CIO Update: “Türkiye’de yazılımcı ekosistemi neden gelişmiyor?”

PEAKUP olarak Türkiye’nin yazılım ve teknoloji sektöründeki öncü rolümüz hakkında heyecan verici bir haberi daha sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyoruz! Kendisiyle yapılan röportajda CEO’muz Ahmet Toprakçı, Türkiye’deki yazılımcı ekosistemini güçlendirmek için iş dünyasının ihtiyaçlarına odaklanmanın gerekliliğine dikkat çekti. Ahmet Toprakçı, sektör ve üniversiteler arasındaki iş birliğinin önemini vurgulayarak, geleceğin nitelikli yazılımcıları için pratik deneyimlerin teşvik edilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

2012 yılında İstanbul’da kurulan PEAKUP, Türkiye’nin ilk Bulut Teknolojileri odaklı bilişim şirketi olarak yola çıktı. Ve bizler bugün, bilişim altyapısından yazılım geliştirmeye kadar geniş bir yelpazede uçtan uca çözüm ve ürünler sunan bir markaya dönüştük. Londra ve Dubai ofislerimizle, uluslararası arenada da adımızı duyuruyoruz.

Türkiye’nin yazılım sektöründeki geleceği için atılan her adımda, PEAKUP olarak yanınızdayız.

Türkiye’de yazılımcı ekosistemi neden gelişmiyor?

PEAKUP CEO’su Ahmet Toprakçı: “Türkiye’deki yazılımcı ekosisteminin gelişmesi için iş dünyasının ihtiyaçlarına yönelik pratik odaklı eğitim programlarının artırılması ve gerçek dünya senaryolarına dayalı örnekler ve staj imkanları gibi pratik deneyimleri teşvik etmek, sektör ile üniversiteler arasında daha sıkı iş birliklerinin kurulması gerekiyor.” Türkiye’nin ilk Bulut Teknolojileri odaklı bilişim şirketi PEAKUP’ın CEO’su Ahmet Toprakçı ile Türkiye’nin yazılım ekosistemindeki rolünü ve yazılımcı ekosisteminin gelişmesi için atılması gereken adımları konuştuk…

PEAKUP markasından ve kuruluş hikayenizden biraz bahseder misiniz?

Türkiye’nin ilk bulut teknolojileri odaklı bilişim şirketi olan PEAKUP, 2012 yılında İstanbul’da kuruldu. O günlerde bulut alanında çalışacak kişi bulmak oldukça güçtü. Bulut da giderek önem kazanacak ve şirketlerin ihtiyacı olacak bir noktaya gelecekti. Özellikle de B2B alanında büyük bir ihtiyacın oluşacağını öngörmüştük. Dolayısıyla sektördeki bu açığı kapatmak ve kendi yol haritasıyla ilerlemek amacıyla PEAKUP kuruldu. Bugün merkezimiz İstanbul’da bulunuyor. Bunun dışında yurt dışında da yer alıyoruz. Londra ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai’de ofislerimiz bulunuyor. Toplamda 100 uzman personelimiz ile bilişim altyapı hizmetlerinden yazılım geliştirme faaliyetlerine kadar uçtan uca çözüm ve ürünler sunuyoruz.

Günümüz yazılım sektörü hakkındaki düşünceleriniz neler? Globale kıyasla Türkiye yazılım ekosisteminin neresinde?

Yazılım sektörü, günümüzde dünya genelinde hızla büyüyen ve gelişen bir sektör haline geldi. Gelişen teknolojiler, dijital dönüşüm ve artan dijital ihtiyaçlar, yazılımın hayati önem taşıdığı bir çağın başlamasına neden oldu. Mobil uygulamalardan yapay zekaya, bulut bilişimden büyük veri analitiğine kadar birçok alanda yazılım çözümleri giderek önem kazanıyor. Günümüzde, yazılım şirketleri dünya genelinde rekabet edebilirliklerini artırmak, verimliliklerini ve müşteri deneyimini iyileştirmek için sürekli olarak yenilikçi çözümler geliştiriyor ve yeni pazarlara giriyorlar. Bir ülkenin ekonomik büyümesini destekleyen, inovasyonu teşvik eden ve rekabet gücünü artıran yazılım sektörünün Türkiye’de hala bazı zorluklarla karşı karşıya olduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye’de yazılımcı ekosistemi maalesef istenen düzeyde bir gelişme gösteremiyor. Ancak bir yandan da ülkemizin geleceğinin parlak olması için katma değeri yüksek hizmet ihracatını yani teknoloji ihracatını artırmalıyız. Bunu da kendi teknoloji markalarımızla yapabiliriz. Bu da gelişmiş bir yazılım ekosistemi ile mümkün.

Türkiye’de yazılımcı ekosisteminin gelişmesi nasıl sağlanabilir?

Yazılım sektörünün gelişmesi için nitelikli yazılımcıların yetiştirilmesi hayati öneme sahip ancak Türkiye’deki eğitim sistemi, yazılım ve programlama becerilerini geliştirmek için yeterli altyapıyı sağlamakta zorlanıyor. İş dünyasının ihtiyaçlarına yönelik pratik odaklı eğitim programlarının artırılması ve gerçek dünya senaryolarına dayalı örnekler ve staj imkanları gibi pratik deneyimleri teşvik etmek, sektör ile üniversiteler arasında daha sıkı iş birliklerinin kurulması gerekiyor. Eğitim sisteminin güncellenmesi, nitelikli eğitimcilerin yetiştirilmesi ve iş dünyasının beklentileri ile istihdam olanaklarının iyileştirilmesi gibi çözümlerle bu sorunların üstesinden gelinebileceğini düşünüyorum. İş dünyası ihtiyaçları ile yazılım eğitiminin uyumlu hale getirilmesi, rekabetçi bir ortamın oluşturulması ve altyapı/kaynak erişiminin iyileştirilmesi gibi konular üzerinde çalışılması büyük önem taşıyor. Özellikle uzaktan çalışmanın norm haline geldiği bu günlerde usta çırak etkileşimini yaratmak zorlu bir süreç. Yine de ortak çalışma araçları ve planlanmış oturumlarla yazılımcılar arasındaki tecrübe aktarımını sağlamak gerekli.

