Metin Birleştirme İşlemleri

Birleştir fonksiyonu, farklı hücrelerdeki metinleri birleştirerek bir hücrede yazmayı sağlar. Birleştir formülü ile metinler çok esnek şekilde düzenlenebilir.

Bu bağlamda formülde istediğiniz herhangi bir alanda özgürce değişiklik yaparak istediğiniz sonucu alabilirsiniz.

 

Formülün argümanları ardışık metinsel ifadelerden oluşur.

İngilizce:

=Concatenate(text1, text2,…)

Türkçe:

=Birleştir(metin1, metin2,…)

Birleştirilecek metinleri, ilgili hücrelerden teker teker seçerek birleştirebilirsiniz.

Aşağıdaki örnekte Mahalle, Cadde ve No bilgisi birleştirilerek adres bilgisi oluşturulmaktadır. A2, B2 ve C2 hücreleri doğrudan birleştirildiğinde MerkezAyazma37 sonucunu üretiyor.

 

Merkez mahallesi Ayazma caddesi no:37 şeklinde daha aşina olduğumuz bir sonuç görebilmek için neler yapılabilir?

Uzun yöntemle formül içerisine “ mahellesi ” ,   “ caddesi: “ gibi metinsel ifadeler yazılabilir.


*
Formüller içinde metinsel ifadeyi klavyeden yazmak gerektiğinde çift tırnak işaretleri (“ ”) arasında yazılmalıdır. Excel’de metinlerin “ ” içerisinde kullanılması konusu katıdır.

Daha verimli bir yöntem ise; daha sonra kullanılabilir, düzenlenebilir ve merkezi şekilde yönetilebilir olması adına mahallesi, caddesi, no: gibi bilgileri herhangi bir hücre içerisine yazarak o hücreyi referans alabiliriz.

 

Metin Birleştirme formülünün detaylarını incelemek için linke tıklayınız.

Yukarıdaki bilgilere ek olarak fonksiyon kullanmadan da birleştirme yapmak mümkün. Birleştirme operatörü olarak & simgesi kullanılabilir. Birleştir fonksiyonuyla benzer çalışır ve ve metinleri doğrudan birleştirmemizi sağlar.

Yukarıda, metinleri birleştirmeyi gördük. Buna ek olarak birleştirilmiş metinleri ayırmayı da isteyebiliriz.

Metni Sütunlara Dönüştür işlevi ile yan yana tek hücreye yazılmış metinleri, ayrı ayrı hücrelere yazabilirsiniz. Yani Birleştir işleminin tam tersi şekilde çalışır. Metni Sütunlara Dönüştür makalemizi okumak için linke tıklaynız.

Özel Git penceresinin yeteneklerini keşfederek işlerinizi kolaylaştırın!

Excel listenizdeki açıklama, formül, boşluk, veri doğrulama gibi özel veriler içeren hücreleri tek seferde topluca tespit ederek seçilmesini sağlayan işlev Özel Git ’tir.

Bu işlev ile formüllü hücreleri tek seferde seçerek sonrasında formülle şifreleyebilir, boş hücreleri tek seferde seçerek sonrasında renklendirebilir, sayısal, metinsel veri içeren ya da koşullu biçimlendirme içeren hücreleri topluca seçerek gerekli çalışmaları yapabilirsiniz.

Bu işlev Giriş sekmesinde Düzenleme grubunda Bul ve Seç butonunun içinde yer almaktadır.

F5 kısa yolu ile (fn tuşuna basmanız gerekebilir) açılan pencereden Özel git seçilerek de açılabilir.

Özel Git penceresinin yeteneklerini keşfederek işlerinizi kolaylaştırın!

Yukarıdaki listede gösterildiği gibi Satış Bölgesi kolonundaki boşlukları doğru verilerle dolduracağımız bir senaryo düşünelim.

Öncelikle boş hücreleri seçmek gerekir, sonrasında ise boş hücreleri en Hızlı şekilde doğru veri ile tamamlanmak!

Bu hücrelere tek tek yazı yazmadan, kolayca nasıl doldurabiliriz?

İşlemlerimiz iki özelliği birlikte kullanarak gerçekleşecek.

İşlem Adımları

  1. Öncelikle boş hücrelerin bulunduğu kolon seçilir.
  2. F5 kısayolu (fn tuşuna basmanız gerekebilir) –>Özel Git (Special Go)
  3. Açılan pencereden Boşluklar (Blanks) seçilerek Tamam’a tıklanır.

Sonrasında aşağıdaki görüntüyü elde ederiz

Seçilen hücrelerin gri olduğunu ve en üstte yer alan hücrenin ise beyaz olduğunu fark edeceğiz. Bu hücreye doğrudan yazı yazabilirsiniz. Yani hücreye yazı yazabilmek için hücreye tıklamanız gerekmiyor. Bu durumu vurgulama sebebimiz ise işlem yapmayı istediğiniz alanlar zaten otomatik olarak seçilmiş durumda, bu nedenle de hiç bir fare tıklaması yapılmasına gerek yok. Fare ile tıkladığımızda ise seçili alanlar iptal ediliyor ve bu nedenle de dikkat edilmeli.

  1. Doğrudan klavyenizden =G2 (bir üstünde yer alan hücrenin adresi) yazacağız. Bu sayede bir üstündeki veriyi kullanacağımızı  Excel’e söylemiş oluyoruz.En önemli nokta: Bir üstündeki veriyi yazacağız tamam ama bu formül nasıl tüm kolonda çalışacak?

    Bu işlem için ikinci ve son adıma geçiyoruz..
  2. =G2 işleminin tüm kolonun seçili alanlarında çalışması için CTRL ve ENTER tuşlarına aynı anda basmalıyız.İşlem  adımlarının takibinde Satış Bölgesi kolonu tamamen doldurulmuş olacak.

