 99. sıradayken yazılım üreticileri arasında 51. ve hizmet üreticileri arasında ise 73. sırada yer alıyor.

PEAKUP CEO’su Ahmet Toprakçı, başarının arkasındaki güçlü ekibin ve müşteri odaklı yaklaşımın olduğunu belirtti. Şirketin bulut hizmetleri ve yazılım üretimi alanında sağladığı çözümlerle müşterilerine değer katmayı hedeflediğini ve bu doğrultuda ilerlediğini söyledi. Aynı zamanda, Türkiye’nin bilişim sektöründeki önde gelen oyuncularından biri olarak, PEAKUP’ın sürdürülebilir büyüme stratejilerine vurgu yaptı.

Bilişim 500 Listesi, Türkiye’nin en büyük bilişim şirketlerini belirlemek ve sektörün genel performansını analiz etmek amacıyla her yıl yayımlanıyor. PEAKUP’ın 2022 yılında kaydettiği büyüme, bilişim sektöründeki ilerlemesini net bir şekilde gösterirken, gelecekteki projeler ve genişlemeler konusundaki beklentiler de yükseliyor.

PEAKUP hakkında daha fazla bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.