PEAKUP olarak Türkiye’deki yazılım ekosistemini gelişmesi için ne tür faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

Türkiye’deki yazılım ekosisteminin gelişmesi için ilk olarak yetkin yazılımcı istihdamına odaklandık. Üniversitelerden mezun olduktan sonra, iyi bir şirkette staj yapmanın ve çalışma olanağı bulmanın ne kadar güç olduğunu hepimiz biliriz. Buna binaen, gençlere kariyer basamaklarında ilk fırsatı biz tanımak istedik. Bu amaçla İstanbul Teknik Üniversitesi ile iş birliği içinde bir proje hayata geçirdik. Üniversite yönetiminin tahsis ettiği bilgisayar laboratuvarı ile birlikte 2012 yılında son sınıfta okuyan öğrencileri yetiştirmek ve ‘Bizimle çalışır mısınız?’ deme fırsatı yakalamış olduk. Bu kapsamda birçok başvuru aldık ve aralarından eleme yaparak 20 öğrenci ile 600 saati aşan bir eğitim programı yürüttük. Bugün, o çalışmalara katılan arkadaşlarımızdan bazıları PEAKUP bünyesinde önemli görevlerde yer alırken bazıları ise dünya teknoloji devlerinin ürün yöneticisi pozisyonlarında bulunuyor. Günümüzde, PEAKUP olarak müşterilerimizin ihtiyacı olan IT ekiplerinin oluşturulması görevini üstleniyoruz. Bu nedenle, sürekli olarak bir IT uzmanı istihdamımız söz konusu olduğunu söyleyebilirim. İlaç, otomotiv, perakende, sanayi alanlarında faaliyet gösteren çeşitli müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, IT personelinin sözlü ve teknik mülakatının yapılması, işe alınması, gibi konularda İŞKUR onaylı “Özel İstihdam Bürosu” statüsünde faaliyet gösteriyoruz.

PEAKUP çalışanları sadece sizin bünyenizde mi bulunuyor yoksa başka şirketlerde de istihdam ediliyor mu?

PEAKUP’taki istihdam ihtiyacına göre çalışanlarımızı belirliyoruz. Bunun dışında biz iş gücü konusunda da birçok şirketin partnerliğini yapıyoruz. Türkiye’nin önde gelen birçok holdinginde ve dünyanın önde gelen otomotiv, ilaç devlerinde çalışanlarımız mevcut. Bu şirketler ve kuruluşlardaki birçok IT çalışanı da PEAKUP tarafından seçilen ve gerekirse teknik eğitimleri verilen uzmanlardan oluşuyor. Önümüzdeki döneme ilişkin hedefleriniz neler? Belirlediğiniz hedef pazarlarınızdan bahsedebilir misiniz? PEAKUP olarak, yakın zaman önce Türkiye ve İngiltere’den sonra, yeni ofisimizi Dubai’de açarak globalleşme yolunda önemli bir adım attık. Dubai ofisimiz ile Katar, Suudi Arabistan dahil olmak üzere Orta Doğu ve Afrika bölgesinde etkinliğimizi artırmayı hedefliyoruz. Sahip olduğumuz globalleşme vizyonuyla, daha çok teknoloji firmasının ülkemizin hizmet ihracatına katkıda bulunmasını amaçlıyoruz. Dubai ofisimizle birlikte, ürün ve servislerimizi bölgeye taşıyarak sürdürülebilir teknoloji çözümlerimizin global ölçekte yaygınlaşmasını sağlayacağız. Yeni ofisimizin konumundan faydalanarak Orta Doğu ve Afrika pazarında eksik olan yetkinliklerin bir tamamlayıcısı olmak istiyoruz. Bunların dışında, ABD ve Asya pazarına açılmak da planlarımız arasında bulunuyor. Globalleşme hedeflerimiz arasında, ihracatımızı artırmak, toplam gelirimizin büyük kısmını yurt dışı pazarlardan getirmek bulunuyor. Hem ürünlerimiz hem de hizmetlerimizle global bir marka haline gelmek istiyoruz.

CIO Update

HUKUK İLE TEKNOLOJİNİN VERİMLİ BİRLİKTELİĞİ: POWERBI İLE LEGAL DESIGN OLUŞTURMAK!

Legal design, son yıllarda hukuk alanında yapılan yenilikçi bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. Hukuki belgelerin ve süreçlerin kullanıcı dostu, anlaşılır ve etkili bir şekilde tasarlanması fikri, hukuk sistemlerindeki bazı sorunların çözümüne yönelik olarak geliştirilmiştir.

 

Legal design, kullanıcı odaklı hukuki belgelerin ve süreçlerin tasarlanması sürecidir. Bu yöntemi kullanarak, hukuki belgelerin ve süreçlerin daha anlaşılır, erişilebilir ve etkili hale getirilmesi hedeflenir. Legal Design yapmak için bazı adımların izlenmesi gerekmektedir:

 

Kullanıcıları ve Hedefleri Belirleme:

Legal design yapmaya başlamadan önce, belgelerin ve süreçlerin kimler tarafindan kullanılacağını belirlemek önemlidir. Kullanıcıları ve hedeflerini anlamak, tasarım sürecinde yol gösterici olacaktır.

 

Kullanıcı Araştırması:

Hedef kullanıcılarla görüşmeler yapılması, ihtiyaçlarını, beklentilerini ve sorunlarını anlamak için kullanıcı araştırmaları yapılması tasarım sürecine kullanıcıların perspektifinden bakabilmeyi sağlamaktadır.

 

Bilgiyi Basitleştirme:

Hukuki terimleri ve karmaşık dil kullanımını mümkün olduğunca azaltıp hedef kitlenin anlayabileceği basit ve net bir dil kullanarak bilgilerin sunulması.

 

Görsel Unsurlar Ekleme:

Görsel unsurlar, metinleri daha anlaşılır ve çekici hale getirdiğinden grafikler, tablolar, infografikler veya resimler kullanarak bilgilerin görsel olarak desteklenmesi.

 

Hiyerarşik Yapılandırma:

Bilgileri mantıklı bir şekilde düzenleyerek ve hiyerarşik bir yapı kullanarak (Ana başlıkları, alt başlıkları ve numaralandırmaları gibi) bilgilerin düzenli bir şekilde sunulması.

 

İteratif Yaklaşım:

Legal design süreci, iteratif bir süreç olup tasarımın ilk versiyonunu oluşturduktan sonra düzenli bir şekilde güncelleme yapılmalıdır.