    Diğer Özel Git Makaleleri

    Formüllü hücreleri Özel Git penceresini kullanarak tespit etmek ve sonrasında şifrelemek için makalemize link üzerinden göz atın.Boş Hücreleri sabit bir metinle değiştirmek için gerekli işlemleri öğrenmek için makalemize link üzerinden göz atın.

İnsan Kaynakları Kuramları

İlk olarak Endüstri Devrimi ile birlikte ortaya çıktığı belirtilen İnsan Kaynakları kavramı sanayinin ve ekonomik hayatın gelişmesiyle birlikte şirketlerin varlığı için önemli bir noktaya gelmiştir. İnsan Kaynakları yönetimi, çalışan kaynağının oluşturulması, geliştirilmesi ve sürdürülmesine odaklanan, hem çalışanların hem de şirketlerin verimliliğini maksimize etmeye odaklanan bir yaklaşımdır. Şirketlerin insan kaynakları departmanının varlık nedenini kısaca şöyle özetleyebiliriz;

Çalışanların çalışma ortamı ile kurduğu ilişkiyi düzenleyerek çalışma ortamının kalitesini yükseltir. Üretkenliği ve  karı maksimize eder. Çalışanların, değişimlere kolayca adapte olmasına yardımcı olur. Çalışanları motive etmek ve şirket hedeflerini gerçekleştirmeye yardımcı olur. Çalışanın değerini tanımlar ve bu değere katkı sunar. Takım ruhunu ve şirket aidiyetini yaratır ve besler. Bir danışma organı gibi çalışarak şirket içi çatışmaların çözümlenmesine katkı sunar. Şirketlerin bulunduğu pazardaki imajının güçlendirilmesine katkı sunar.[1]

1 – Standart İnsan Kaynakları Modeli

Bu model, 90’lar ve 2000’lerde ortaya çıkan yaklaşımlardan türemiştir. Bu model, iş stratejisi ile başlar ve İK süreçleri yoluyla finansal performansın iyileştirilmesiyle sona erer. Bu modelin etkili olması için İK stratejisi  iş stratejisi ile uyumlu olmalıdır. Bu nedenle, İK stratejisi genel stratejiden türetilmiştir. Bu model, iç performansın iyileşmesine odaklanır. Verimlilik, yenilikçilik ve kaliteye odaklanır ve bunlar da finansal performansı oluşturur. Bazı İK uygulamaları doğrudan performansın iyileşmesine yol açar. Örneğin, iyi bir eğitim doğrudan  daha iyi bir performansa yol açabilir.

2 – 8-Box Model

Bu model, İK faaliyetlerinin etkinliğini belirleyen iç ve dış faktörleri gösterir. Örneğin sektörde bazı becerilerin eksiklikleri söz konusuysa bu durum insan kaynağı oluşturma, işe alım süreçlerimizi etkiler. Bu koşullar aynı zamanda mevzuatı, İK’nın çalışma prensibini de etkiler.

Bu modelde şirketin tarihçesi, kültürü, kullandığı Teknoloji ve sahip olduğu iş gücü şirketin yapısını oluşturur. Bu yapı İK ile kurulan iletişimi, başarılmak istenen hedefi ve İK politikalarını etkinliğini belirleyen faktörlerdir.

3 – İK Değer Zinciri

Bu model, en bilinen modellerden biridir. Bu modele göre İK’da yapılan her şey iki kategoriye ayrılabilir; İK faaliyetleri ve İK sonuçları. İK faaliyetleri işe alım, tazminat, eğitim gibi günlük faaliyetlerdir ve genellikle İK metrikleri kullanarak ölçülür. İK çıktıları İK aktiviteleri ile ulaşılmak istenen hedeflerdir. Bu çıktılar çalışan tatmini, motivasyonu vs.’dir.

KAYNAKLAR

https://www.businesstopia.net/human-resource/importance-human-resource-management

https://www.digitalhrtech.com/human-resources-models/

Türkiye’den 650 Firmaya Yazılım İhracatı / Akşam Gazetesi

Yerli bulut bilişim şirketi PEAKUP, 60 kişilik ekibiyle Türkiye’den dünyaya teknoloji ihraç ediyor. Londra’da ofis açan şirketin yeni hedefi ABD’ye açılmak. 

Bilişim altyapı hizmetlerinden yazılım geliştirme faaliyetlerine kadar uçtan uca çözüm ve ürün sunmak üzere 2012 yılında kurulan Türk teknoloji şirketi PEAKUP, faaliyete başladığı günden bu yana 600 bin son kullanıcıyı bulut bilişim teknolojilerine geçirdi. 60 kişilik ekibiyle yüksek teknoloji ürünleri geliştiren firma, bu ürünleri Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgelerindeki 650 kurumsal müşteriye ulaştırıp her yıl yüzde 150 büyüme oranlarına ulaşıyor.

LONDRA’DA OFİS AÇTI

“Türkiye’nin ekonomik gelişimine katkıda bulunmanın en iyi yolu yüksek teknolojili ürünler geliştirip ihraç etmekten geçiyor” diyen Peakup CEO’su Ahmet Toprakçı şunları kaydetti: “Biz de yazılımlarımızı Londra’da açtığımız ofis aracılığıyla AB’ye ulaştıracağız. Bir diğer hedefimiz ise ABD. Yeni açılacağımız bu pazarlarla 3 yıl içerisinde ciromuzun yüzde 40’ı yurtdışından gelecek.”

