Skip to content

İşe Alım Sürecinde Gecikmenin Gerçek Maliyeti

İÇİNDEKİLER

    IT pozisyonlarınız uzun süredir açık kalıyorsa, bu sadece bir “İK süreci” problemi değil, doğrudan bir iş kaybı problemidir. Çoğu şirket bu durumu yalnızca eksik bir kaynak olarak görse de, aslında geciken her gün ertelenen projeler, artan ekip yükü ve kaçırılan fırsatlar anlamına gelir. Özellikle kritik IT rollerinde bir pozisyonun 60-90 gün boyunca kapanmaması, mevcut ekibin verimliliğini düşürürken aynı zamanda şirketin büyüme hızını da ciddi şekilde yavaşlatır. Görünmeyen maliyet ise çoğu zaman daha büyüktür: Motivasyonu düşen ekipler, geciken teslimatlar ve rekabette geri kalma riski.

     

    Bir diğer kritik nokta ise “geç işe alımın” çoğu zaman “yanlış işe alım” kadar zararlı olmasıdır. Süreçler uzadıkça doğru adaylar başka fırsatlara yönelir, geriye daha sınırlı bir aday havuzu kalır. Bu da şirketleri ya acele karar vermeye ya da süreci daha da uzatmaya iter. Oysa doğru kurgulanmış bir hiring süreci; hem hız hem de kaliteyi birlikte sağlayabilir. Buradaki temel fark, süreci sadece yönetmek değil, doğru stratejiyle yönlendirebilmektir.

     

    Daha gerçekçi bir yerden bakalım: 5 kişilik bir ekipte eksik kalan 1 developer’ın yükü genelde diğer 4 kişiye dağılır. Bu da kişi başı ortalama %20-25 ekstra iş yükü demektir. Ancak pratikte bu artış verim olarak geri dönmez; aksine context switching, stres ve odak kaybı nedeniyle ekip verimliliği genelde %10-15 düşer. Yani siz bir kişiyi işe alamadığınız için aslında sadece 1 kişilik değil, toplamda 1.5-2 kişilik bir kapasite kaybı yaşarsınız. Bu da projelerin yavaşlaması, deadline’ların kayması ve işin büyüme tarafında zincirleme etkiler yaratır. Kısacası mesele sadece bir pozisyonu doldurmak değil, o pozisyonun yokluğunun tüm organizasyona nasıl yayıldığını görmek. Bugün açık olan rollerinizin ekip verimliliğine gerçek etkisini hiç bu açıdan düşündünüz mü?