 

Legal design, hukuki belgelerin ve süreçlerin etkili bir şekilde tasarlanması için güçlü bir araçtır. Tasarım sürecinde kullanıcıları merkeze almak ve onların ihtiyaçlarını karşılamak, hukukun daha erişilebilir ve anlaşılır olmasına katkı sağlamaktadır.

 

PowerBI ile Legal Design nasıl yapılabilir?

 

PowerBI, veri analizi ve görselleştirme platformudur ve özellikle verilerin etkili bir şekilde sunulması için kullanılırken, legal design alanında da oldukça faydalı bir araçtır. Legal design, oluşturmak için gerekli adımlar kolaylıkla PowerBI aracılığı ile tamamlanabilmektedir. Örneğin;

 

Veri Görselleştirmesi:

PowerBI, verileri görselleştirme yetenekleri sayesinde karmaşık hukuki bilgileri daha anlaşılır ve çekici grafiklere, tablolara ve infografiklere dönüştürebilir. Bu sayede hukuki belgeler ve süreçler daha kolay anlaşılabilir hale gelir.

 

Veri Analizi:

PowerBI, verilerin analiz edilmesini sağlar. Bu, hukuki süreçlerde hangi adımların daha iyi işlediğini veya belgelerdeki belirli hükümlerin daha iyi anlaşıldığını belirlemek için kullanılabilir.

 

İnteraktif Raporlar:

PowerBI, kullanıcıların kendi ihtiyaçlarına göre raporları özelleştirmesine olanak tanımaktadır. Kullanıcılar, belirli hukuki belgeleri veya süreçleri araştırmak için filtreler kullanarak raporları özelleştirebilir.

 

Geri Bildirim ve İyileştirme:

PowerBI, hukuki belgeler ve süreçlerle ilgili geri bildirimleri toplamak için kullanılabilir. Kullanıcıların hangi bölgelerin anlaşılması zor olduğunu veya hangi belgelerin daha kullanıcı dostu olduğunu belirlemek için geri bildirimleri analiz edilebilir.

 

Raporlama ve İzleme:

PowerBI ile belirli hukuki belgelerin veya süreçlerin nasıl kullanıldığı raporlanarak izlenebilir. Bu şekilde, süreçlerin etkinliğini ve kullanıcıların belgelere nasıl tepki verdiği kolaylıkla anlaşılır.

 

PowerBI’nın bu özellikleri, hukuk alanında Legal Design yapmak ve hukuki belgeleri ve süreçleri daha anlaşılır hale getirmek için güçlü bir araç sunmakatdır. Bu sayede, hukukun erişilebilirliğini artar ve kullanıcıların hukuki haklarını ve sorumluluklarını daha iyi anlamalarına yardımcı olur.

 

Teknolojik gelişmeler günümüzde her alanda olduğu gibi hukuk alanında da oldukça etki ve fark yaratmaktadır. İlerleyen dönemlerde Legal Design kavramı daha sık duyulacak ve hukuki süreçlerde kullanımı daha da yaygınlaşacaktır.

 

DEMET CEYLAN DEMİRCAN

Legal and Compliance Advisor

TEKNOTORİTE: “Uluslararası Markalar, PEAKUP’ı Tercih Ediyor”

PEAKUP olarak heyecan verici bir gelişmeyi sizinle paylaşmak istiyoruz! Türkiye’nin önde gelen yazılım ve teknoloji şirketlerinden biri olarak, küresel alanda yeni iş birlikleriyle güçlenmeye devam ediyoruz.

Teknoloji ihracatı konusunda önemli bir rol üstleniyoruz ve global pazardaki varlığımızı artırmak amacıyla önemli adımlar atıyoruz. Türkiye ve İngiltere’deki şubelerimizin yanı sıra, Dubai’de de yeni bir ofis açarak globalleşme yolunda önemli bir aşamaya ulaştık. Şimdi ise hedefimiz Orta Doğu ve Afrika bölgesinde, özellikle Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde etkinliğimizi artırmak.

CEO’muz Ahmet Toprakçı, yaptığı açıklamada globalleşme stratejimiz doğrultusunda ABD ve Asya pazarlarına açılmayı da hedeflediğimizi vurguladı. Ürünlerimizi ve hizmetlerimizi dünya genelinde daha geniş kitlelere ulaştırmak, global bir marka olmak en büyük hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Bilişim 500 listesinde yer alan PEAKUP, PassGate, Velocity, SIGNandGO ve NOA gibi inovatif çözümlerle müşterilerimizin yoğun ilgisini çekmeyi başarıyor. Ürünlerimiz sayesinde işletmelerin çeşitli ihtiyaçlarına karşılık vererek onların günlük operasyonlarını kolaylaştırıyoruz.

Şu anda İstanbul, Londra ve Dubai’deki şubelerimizde 100’ün üzerinde uzman personelimizle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Dinamik ve güçlü ekibimizle sürdürülebilir inovasyon kültürümüzü koruyor, Ar-Ge çalışmalarımızla yüksek teknoloji ürünlerini geliştirerek Türkiye’yi geleceğe taşımayı hedefliyoruz.

Bu gelişmelerle birlikte PEAKUP olarak, dünya çapında marka değerimizi artırarak Türkiye’yi teknoloji alanında temsil etmeye devam edeceğiz. Daha fazla bilgi almak ve haberin tamamını okumak için Teknotorite sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Gruplandırma Mail İmza Yönetiminde Neden Önemli?

Günümüzün yüksek tempolu dijital dünyasında e-posta, işletmeler ve kuruluşlar için vazgeçilmez bir iletişim aracı olmaya devam etmekte. Günlük e-posta trafiği artmaya devam ettikçe, verimli ve standartlaştırılmış iletişim ihtiyacı da hayati önem kazanıyor. E-posta iletişiminin sıklıkla göz ardı edilen bir yönü de e-posta imzasıdır. Bir e-posta imzası sadece bir imzadan daha fazlasıdır; markanızın kimliğini ve profesyonelliğini temsil eder. Son teknoloji ürünü bir e-posta imza yönetim platformu olan SIGNandGO, grup kavramını ortaya koyarak e-posta imzalarını bir üst seviyeye taşıyor. Bu yazımızda, SIGNandGO’da kuruluşunuzun e-posta imzaları için gruplar oluşturmanın ekibinize ve genel iletişim verimliliğine nasıl fayda sağlayabileceğini inceleyeceğiz. 