İŞLETMELERİN VERİMLİLİĞİ YÜKSELİYOR

PEAKUP, geliştirdiği yazılımlarla işletmelerin günlük yaşamını kolaylaştırıp, verimlilik sağlıyor. Firmanın geliştirdiği PassGate isimli yazılım, Bilgi İşlem departmanlarına gelen kullanıcı parola sıfırlama taleplerinin SMS tabanlı otonom bir sistem tarafından işlenerek çözümlenmesini sağlıyor. PassGate’le şirketler yılda 10 milyon TL tasarruf sağlıyor. İK  departmanlarına yönelik şirket içi iletişimi güçlendiren Velocity ve her gün dolaşımda olan milyarlarca e-postayı bir web konsolu aracılığıyla eklenebilecek banner görsellerle dijital izi sürülebilir birer pazarlama ögesine dönüştüren Sign&Go şirketin geliştirdiği diğer önemli iki ürün arasında yer alıyor.

ÇALIŞAN SAYISINI YÜZDE 20 ARTIRACAK

Türkiye’nin 867. Ar-Ge merkezine sahip olan Peakup, bu merkezde nesnelerin interneti, yapay zeka, makine öğrenmesi, mikro-işlemcili devreler, görüntü ve doğal dil işleme teknolojileri üzerine çalışmalar yapıyor. 2020 bütçesinde en önemli yatırım alanlarının insan kaynağı olacağına dikkat çeken Toprakçı, önümüzdeki yıl çalışan sayılarını % 15-20 artıracaklarını sözlerine ekledi.

Great Place to Work® Sertifikası / Dünya Gazetesi

PEAKUP’a Great Place to Work® Sertifikası verildi

Başarılı performansı ile geçtiğimiz günlerde Deloitte Technology 2019 Fast 50 listesine üçüncü kez girmeye hak kazanan yüzde yüz yerli sermayeli yazılım firması PEAKUP, bu kez de insan kaynağına yaptığı yatırım ve yenilikçi uygulamalar ile Great Place to Work® sertifikası almaya hak kazandı.

Teknoloji sektöründe bulunmanın gerekliliği ile hızlı karar verebilen, esnek davranan, çabuk öğrenen ve uygulayan, dünyadaki gelişmeleri dikkatle takip ede genç ve son derece profesyonel bir ekibe sahip olan PEAKUP, çalışanları tarafından değerlendirildiği anket sonucu Great Place to Work Sertifikası’nı almaya hak kazandı.

Great Place to Work Sertifikası şirket içerisinde güven kültürünü sağlamlaştırmış ve çalışanları tarafından başarılı bulunan şirketlere veriliyor. Şirket içi motivasyonu ve güveni yükseltme konusunda önemli adımlar atan PEAKUP, çalışanları için birçok farklı proje uyguluyor. Her ofisinde çalışanlarını ön planda tutan PEAKUP, yeni ofisinde de işe çalışma ortamından başladı; ofiste eğlenceli oyun makineleri, farklı dinlenme alanları, renklere göre ayrıştırılmış ve özel olarak dekore edilmiş mekanlar, söyleşi ve sohbet sahası ve çeşitli enstrümanlardan oluşan müzik alanı bulunuyor.

Çalışan memnuniyeti ve bağlılığı üzerine düzenlenen kişisel gelişim eğitimleri, esnek haklar, şirket içi motivasyonu ve güveni yükseltici uygulamalarla birlikte çalışanlara sunulan kariyer gelişim imkanları da PEAKUP’ın insan kaynağına yaptığı yatırımlar arasında yer alıyor.

Başarımızın sırrı ekibimizin mutluluğunda

PEAKUP’ın kısa zamanda hızlı büyümesinin ardında büyük bir ekip çalışmasının bulunduğunu belirten PEAKUP CEO’su Ahmet Toprakçı, “PEAKUP’ı oluşturan ekibin mutluluğu, çalışma ortamımızın huzuru ve birbirimize olan güven duygumuz her zaman ön planda oldu. Birlikte inşa ettiğimiz kurum ve ekip kültürünü içselleştirmeyi başardık. Ekibimiz için aldığımız her karar, yaptığımız her çalışma bizlere sürdürülebilir bir büyüme ve başarı olarak geri döndü. Aldığımız sertifika da doğru yolda olduğumuzu gösteriyor ki bağımsız ve saygın bir kurum olan Great Place To Work Enstitüsü tarafından yapılan anket ve araştırmalar sonucunda buna hak kazandık. PEAKUP artık Great Place to Work sertifikasına sahip bir iş yeri. Her bir çalışanımız için mükemmel bir iş yeri yaratma çabamız daha da büyük bir istek ve arzuyla devam edecek. Bizim için mutlu çalışan demek, başarılı şirket demek. Bu sertifikayı almamıza vesile olan harika ekibimize çabaları için teşekkür ediyorum.” dedi.

BT Haber / Deloıtte Teknoloji Fast 50 haberimiz

2006 yılından beri  Fast 50 programı kapsamında her yıl Türkiye’nin en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketi belirleniyor. Bu yıl 14.’sü düzenlenen “Deloitte Teknoloji 2019 Fast 50 Türkiye Programı”nda  3 yıldır üst üste Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 50 Teknoloji Şirketi arasında yer almaktan mutluluk duyuyoruz.

PEAKUP üçüncü defa Teknoloji Fast 50’de yer aldı

2006’dan bu yana her yıl  “Deloitte Technology 2019 Fast 50 Türkiye Programı” düzenleniyor. Program kapsamında en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketi belirleniyor. Listede üç yıl üst üste yer alma başarısı gösteren PEAKUP, Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında yer alıyor.