  

Kolaylaştırılmış Marka Tutarlılığı: 

Marka tanıtımında tutarlılık, güçlü bir kurumsal kimlik oluşturmanın temel unsurudur. SIGNandGO’nun gruplandırma özelliği ile kuruluşunuz, tüm ekip üyelerinin logolar, iletişim bilgileri ve sosyal medya bağlantıları dahil olmak üzere sürekli olarak aynı e-posta imza düzenini kullanmasını sağlar. E-posta imzalarınızda tekdüzeliği koruyarak, kuruluşunuzun güvenilirliğini ve profesyonelliğini artırabilecek uyumlu bir marka imajı sunarsınız. 

 

Zamandan ve Efordan Tasarruf Edin: 

Her çalışan için e-posta imzalarını manuel olarak güncellemek, özellikle çok sayıda çalışanı olan büyük kuruluşlar için sıkıcı ve zaman alıcı olabilir. SIGNandGO’nun grup işlevi, farklı ekiplere veya departmanlara kolayca atanabilen önceden tanımlanmış e-posta imza şablonları oluşturmanıza olanak tanır. Böylece çalışanlarınızın imzalarını kişiselleştirmesi konusunda endişelenmelerine gerek kalmayacağı için zaman kazanmış olurlar. Herhangi bir güncelleme veya değişiklik grup ayarları içinde merkezi olarak yapılabilir ve otomatik olarak tüm ekip üyelerinin imzalarına yansıtılır. 

  

Uyumluluk ve Yasal Gereklilikler: 

Bazı sektörlerde, kuruluşlar e-posta yoluyla iletişim kurarken belirli yasal gerekliliklere uymalıdır. SIGNandGO’nun grupları, sektör düzenlemelerine veya yasal zorunluluklara uygun standart e-posta imzalarını uygulamanıza olanak tanır. Bu özellik, kuruluşunuzun iletişiminin her zaman gerekli kriterleri karşılamasını sağlayarak uyumsuzluk riskini ve olası yasal sorunları azaltır. 

  

Farklı Ekipler için Özel İmzalar: 

Kuruluşunuzdaki farklı ekiplerin benzersiz rolleri ve sorumlulukları olabilir. Pazarlama departmanı sosyal medya bağlantılarını vurgulamak isteyebilirken, müşteri desteği doğrudan iletişim bilgileri sağlamaya odaklanabilir. SIGNandGO’nun gruplarıyla, her ekip için e-posta imzalarını özelleştirebilir, özel ihtiyaçlarını karşılayabilir ve müşteriler ve ortaklarla iletişimde etkinliğini artırabilirsiniz. 

 

Optimizasyon için A/B Testi: 

SIGNandGO’nun grup işlevi, e-posta imzalarınızı denemenize ve optimize etmenize de olanak tanır. Tek bir grup için birden fazla imza şablonu oluşturarak, yanıt oranları, tıklamalar veya diğer metrikler açısından hangi tasarımın en iyi performansı gösterdiğini belirlemek için A/B testi yapabilirsiniz. Bu veri odaklı yaklaşım, iletişim çalışmalarınızda mümkün olan en iyi sonuçları elde etmek için e-posta imzalarınızı iyileştirmenize yardımcı olur. 

  

Grupları kuruluşunuzun SIGNandGO’daki e-posta imzalarına dahil etmek, yalnızca estetik çekiciliğin ötesine geçen çok sayıda fayda sağlar. Marka tutarlılığının sağlanması ve zamandan tasarruf edilmesinden uyumluluk ve performans optimizasyonuna kadar, bu özellik ekibinizin iletişim verimliliğini artırır. İşbirliğinin gücünü benimseyin ve SIGNandGO’da e-posta imzalarınız için gruplar oluşturarak kuruluşunuzun e-posta iletişimini kolaylaştırın. Markanızı yükseltin, ekiplerinizi güçlendirin ve dijital çağda güvenle iletişim kurun. 

CAPITAL: “Peakup, unicorn olma hedefine koşuyor”

Türkiye merkezli bir yazılım ve teknoloji şirketi olarak küresel alanda büyümeye devam ettiğimizi sizlerle bir kez daha paylaşmaktan gurur duyuyoruz! İstanbul merkez ofisimize ek olarak Londra ve Dubai yapılanmalarımızla küresel kimliğimizi pekiştiriyoruz.

Teknoloji ihracatı konusunda Türkiye’nin önemli oyuncularından biri olarak başarılarımızı sürdürüyoruz. Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan TURQUALITY Programı’nın bilişim alanındaki programı olan E-Turquality’e kabul edilen 16 teknoloji şirketi arasında yer alarak, unicorn olma hedefimize bir adım daha yaklaştık.

Geleceğe dair hedeflerimiz arasında Orta Doğu ve Afrika bölgesinde etkinliğimizi artırmak ve ABD, Asya pazarlarına açılmak yer alıyor. Müşterilerimize sunduğumuz inovatif ürünlerimizle global bir marka olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyoruz.

Daha fazla detay için haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz. PEAKUP ailesi olarak, yazılım ve teknoloji dünyasında iddiamızı sürdürmeye ve hedeflerimize adım adım ulaşmaya devam ediyoruz.

CoE (Center of Excellence) Starter Kit Nedir?

Merhaba, 

Bir süredir Power Platform teknolojileri ile çalışıyor ve artık uygulamalarınızın takibinde zorlanıyor musunuz?

Tüm uygulamalarınızı, geliştirici hesaplarınızı, güvenlik kurallarınızı ve veri tabanınızı kontrol edeceğiniz, raporlama ile bir sonraki stratejilerinizi belirleyebileceğiniz bir aracın mevcut olduğunu biliyor muydunuz ?

CoE Starter Kit nedir ? 

Center of Excellence şirket içerisindeki Power Platform ağını kontrol etmek ve verimliliği arttırmak adına dizayn edilmiş bir araçtır.Center of Excellence temelde inovasyon ve iyileştirmeyi teşvik etmek için tasarlanmıştır. CoE şirketinizin Microsoft Power Platform teknolojilerini adapte etmenize ve kullanım stratejinize destek olmak için üretilmiş birden fazla aracın yer aldığı bir merkezdir.