Amerika haricinde 18 ülkede ve Orta Avrupa’da uygulanan programda en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketi, Deloitte’un uluslararası “Technology Fast 500” programına katılmaya hak kazanıyor. Son 4 yılda en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri ise, Fast 500 EMEA’ya katılmaya hak kazanıyor. Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin kıyasıya yarıştığı bu programda üç yıl üst üste ilk 50 firma içinde yer alan PEAKUP, böylece kurulduğu günden bu yana sürdürdüğü istikrarlı büyümeyi bir kez daha kanıtlamış oldu.

Deloitte Technology 2019 Fast 50’nin Türkiye’de doğup büyümüş değerlerin ortaya çıkmasına fırsat sunduğunu belirten PEAKUP CEO’su Ahmet Toprakçı, bu programda yakaladıkları başarı ivmesini şöyle değerlendirdi: “Bir kez daha Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında yer almaktan son derece mutluyuz. PEAKUP olarak yakalamış olduğumuz büyüme ivmesini sürdürülebilir kılmak bizim için çok önemli. Üçüncü kez bu listede yer almış olmamız, hayata geçirdiğimiz çalışmaların ve stratejilerin amacına ulaştığını kanıtlıyor. Önümüzdeki süreçte de elde ettiğimiz bu başarıların devamı için çalışacağız. Amacımız, yüzde yüz yerli sermayeli ve yurt dışına teknoloji ihraç eden bir Türk firması olarak, toplumumuzun ve çevrenin farkında olup sürdürülebilir büyüme ile değer üreterek bu listede kalıcı olmaktır.”

KVKK Dönüşümüne Kurumlar Nasıl Hazırlanmalı? / Ekonomist Dergisi

KVKK dönüşümüne kurumlar hazırlanırken nelere dikkat etmeli?

Bugüne kadar Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) kapsamında yaklaşık 9 milyon TL’lik idari para cezası kesildi. Şirketlerin KVKK kapsamında tüm alanlarda dönüşüm gerçekleştirmeleri gerekiyor. Aksi takdirde ceza riski yüksek.

İş hayatının ve günlük hayatın büyük bir kısmının artık dijital ortamlara taşınmış olması, veri toplama ve işleme kapasitesinin artışı ile kişisel verilerin korunması zorunluğunu ortaya çıkardı.

Bunun için Türkiye’de 2016 yılında yürürlüğe giren Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK), geçen zaman içinde özellikle şirketler tarafından tam olarak uygulanamadı.

Şirketler için kritik önemde değişiklikler içeren KVKK, veri sorumlusu, veri işleyen, kişisel verilerin açık rıza ile işlenmemesi gibi pek çok kavram ve yükümlülüğü beraberinde getirdi. Şirketlerin Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VER-BİS) de kayıt yapmaları gerekiyor.

CEZA YAPTIRIMI VAR

Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyenler hakkında 15 bin TL’den 1 milyon TL’ye kadar idari ceza uygulanabiliyor. 2020’de ise üst tutar 1,5 milyon TL’ye çıkacak.

KURUMLAR HAZIRLIK YAPARKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

Kurumlara danışmanlık hizmeti veren PEAKUP, şirketlere KVKK’ya uygun çalışmak için dokuz maddelik liste hazırladı.

1- İş başvurusu yapan adayın kişisel bilgilerinin yer aldığı CV’lerin ne kadar süreyle şirket veri tabanında tutulacağı ve kimlerin paylaşımda olacağı, ne zaman imha edileceği veya anonimleştirileceği ayrıntılı olarak aday ile paylaşılmalı.
2- CV’lerin saklanma koşullarının herhangi bir ofis kazası veya siber saldırıya karşı korunaklı olması gerekiyor.
3- Referans bilgisi bulunan CV’lerde adayın da referans aldığı kişiden rıza almasının şart olduğu anımsatılmalı.
4- Özel nitelikli kişisel verilere giren sağlık bilgileri veya sabıka kaydının muhafaza koşullarının KVKK süreçlerine uygun olması gerekiyor.
5- Çalışan sözleşmelerine haklarını bildiren KVKK maddesi eklenmeli.
6- Çalışanların fotoğraflarını paylaşmadan önce onay alınmalı.
7- Güvenlik kameralarının açıları, çalışanın özel hayatına müdahale etmeyecek şekilde konumlandırılmalı.
8- Güvenlik çözümlerinde parmak izi veya retina taramasını tercih etmemeye özen gösterilmeli.
9- Bilgi işlem departmanlarında iç ve dış siber saldırılara uğramamak için risk analizi yaptırılmalı.

 

Power Apps ve Power Automate 2020 Lisans Güncellemeleri

Power Platform

Ms Flow olarak tanıdığımız iş akışı ürününün, Power BI ve Power Apps gibi Power unvanını almasını uzun zamandır bekliyorduk. Yakın zamanda ve tam da beklendiği şekilde Power Automate (Flow) adıyla Power Platform ailesine resmi olarak katıldı.

Başından beri Power Apps ve Power Automate (Flow)  birlikte çalıştığında verimliliği artıran ve işleri çok hızlandıran bir ekip. Son kullanıcılar Power Apps mobil uygulamalarıyla çalışırken; iş akışlarını ve onay süreçlerini arka planda Power Automate sessizce sürdürmeye devam ediyor.

Power Automate makalelerine link üzerinden erişim sağlayabilirsiniz.

Power Platform Ücretsiz Kullanılabilir mi?

Herhangi bir Office365 lisansınız varsa evet!

Aşağıdaki Office365 lisanslarından herhangi birine sahip olmanız durumunda Power Platform ürünlerini ücretsiz şekilde kullanabiliyorsunuz.

Power Apps ve Power Automate için 2020 Lisanslama Güncellemeleri

Premium bağlayıcıların ve Premium özelliklerin artması Flow’da yaşanacak lisanlama değişikliklerinin habercisiydi.