CoE Starter Kit’i kullanmaya nasıl başlarız ? 

 Set up the CoE Starter Kit – Power Platform , Microsoft Learn adresinde CoE Starter Kit kurulumu tüm adımlarıyla mevcut. Bu adres üzerindeki adımları takip ederek kurulumu yapabilirsiniz. Bu esnada admin yetkilerine sahip bir hesaptan kurulumu yapmanız ve BT uzmanınızdan destek almanızı tavsiye ediyoruz.  

  • Kurulumu yaptıktan sonra CoE Starter Kit alanından Power BI panelini açarak şirket içindeki geliştirilmiş tüm uygulamaları, ortamları, akışları vb. bir çok başlığa erişebilirsiniz. İlgili ayarları tamamladığınızda aşağıdaki yönetim paneli karşınıza çıkacaktır. 

 

 CoE Starter Kit Yönetim Paneli 

  • İşten ayrılan çalışanlarınızın geliştirdiği uygulamaların sahiplerini değiştirebilir ve eski uygulamalarınızı tekrar işler hale getirebilirsiniz. 
  • Güvenlik stratejinizi belirleyip ortamdaki kişilerin gerekli rollere atanmasını sağlayabilirsiniz.
     
  •  Lisans optimizasyonu gerçekleştirebilirsiniz. 
  • Uygulama geliştiricilerinizi bir sonraki seviyeye taşımak için bir strateji geliştirebilir, yeni geliştiricileri motive etmek adına iç etkinlikler ile gelişimi arttırabilirsiniz.
     
  • Ortamlarınıza yeni dahil olan kullanıcılar için bir hoşgeldiniz içeriği hazırlayabilirsiniz.
     

Maker Welcome 

  • Haftalık özet raporları ile sistem adminlerini ortamdaki kullanım bilgileri hakkında güncel tutabilirsiniz.
     

Usage Insight

  • Veri politikalarınızı yönetebilir, veri kaybı ya da özel veri paylaşımlarını engelleyebilirsiniz. 

Azure SQL Veritabanı Bakım Süreçlerini İyileştirmek

Bu yazıyı uzun zamandır üzerine düşündüğümüz ve bulduğumuz bir çözüm üzerine ele alıyorum. Bu yazımızın temel amacı PEAKUP Azure Services paketini neden geliştirdiğimizle doğrudan alakalıdır. Ek olarak doğru kullanım noktasında, ölçeklendirme ile ilgili problemlerin Azure üzerinde aslında çok az maliyetler ile nasıl çözülebildiğini göstermektir. Bu yazının kapsamı ve faydası, birden fazla veritabanı yönetimi, Azure SQL Sunucu üzerinde veritabanlarının bakımını ve performansını arttırmak üzeredir.
Yazının girişinde bahsettiğimiz paketi geliştirirken Azure üzerinde deneyimlediğimiz bir ilginç şeyse, REST üzerinden iletilen tüm Scale Up/Down taleplerinin portal.azure.com üzerinden yapılan taleplerden belkide iki katı kadar kısa bir sürede gerçekleşmesiydi!

Vaka

PEAKUP’ın Velocity ürünü içerisinde yer alan bazı müşterilerimizin kayıtları yüz binleri bazıları da milyonları bulabiliyor. İlerleyen zamanlarda yüz milyonlara hatta milyarlara kadar ulaşacağından eminim. Bu nedenle gerekli bakım stratejilerini daha baştan, en doğru ve pratik şekilde kurgulamak son derece değerli! Ürün içerisinde tek bir veritabanı içerisinde Multi Tenant bir yapı uygularken aynı zamanda KVKK gereği bulut kaynakları kullanmayan müşterilerimiz için yerel sunucu desteği sunuyoruz ya da müşterilerimizin kendilerine ait Azure kaynakları içerisinde tuttukları veritabanlarını da kullanabiliyoruz. Yani bir veritabanı üzerinde birden fazla Multi Tenant yapının yanında birden fazla veritabanı üzerinde de yine birden fazla Multi Tenant bir mimariden bahsediyoruz.

Velocity platformunun her zaman erişime açık olması, her zaman yüksek ve ayrıca aynı performansta olması ürün için ortaya koyduğumuz en önemli prensiplerden yalnızca bir kaçı arasında yer alıyor. Genel olarak kullanım, iş dünyasına hitap ettiği içini iş günleri ve çalışma saatleri içerisinde çok yüksek olsa da mavi yakanın ağırlıklı olduğu ve 24 saat operasyonun devam ettiği müşterilerimizde gece kullanımı da oldukça yüksek oluyor. Bu nedenle bakım süreçlerinin kullanımın görece daha az az saatlerde olduğu zamanlarda olsa da kesinlikle platformu durdurmaması ya da herhangi bir yavaşlığa, kesintiye sebep olmaması gerekiyor. Söz konusu yedi gün yirmi dört saat devam eden bir operasyon olduğunda sürekli erişebilirlik taviz verilebilecek bir konu opsiyonundan çıkıyor.

Sürekli büyüyen veritabanlarında, veritabanının sürekli, doğru ve düzgün bir şekilde yedeklenmesi, verilerin sürekli olarak sıralı bir şekilde depolandığını kontrol etmek veritabanı ölçeklendirme konusundaki en kritik operasyonlardan birisidir. Yedekleme safhası Azure tarafından otomatik olarak yönetildiği için bu yük üzerinizden kalksa da Index’lerin bakımları, Partition’ların gerekli zamanlarda tekrar yapılandırılmaları gibi konular veritabanı üzerinde ciddi anlamda yük yaratan operasyonların başında gelir. Azure SQL içerisinde sorguların performanslarını takip etmek, yavaş sorguları tespit edip bunlar için aksiyon almak “Database recommendations” bölümündeki tavsiyeler eşliğinde kolayca yapılsa da, bakım süreçlerinde bu aksiyonları almaya başladığınızda veritabanı performansıyla ilgili ciddi sorunlar sizleri bekliyor. Üstelik bu problem, On Premise olarak çalışan SQL sunucuları için oldukça güç! İşte bunun için doğru zamanda, doğru miktarda kaynak kullanımı son derece kritik rol oynuyor.

Veritabanın sahip olduğu sunucu tipi(enterprise, developer, express vb.) bir çok geliştirici tarafından çok önem arz etmese de söz konusu bakım olduğunda böylesi kriterlerin değeri ortaya çıkıyor. Zira SQL Server Enterprise içerisinde Index bakımları Online olarak yapılabilirken, system içerisinde herhangi bir duraksama söz konusu olmaktan çıkıyor. Ancak veritabanının kullandığı kaynaklar ve bakımların süresiyle ilgili problemler, problem olmaya devam ediyor. Şu da unutulmamalıdır ki veritabanı üzerinde yapılan her Index, her Partition operasyonu performasın artacağı garantisini vermez… Zira diskin büyümesine haliyle SQL Server tarafından belleğe alınan verinin daha da büyük hale gelmesiyle kaynak kullanımı bir yerden sonra yetersiz oluyor. Özellikle söz gelimi olarak 1, 2, 4 ve 14 hafta olacak şekilde bir Retention Policy, veritabanı üzerinde her zaman yükün artacağını bunun yanı sıra bakım konularının kritik seviyesini en üst seviyeye çekiyor.

Bakım süreçlerinin en hızlı şekilde yapılması hem kullanıcı memnuniyeti, hem ölçeğin sürekli olarak arttırılabilir noktada olması hem de itibar açısından son derece önemli bir hale geliyor. İşte bu nedenle Azure üzerinde kaynakları ihtiyacınız olduğu anda dilediğiniz kadar arttırabilmek ya da azaltabilmek (Scale Up/Scale Down) son derece kilit bir rol oynuyor. Üstelik sadece süreç olarak değil maliyet olarak da!

İhtiyacımız olan senaryo, bakım süresi öncesinde kullandığımız veritabanı planını bir ya da iki üst seviyedeki kaynak oranında arttırmak ve bakım sonrasında eski kaynaklara geri dönebilmek… Böylece arttırılan kaynakların bir kısımı bakım kalan kısmı da platformun düzenli bir şekilde devam etmesi için hazır olarak bekliyor!

Üstelik bu operasyon sırasında, hiçbir bakım işleminin zaman aşımına uğramaması ve bakım sürecini en baştan tekrar başlatmamak ya da veritabanının kilitlenmesi gibi çok büyük riskleri ortadan kaldırmak… Böylece veritabanı üzerindeki maliyete sadece saatlik fiyatlar ile katlanırken, belkide 3-4 saat kadar sürecek bir operasyonu dakikalar içerisinde tamamlayabilmek!
Söz konusu problemlerin bir de, birden fazla sunucunun ya da birden fazla veritabanının olduğu noktalarda problem daha da karmaşıklaşıyor. Zira bir veritabanı ile ilgili böyle bir işlemi haftada bir, elle yapmak çok ciddi vakit almaz ya da kendi içerisinde büyük riskler barındırmaz. Ancak birden fazla sunucu, birden fazla veritabanı ve tüm bunların yanında bakımın yapılma sıklığını düşündüğümüz zaman süreci otomatize etmek artık zorunlu hale geliyor.

Yakın zamanda, PEAKUP olarak sahip olduğumuz bu çözümü Azure’ın REST API istekleriyle çözülebileceğini zaten tahmin ediyorduk. Ancak programatik olarak olması, ilgili sorunu olası bir durumda diğer ürünlerimizde ve hizmetlerimizde kullanabileceğimiz şekilde çözülmesi bizim için en önemli noktalardan birisiydi. Bu nedenle PEAKUP Azure Services çözümünü ele aldık. İlgili kaynak kod içerisinde, yalnızca SQL ile ilgili sorunları değil ek olarak, Web Application konusunda da benzer problemleri keşfedebileceğiniz çözümleri de bulabilirsiniz.

DECENTRALIZED AUTONOMOUS ORGANIZATION (DAO) NEDİR? 

DAO (Decentralized Autonomous Organization), merkezi olmayan otonom bir organizasyon anlamına gelir. Bir blockchain veya kripto para platformu üzerinde çalışan ve akıllı sözleşmeler yoluyla programlanmış bir şekilde işleyen bir organizasyon modelidir. 

 

Blockchain teknolojisinin gelişimiyle birlikte, merkezi olmayan otonom organizasyonlar (DAO), geleneksel yönetim ve organizasyon yapısına meydan okuyan yeni bir paradigmayı temsil etmektedir. DAO, katılımcıların oylamaları ve akıllı sözleşmeler gibi otomatik işlemler yoluyla kendini yöneten ve yönlendiren bir organizasyon türüdür. Bu makalede, DAO kavramını daha ayrıntılı olarak ele alacak ve nasıl işlediğini anlayacağız. 

 

DAO’nun Temelleri 

DAO kavramı, 2013 yılında Daniel Larimer tarafından ilk kez dile getirilmiştir, ancak daha sonra Ethereum’un yaratıcısı Vitalik Buterin ve diğer geliştiriciler tarafından daha da ileriye taşınmıştır. Merkezi olmayan otonom organizasyonlar, çeşitli katılımcılardan oluşur ve bu katılımcılar, DAO’nun varlık ve işleyişi hakkında söz sahibidir. Geleneksel şirketlerde olduğu gibi, bir CEO veya yönetim kurulu gibi merkezi bir otorite yoktur; bunun yerine DAO, topluluk tarafından alınan oylamalar ve programlanmış akıllı sözleşmeler tarafından yönetilir. 

 

Akıllı Sözleşmeler ve Oylamalar 

DAO’lar, katılımcıların oybirliği veya belli kurallar doğrultusunda kararlar alabildiği, yönetim ve operasyonel süreçleri otomatikleştirilmiş ve şeffaf bir şekilde gerçekleştiren yapıları ifade eder. Merkezi bir otoriteye veya aracı bir kuruma bağlı olmadan çalışırlar ve katılımcıların doğrudan etkileşimde bulunabildiği bir demokratik yapıya sahiptirler. 

 

DAO’lar, genellikle kripto para birimleri ve blok zincir teknolojileri kullanarak finansal işlemleri yönetmek, fon toplamak ve dağıtmak, oylama ve karar süreçlerini gerçekleştirmek gibi işlevleri yerine getirirler. Akıllı sözleşmeler sayesinde programlanmış kurallar ve otomatik işlemler, DAO’nun işleyişini ve katılımcıların haklarını düzenler. 