Flow’un Power ailesine katılması sonrası Power Apps & Power Automate lisanslamaları gündeme gelmeye başladı.

Office 365’iniz Yoksa

Katmanlı fiyatlandırma yapısına dayalı lisanslama şeklinin netleşmesiyle beraber 1 Aralık 2019 tarihinden itibaren fiyatlar geçerliliğini sürdürüyor.

Power Apps ve Power Automate’i Add-on olarak aylık ödeme biçimiyle kullanabiliyorsunuz.

Lisanslama şekli 2’ye ayrılmış durumda; kullanıcı sayısına göre ya da kullanacağınız uygulama sayısına göre maliyetleriniz belirleniyor.

1. Ödeme Modeli

Şirket içi/Bireysel olarak 2 mobil uygulama kullanmak için

Kullanıcı başına 56 TL’den fiyatlandırılmakta ve uygulama sayısı arttıkça uygulama başına maliyetler de artmaktadır.

 

2.Ödeme Modeli

Şirket içi/Bireysel olarak sınırsız sayıda mobil uygulama kullanmak için

Kullanıcı başına 224,20 TL’den fiyatlandırılmaktadır ve ek masraf bulunmamaktadır.

Detaylar için linke göz atabilirsiniz.

 

Lisanlama konusunda detaylı bilgi içeren dokümanı okumak için linke göz atabilirsiniz.

İNSAN KAYNAKLARI SÜREÇLERİNDE DİJİTALLEŞME

Teknolojinin hayatımıza her alanda hızlıca girişi ile birlikte geleneksel yöntemler artık yetersiz kalmaktadır. Dijitaleşme tüm hayatımızı etkilediği gibi insan kaynakları süreçlerini de etkilemektedir.

Veri ve kaynak yönetimi dijital ortamda daha ulaşılabilir ve sistematik olarak yer almaktadır. Çalışan sayılarının artması ile  birlikte dijital dönüşüm önem kazanmaktadır.

Dijital İnsan Kaynakları en basit İfade ile İnsan Kaynakları fonksiyonlarının takibinin dijital ortamda yürütülmesidir. Dijital İnsan Kaynakları insan, teknoloji ve iş süreçlerinde yaşanan bütüncül bir değişimi ifade eder. Bu dönüşümlerin hepsini paralel olarak sürdüremezsek dijital dönüşüm etkin olmayacaktır.

Teknoloji hızını ve gelişimini arttırdıkça insan kaynakları fonksiyonlarında sürdürülebilirliği arttırmak için iş süreçleri tekrar tasarlanmaktadır. Bu süreçte yeni nesil yetenekleri elinde tutmak isteyen yönetici- çalışan arasında çok daha şeffaf bir bağ kurmayı hedefleyen şirketlerin süreçlerini dijital olarak kurgulamaları gerekmektedir.dijitalleşme her alanda olduğu gibi insan kaynakları alanında da üretkenliği arttırmaktadır.

İşletmelerin bu süreç içerisinde hem kendi süreçlerini hem de çalışan yetkinliklerini detaylı incelemesi gerekmektedir,

İnsan Kaynakları Dijitalleşme süreçlerinde aşağıdaki konular önem kazanır;

  • Çalışanların djital dönüşümün katkısına inanması ve mevcut durumun analizi
  • Çalışanların Yetenek ve Uzmanlık seviyelerinin arttırılmasına yönelik eğitimler düzenlenmesi
  • İşletme içinde birbirinden farklı sistemler mevcut ise, merkezileşmiş yapıların tercih edilmesi
  • Çalışma modellerinin Yaratıcı ve Yapıcı kurgularla yenilenmesi,
  • Stratejik planlara Dijital Dönüşümünde dahil edilmesi
  • Dijital Dönüşümün şirket kültürü haline getirilmesi

İnsan Kaynakları süreçlerinde yeni teknolojiler kullanarak iyileştirilen süreçler çalışan memnuniyetinin sağlanmasında çok önemli bir rol oynar. Kurum içinde ise bu projelerde rol alacak yetkili ve çalışanların belirli bir deneyime sahip olmaları sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için zorunludur.

İş dünyası günümüz çağına uygun olarak yeni bir yapılanma içindedir. Dijitalleşme yolculuğu günümüz koşullarına uyum sağlamak için gerekli olmaktadır. Uygulamalarımız dijitalleşse de her zaman yönetim felsefesinde insanı odağa almak gerekmektedir.

Android Programlama İçin Kotlin mi Java mı #1

Kotlin mi Java mı

Kotlin ve Java programlama dilleri hakkında onlarca yazı yazıldı çizildi ancak 2020 yılında Kotlin mi Java mı sorusunun cevabı pek çok insan tarafından hala merak edilmekte. Yakın çevremde pek çok farklı kişiden aynı soruyu duymaktayım. İş görüşmelerinde mutlaka sorulan bir sorudur mesela. Kotlin’i tercih etmemin sebebi popüler kültür ve ilgi mi yoksa bilinçli yaptığım bir tercih mi. Amaç bunu ölçmek gerçi. Görüşmelerde “Kotlin diye bişey çıkmış. Herkes ona geçiyormuş ben de geçeyim diye düşündüm” demeyin uyarısını yapmama bilmem gerek var mı.