 

DAO’lar, merkezi yönetim yapılarının dezavantajlarını azaltma ve katılımcıların daha fazla kontrol sahibi olmasını sağlama potansiyeline sahiptir. Ancak, güvenlik, hukuki düzenlemeler ve karar alım süreçlerindeki zorluklar gibi bazı riskler ve zorluklar da beraberinde gelir. DAO’lar, kripto para ve blockchain dünyasında yenilikçi ve deneysel bir organizasyon modeli olarak kabul edilmektedir. 

 

DAO, temel işlevlerini programlanmış akıllı sözleşmeler yoluyla gerçekleştirir. Akıllı sözleşmeler, bilgisayar kodları aracılığıyla belirli koşullar gerçekleştiğinde otomatik olarak çalışan sözleşmelerdir. Katılımcılar, DAO’ya öneriler sunabilir, bu öneriler akıllı sözleşmelere dönüştürülür ve topluluk oylamaları yoluyla kabul veya reddedilir. Bu şekilde, DAO’nun yönetimine ve karar süreçlerine katılım demokratik bir şekilde sağlanmış olur. 

 

Avantajları ve Zorlukları 

DAO, geleneksel merkezi yapılarla karşılaştırıldığında birçok avantaja sahiptir. Özellikle, DAO’ların şeffaflığı ve hesap verilebilirliği artırması, katılımcıların daha büyük güce sahip olmasını sağlar. Ayrıca, merkezi olmayan yapılar sayesinde, yüksek düzeyde güvenlik ve güvenilirlik sağlanır. 

 

Ancak, DAO’ların da bazı zorlukları vardır. Özellikle, akıllı sözleşmelerin yazılım hataları veya kötü niyetli saldırılar gibi teknik risklerle karşı karşıya olmaları nedeniyle güvenlik önemlidir. Ayrıca, karmaşık karar süreçleri ve yavaş oylamalar, bazı durumlarda etkin ve hızlı bir şekilde çalışmayı engelleyebilir. 

 

Kullanım Alanları 

DAO’lar, kripto para ve blok zincir teknolojilerinin yaygın olarak kullanıldığı güncel alanlara şu şekilde örnek verilebilir: 

  • DeFi (Decentralized Finance): DAO’lar, DeFi protokollerinin yönetimini sağlamak için sıklıkla kullanılır. DeFi, merkezi olmayan finansal uygulamaları ifade eder ve kredilendirme, borç verme, likidite sağlama gibi finansal işlemleri gerçekleştirir. DAO’lar, bu protokollerin yönetimine katkıda bulunur, yönetim kararları alır ve protokollerin gelişimine katılır. 
  • Topluluk Yönetimi: DAO’lar, bir projenin veya topluluğun yönetimini merkezi olmayan bir şekilde gerçekleştirmek için kullanılır. Bu, projenin geliştirilmesi, kararlar alınması, kaynakların dağıtılması ve topluluk üyelerinin katılımının yönetilmesini içerir. DAO’lar, projeye katkıda bulunanlar arasında demokratik bir karar süreci sağlayarak topluluk yönetimini güçlendirebilir. 
  • Sanat ve Kültür: Sanat ve kültür alanında, DAO’lar sanat eserlerinin koleksiyonunu yönetmek, sanatçıların desteklenmesini sağlamak ve topluluk üyelerinin katkılarını değerlendirmek için kullanılır. DAO’lar, merkezi otoritelerin belirlediği geleneksel sanat dünyasında daha şeffaf ve katılımcı bir yapı sağlayabilir. 
  • Yatırım Fonları: Bazı DAO’lar, kripto para birimleri veya diğer dijital varlıklar üzerine yatırım fonları yönetmek için kullanılır. DAO üyeleri, belirli yatırım stratejilerini oylayabilir ve fonun performansına göre kararlar alabilirler. 
  • Sosyal Platformlar: DAO’lar, sosyal medya veya içerik platformlarının yönetimini merkezi olmayan bir şekilde gerçekleştirmek için kullanılabilir. Bu, içerik oluşturucuların ve kullanıcıların platformun geleceği üzerinde etkili olmalarını sağlar. 

 

Sonuç 

Decentralized Autonomous Organization (DAO), geleneksel organizasyon yapılarından farklı bir yaklaşım sunan ve blockchain teknolojisiyle desteklenen yeni bir organizasyon türüdür. Katılımcıların oylamaları ve akıllı sözleşmeler sayesinde, DAO’lar merkezi olmayan ve katılımcı odaklı bir şekilde işleyerek daha şeffaf ve demokratik bir yapı sunmaktadır. Gelecekte, DAO’ların daha yaygın olarak benimsenmesiyle, organizasyonların işleyişi ve yönetimi alanında önemli değişiklikler yaşanması beklenmektedir. Ancak, güvenlik ve karar alma süreçlerinin etkinliği gibi bazı zorluklar üzerinde çalışılması gerekmektedir. 

 

AV.DEMET CEYLAN DEMİRCAN 

Sürdürülebilir Gelecek için Power Apps ile Değişimi Yönetin

Sürdürülebilirlik, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden mevcut ihtiyaçların karşılanması anlamına gelir. Sürdürülebilir uygulamalar geliştirmek iklim değişikliğini ele alarak çevre kirliliğini azaltmak, daha adil ve sürdürülebilir bir dünya inşa etmek için çok önemlidir.
Sürdürülebilir iş uygulamaları yeniliğe teşvik etmekle birlikte ekonomik büyüme için yeni fırsatlar yaratır. Şirketlerin çağın bir adım önünde olmalarını ve ortaya çıkan trendlerden yararlanmalarını sağlar.
Power Apps, kullanıcıları kuruluşlarının özel ihtiyaçlarını karşılayan özel uygulamalar ve iş akışları oluşturmasına olanak tanıyarak ihtiyaçlarını sürdürülebilirlik girişimleri için esnek ve özleştirilebilir bir çözüm haline getirebilen bir platformdur.
Bu platform,kullanıcıların hızlı bir şekilde özelleştirilmiş iş uygulamaları oluşturmasına, işletmelerin faaliyetlerini çevre, toplum ve ekonomiye olumlu bir şekilde etkilemesini amaçlayarak sahada kısa sürede çözüm odaklı ve sürdürülebilir adımlar atılmasına olanak sağlamış olur.