Peakup’ta işe girdikten sonra birkaç ay içerisinde geliştiricilerden oluşan takım arkadaşlarıma Kotlin mi Java mı konulu yaklaşık 45 dakikalık bir sunum yaptım. İstanbul Aydın Üniversitesi’nde IAU Android Talks etkinliğinde yapmış olduğum konuşmaya katılan öğrenciler ve yakın zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi Girişimcilik Kulübü’nden ofisimize ziyarete gelen öğrenciler de aynı soruyu sormuştu. Yani tecrübeli iş arkadaşlarımdan öğrencilere kadar yazılımla ilgilenen herkes hala normal olarak Kotlin ile Java’nın farklarını merak etmekte. Ben de bu konu hakkında bir yazı kaleme alarak daha çok insana ulaşmak ve elimden geldiği kadar yardımcı olmak istedim. Çünkü bu sorunun daha çook sorulacağını düşünüyorum.

 

https://gph.is/2t3wKwS

 

Bu yazıda neden Kotlin, 2020 de Android programlama için Java bilmek gerekli mi, Android uygulama yazmak istiyorum Java öğrenmeli miyim, Android için Java mı Kotlin mi? Java ölecek mi hatta öldü mü gibi sorulara kendimce cevap vermeye çalışacağım. Ayrıca herhangi bir dil kıyaslaması yapmadım. Sadece Kotlin’e geçmeli miyiz veya ne zaman geçmeliyiz sorusunu cevaplamaya çalıştım. Dil kıyaslaması yapacağım bir başka yazı birkaç hafta içerisinde yayında olacak.

Özet Bilgi

Özet olarak Kotlin mi Java mı sorusunun basitçe verebileceğim bir cevabı bence yok ancak yazının özeti olabilecek bir cümle söylemem gereirse:

“Duruma göre değişir” derim

Yapacağınız projeye, öğrenci olup olmadığınıza, öğrenciyseniz üniversitenizin dillere yaklaşımına, sektörde çalışıp çalışmadığınıza, çalıştığınız yerde miras (legacy) kod olup olmadığına… Bu sorunun cevabı bunun gibi onlarca değişkene bağlı. Hap bilgi peşinde koşmak açık net cevap istemek yerine lütfen yazıyı sonuna kadar okuyun. Özellikle yeni jenerasyon çok sabırsız hemen her şey olsun, hemen cevap alayım, hemen bitireyim, hemen çok iyi proje yapayım, hemen… Lütfen biraz sabır. Siyah ile beyaz kadar net değil. Hayatınızın bu kadar hızlı akmasına gerek yok. Nefes alın nefes verin yaşayın. Benim Kotlin mi Java mı sorusuna vereceğim cevap gerçekten uzun. Okumaya üşenen bir insansanız şu an sekmeyi kapatmanızı tavsiye ederim ancak basit bir cevap olmayacağı olamayacağı için vaktinizi ayırmanızı daha çok tavsiye ederim. (Geliştirici olmak istiyorsanız okumaya üşenmeyin bi zahmet) Vakit vermeye değer dolu dolu bir yazı okuyacaksınız buna emin olun.

İnternet ne yazık ki koca bir çöplük haline geldi ve bilenle bilmeyen ayırt edilemiyor. 3 5 fazla reklam gösterelim diye koca sayfaya 3 satır yazılıp geçiliyor. İnternet çöplüğündeki pek çok yazı gibi Kotlin şöyle iyi böyle iyi hadi hemen geçin demeyeceğim bunu baştan belirteyim. Kotlin’e geçmek istiyor ve desteklenmeye ihtiyaç duyuyorsanız o tarz bir yazı tercih etmelisiniz. Bu yazı bambaşka bir yazı olacak.

Başlıyoruz !

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki herhangi bir dilin bir teknolojinin bağımlısı, fanatiği hatta kölesi olmamak lazım. Projeye göre duruma göre dil ve framework değiştirebilir olmak bence daha iyidir. Örnek olarak biz Java’cıyız 20 senedir böyleydik 20 sene daha böyleyiz düşüncesi bence yanlış. Kullandığımız teknoloji dil ve frameworklerin ne kadar süre hayatta kalacağı kesin değil. 2000 li veya 2010 lu yıllarda çok ünlü olup şu an 1 tane bile iş ilanı olmayan kaç tane programlama dili ve framework var. Bu dinamik dünyada ne olacağını asla tam olarak bilemeyiz.

Başka bir örnek vermem gerekirse şu an iOS ve Android çoğunlukla native olarak geliştiriliyor. Biz hala Java mı Kotlin mi diye tartışırken Google bir yandan da Flutter  isimli bir cross platform uygulama geliştirme frameworkü geliştiriyor ki birkaç sene sonra belki de o revaçta olacak. Belki de telefonlarımız Android işletim sistemine değil de ondan çok daha stabil çıkacak olan Fuchsia işletim sistemine sahip olacak. Bu yüzden dile veya frameworke bağımlı kalmak başka dil asla olmaz demek bence yanlıştır.

Bu yazıda kesinlike direkt olarak Kotlin daha iyidir deyip 1995’ten beri gelen Java kültürünü, kaynaklarını ve altyapısını da, kesinlikle Java deyip Kotlin’in getirdiği yenilikleri ve kolaylıkları da çöpe atamam, atmam kimseye de attırmam. Şimdi biraz daha derine inelim isterseniz.

1. Üniversite Öğrencisiyim Kotlin mi Java mı?

Kotlin mi Java mı sorusunun cevabını vermeye öncelikle öğrencilerden başlamak istiyorum. Bu soruyu soran merak eden kişi bir öğrenciyse kendisine olan tavsiyelerim ve sektörde çalışan arkadaşlara tavsiyelerim çok farklı olacak. Hatta sevgili öğrencimizin okuduğu yarıyıla derslerine göre bile değişecek.

 

  1. Okuduğunuz bölüm nedir?
  2. Yazılım dersleri bulunan bir bölümde mi okuyorsunuz?
  3. Hangi yarıyılda okuyorsunuz?
  4. Java dersiniz veya Nesne Tabanlı Programlama (Object Oriented Programming yazının her yerinde kısaca OOP diyeceğim) dersiniz müfredatınızda var mı? Bu dersi aldınız mı yoksa alacak mısınız?

Yazılım dersleri içeren Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Yönetim Bilişim Sistemleri… gibi bir bölümde okuyorsanız bulunduğunuz yarıyıl hayati derecede önemli.

1.a ) Daha ilk yarıyılda veya hazırlık sınıfındaysanız ve OOP dersiniz Java dili ile verilecekse

Kotlin mi Java mı sorusuyla üniversitenizin ilk yarıyılında veya hazırlık sınıfı aşamasında karşılaştıysanız müfredatınızı kontrol etmenizi şiddetle öneririm. Üniversitenizde OOP dersini Java ile mi anlatıyorlar? Öncelikle üst sınıflardan veya üniversite ders programından bu bilgiyi öğrenmeniz gerekmekte.  Java veya OOP dersi görecekseniz Java mı Kotlin mi sorusunun cevabı kesinlikle Java olacaktır. Java öğrenmeniz OOP dersinizin notlarına pozitif anlamda çok büyük katkı sağlayacaktır.

İstanbul Aydın Üniversitesi’nde yaptığım konuşmada sorulan bir soru buydu ve ben önce öğrenciye hangi yarıyılda okuduğunu sordum. 1.sınıf ta okuduğunu söyledi ve verdiğim cevap yukarıdakinden başkası değildi. (Şu an napıyor çok merak ediyorum 🙂 Java çalışmaya acilen başlayın. Acilen proje yapmaya ve GitHub’da paylaşmaya başlayın. Kodunuzun kalitesini şu anlık dert etmeyin kötü olabilir iyi olabilir. Kötü de olsa iyi de olsa bir şeyler yapın üretin paylaşın. Çünkü ileride işveren için bir şeyler üretmiş olmanız kesinlikle çok büyük bir önem arzedecek. Nerede bir yazılım öğrencisine rastlasam hep aynı öneriyi yaparım. Yazın boş durmayın kısa bir dinlenmenin, tatilin ardından mutlaka oturup Java çalışın. Eğer Java’yı veya herhangi bir programlama dilini nasıl öğreneceğim diyorsanız Bir Yazılım Dilini Nasıl Öğreniyorum başlıklı kendi blogumda paylaştığım yazıya mutlaka beklerim.

1. b ) Daha ilk yarıyılda veya hazırlık sınıfındaysanız ve üniversiteniz OOP dersini Java haricinde bir programlama diliyle C#, C++… aracılığıyla verecekse

Kotlin mi Java mı sorusuyla üniversitenizin ilk yarıyılında veya hazırlık sınıfı aşamasında karşılaştınız, müfredatınızı kontrol ettiniz ve C# anlatılacağını öğrendiniz. “Ben nasıl olsa Android Developer olacağım canım ne gerek var C# öğrenmeye” demeyin hiç boşa vakit kaybedeceğinizi düşünmeyin. “C++ ı da bitek bizim üniversite kullanıyor bir işe de yaramıyor” diyorsanız çok yanlış
düşünüyorsunuz. OOP Dersinin amacı size nesne tabanlı programlamanın temel prensiplerini öğretmektir. Size dil öğretmek değildir. Üniversite programlama dili kursu değildir. Üniversite size altyapı verir teori verir. Siz o altyapıyı alır nerede isterseniz kullanırsınız. Bu size kalmış. Üniversitenize C++ anlattığı için yeni jenerasyonun deyimiyle “atar yapmayın”. OOP’nin ne olduğunu bir kere öğrendikten, analitik düşünme yetisini bir kere kazandıktan sonra nesne tabanlı bir başka dile geçmeniz çok zor olmaz.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde bir hocam şunu söylemişti “Nesne tabanlı programlama dillerinden kimisi sınıfa import ile başlar kimisi using ile kimisi başka bir şekilde ancak bunun alt kısmı diller arasında çok büyük farklar oluşturmaz.  for if while her programlama dilinde vardır ve aynıdır. Yazılışları farklı olabilir ancak aynı işi yapar aynı anlama gelirler. Bir Object Oriented dili çok iyi bir şekilde öğrendiyseniz bir başkasına geçmek ancak bir kaç haftanızı alabilir.” Kotlin mi Java mı sorusunun cevabına gelirsek Kotlin öğrenmek için acele etmeyin.

OOP dersinizde göreceğiniz dil üzerine çalışın. Hangi dil olduğu önemli değil o dile çalışın ve OOP dersinizi güzel güzel notlar alarak geçin. Sonrasında Android programlama öğrenmek istiyorsanız tekrar Java öğrenmenize bana göre gerek yok. Kotlin’den başlayabilirsiniz. Nesne tabanlı programlamanın temelleri çok önemlidir. Algoritmalar, Tasarım Desenleri, Yazılım prensipleri, Kod standartları… Bunları üniversiteniz hangi dilde öğretiyorsa siz de o dili çok iyi bir şekilde öğrenin. Emin olun ileride Kotlin’e geçmeniz çok daha kolay olacak.