Bu bağlamda, Power Apps’in sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemenin birkaç yolu vardır:

  • Veri İzleme ve Raporlama: Power Apps, veri izleme, raporlama yetenekleri ve sürdürülebilirlik performansı ile zaman kazandırır. Çevresel etkilerin, enerji tüketiminin, atık miktarının ve diğer sürdürülebilirlik göstergelerinin takibi için uygulamalar oluşturularak verimli planlama olanağı sunar.
  • Verimlilik ve Kağıtsız Çalışma: Power Apps, kâğıt kullanımını azaltarak ve dijital süreçleri optimize ederek verimliliği arttırır. Formlar, onay akışları ve diğer süreçlerin dijitalleştirilmesi kâğıt tüketimini azaltır ve böylece kaynakları korumaya yardımcı olur.
  • Enerji ve Kaynak Tasarrufu: Power Apps ile iş süreçlerinin dijitalleştirilmesi ve otomatikleştirilmesi, enerji ve kaynak kullanımını azaltır. Örneğin, manuel veri girişi yerine otomatik veri entegrasyonu kullanarak enerji ve zamandan tasarruf sağlanır.
  • Sürdürülebilirlik Bilincinin Arttırılması: Power Apps, çalışanların ve kullanıcıların sürdürülebilirlik hedefleri hakkında farkındalığını artırmak için kullanılabilir. Örneğin, eğitim veya farkındalık uygulamaları geliştirilebilir.

Peki biz Power Apps ile sürdürülebilirliğin hangi noktasındayız?

Gelin buna yaptığımız uygulamalarımız ile karar verelim.

  • Saha Ziyaret Uygulamamız: Sahada aktif rol alan çalışma arkadaşlarımız için büyük ölçüde zamanı verimli kullanma, kağıt israfının önüne geçme, hızlı raporlama, veriyi birden fazla alanda kullanmak konularında sürdürülebilirlik avantajı sağlamaktadır.
  • Envanter Uygulamamız: Kurum içerisindeki uçtan uca tüm envanterlerin kaydının tutulduğu aynı zamanda zimmetli envanterlerin gösterildiği yine envanterin çalışan üzerine atandığı, envanter durumunun detaylı takibinin sağlandığı ve tüm bu işlemleri yaparken mobil araçlarda dahil olmak üzere tüm cihazlarda çalıştırılarak, kişinin veya departmanın üzerindeki iş yükünü hafifletirken süreçleri hızlandırarak kullanıcı dostu arayüz tasarımı ile sürdürülebilirlik doğrultusunda destek olur.
  • BT Helpdesk Uygulamamız: Departmanlar arası iletişimi zaman, enerji ve kaynak tasarrufu göz önünde bulundurularak uygulama içerisinden chat aracılığı ile iletişimin sağlandığı aynı zamanda açılan talebin durumunun takip edilerek, talep içerisine doküman eklenerek ve saklı tutularak erişilebilirlik ve iletişim konularında büyük ölçüde destek olunması sağlanır.
  • Akışlarımız: Özel günlerimizin bildirimi, iş arkadaşlarımızın doğum günlerini, güncel kur değerlerini, çok onaylı iş akışlarını, web sitelerinden fatura/doküman vb. okunarak belirtilen kaynağa yazdırılmasını birçok platforma özelleştirerek entegre edilebilir, bunlarla birlikte insan gücünden tasarruf ederken sürdürülebilir akışlar ile iş yükü azaltılarak zaman kazandırılması sağlanır.

Sürdürülebilirlik uygulamalarını Power Apps’in gücüyle birleştirmek her büyüklükteki kuruluşta yenilikçi ve anlamlı değişimi hızlandırır. Elinizin altındaki çeşitli özellikler ve araçlarla daha iyi ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için uygulamalarımızı hayalleriniz ile birleştirerek geliştiriyoruz.

HBR: “Dönüşümün Kıyısında İnsan Kaynakları”

PEAKUP olarak, teknoloji ve yazılım alanındaki çalışmalarımızla sektörde öncü bir konumdayız. Çağın gerektirdiği değişim ve dönüşümle birlikte, İnsan Kaynakları’nın da yeni bir kimlik kazandığını gözlemliyoruz. Bu şartlar altında, işletmelerin başarısına katkıda bulunmak adına  daha fazla sorumluluk üstlenilmesi gerektiğinin farkındayız.

Biz PEAKUP olarak, “Talent&Culture” adı altında uzun süredir insan kaynakları alanındaki süreçleri başarıyla yönetiyoruz. Jenerasyonların değişmesiyle birlikte, İK operasyonları duygu durumu yönetimine odaklanan bir yapıya doğru evriliyor. Bu değişim, toplumun beklentilerini karşılamak ve iş gücü memnuniyetini sağlamak için önemli bir adımı temsil ediyor.

Artık işletmeler, insan kaynaklarının duygusal ihtiyaçlarını anlamak ve desteklemek için önemli bir tutum sergiliyor. Çalışan deneyimini iyileştirmek, çalışan bağlılığını artırıyor ve çalışanların daha üretken ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Gallup tarafından yapılan bir araştırma, yüksek çalışan bağlılık düzeyine sahip şirketlerin yüzde 21 daha yüksek kârlılığa sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Dijitalleşme sürecinin ise organizasyonlar için büyük önem taşıdığının farkındayız. İşletmelerin dijitalleşme sürecine liderlik etmek ve bu süreçte çalışanların dijital becerilerini geliştirmek için İnsan Kaynakları departmanının önemli bir rol üstlenmesi gerekiyor. PEAKUP olarak, günlük hayatta kullandığımız Power Automate, Power Apps gibi eğitim içerikleriyle dijitalleşme sürecine destek oluyoruz.

Geleceğe yönelik ihtiyaçların etkin bir şekilde karşılanması için işe alım süreçlerinin de yeniden şekillendirilmesi gerekiyor. Bu doğrultuda, iş dünyasındaki dönüşümü destekleyecek yetkinliklere sahip adayları tespit etmek ve işe almak için gerekli içgörüyü kazanmalıyız.

İnsan kaynağının değerinin tam olarak anlaşılması ve bu alanda lider olma çabalarımız, PEAKUP olarak sürdürülebilir başarılarımızın temelini oluşturuyor.

Söz konusu haberin tamamını okumak için HBR Türkiye’yi ziyaret edebilirsiniz.