1. c ) Üniversitenin 5. yarıyılından sonra bu soru ile karşılaştıysanız

OOP dersi geçti gitti. Ve siz bu dersten yeterince faydalanmadınız. Veya bu dersi hiç görmediniz. Veya Seçmeliydi zor hoca veriyordu almadınız(mezun olunca geliştirici olmayı düşünüyorsanız çok büyük hata. Mezun olunca ne olacağınıza karar vermediyseniz o çok farklı bir yazının konusu 🙂 İşte bu durumda üniversiteniz size nesne tabanlı herhangi bir dil öğrettiyse yine
Kotlin’den başlayabilirsiniz. Hiçbir yazılım dili göstermeyen veya en azından OOP prensiplerini öğretmeyen üniversite yoktur diye düşünüyorum ama her yer üniversite dolunca kalite düştü haliyle. Belki de vardır diye ben şu eklemeyi de yapayım. Eğer programlamanın temellerini biliyorsanız ama eksikleriniz de varsa Kotlin’e başlamanızı tavsiye etmem. Java ile başlayın. Çünkü Java’da kaynak sorunu çekmezsiniz. Onlarca kitap onlarca blog ve video bulabilir kısa zamanda uzun bir yol katedebilirsiniz. Çeşitli Kotlin kaynakları var ancak Java’nın kaynaklarıyla boy ölçüşebileceğini zannetmiyorum.

Sonuç olarak üniversitenizden güzel bir OOP bilgisi aldıysanız hangi dilde aldığınız önemli değil. Kotlin mi Java mı sorusuna Kotlin diye cevap veririm. Programlama altyapınızı yeterince iyi hazırladıysanız analitik düşünme yetisi kazandıysanız istediğiniz bir başka OOP dilde birkaç hafta içerisinde ufak da olsa proje üretir hale gelirsiniz.

2. Android Geliştirici Olarak Halihazırda Çalışmaktayım Kotlin mi Java mı?

Eğer zaten bir şirkette Android Geliştirici olarak çalışıyor ve Kotlin mi Java mı sorusunu soruyorsanız cevabım direk Kotlin olmayacaktır tabiiki. Size eninde sonunda Kotlin’e geçmenizi tavsiye edeceğim. Zaten Java’yı belli bir seviyenin üzerinde bilen birisi olduğunuz, OOP kavramlarını bildiğiniz için Kotlin’e geçmek sizi zorlamayacaktır. Kotlin’e geçin ama herkes hemen geçecek gibi bir durum yok. Ne zaman geçeceğinizi öğrencilere sorduğum gibi size de birkaç soru sorarak önereceğim.

  1. Şirkette şu an yaptığınız projeleriniz ne büyüklükte?
  2. Şirketiniz ne kadar yenilikçi ve yöneticileriniz kendinizi geliştirme isteğinize destek veriyor mu?
  3. Java ile halihazırda yaptığınız uygulamayı kaç kullanıcı aktif olarak kullanıyor?
  4. Kotlin’e geçirmek istediğiniz uygulamaya sürekli düzeltmeler ve güncellemeler çıkarmanız kullanıcı tarafından bekleniyor mu?

Yeni mezunsunuz üniversitede Java gösterildi. Java ile Android uygulamalar yazmaya başladınız ve bir start up firmaya girdiniz 3 aydır çalışıyorsunuz 2 tane ufak çaplı Android uygulamanız oldu ve bunlarda Java kullandınız. Size bir süre daha bu firmada Java ile devam etmenizi önereceğim. Sizin durumunuzda şu anlık ne yazık ki Kotlin’e ayıracak vaktiniz yok. İşverene kısa vadede sonuç üretmek kendinizi ispat etmek zorundasınız. Çok iyi bilirim o duyguyu. İş değiştirdiğinizde, veya bu iş yerinde 6 ay, 8 ay, 1 sene gibi önemli bir mihenk taşını devirdiğinizde Kotlin’e ufak ufak vakit ayırmanızı boş zamanlarda çalışmanızı tavsiye ederim. Sonra da yavaş yavaş şirket projelerinize entegre edersiniz.

2 3 senedir Java ile geliştirdiğiniz büyük bir projeyi sırf Kotlin çıktı ve Java’dan daha kolay diye direkt olarak bir anda Kotlin’e geçirmek, istemeyeceğiniz sonuçlar doğurabilir. Kotlin’i henüz öğrenme aşamasındayken direkt olarak büyük projeye giriştiğiniz için bocalayabilir, zorlanabilirsiniz ve motivasyon kaybına uğrayabilirsiniz. Benim de zamanında yaptığım hata gibi: Kotlin yazarsınız ancak Java gibi Kotlin yazarsınız.

Böyle bir şey çıkar ortaya ondan sonra

Şunu eklemeden geçemeyeceğim, PEAKUP’ta kendini geliştirmek isteyen her insana daima vakit ve kaynak ayrılır, yaratılır.

İşin bir de kullanıcı boyutu var ki bana göre yenilikçilikten de yöneticilerinizden de önemli bir boyut. Java ile yazdığınız uygulamayı onlarca kullanıcı kullanıyor ve sürekli iyileştirmeler, geliştirmeler yapmanız kullanıcı tarafından bekleniyorsa bu durumda Kotlin’e geçmeniz zor olabilir. Naçizane tavsiyem mesai saatleriniz dışında kesinlikle Kotlin çalışmanız ve Kotlin kullanarak birkaç orta ölçekli proje yapmanız ve kullanıcı da elveriyorsa projenizi yan bir dal (Branch) açıp yavaş yavaş Kotlin’e geçirmeniz olacaktır. Böylece ana dalı etkilememiş olursunuz ve istediğiniz an ana dala gidip hata düzeltme yapıp, özellik ekleyip sonra yine Kotlin migration dalına dönebilirsiniz.

  • Eğer yöneticileriniz kendiniz geliştirmeniz için zaman tanıyorsa,
  • Şirkete yeni girmişseniz ve şirketinizde daha önce hiç Native Android uygulama yazılmamışsa (Peakup’a girdiğimde karşılaştığım durum)
  • Şirkette varolan Java ile yazılmış Android uygulamalarınız stabilse, hata düzeltme ve özellik ekleme maddeleri çok fazla gelmiyorsa

Yukarıda sıralanan durumlarda hiç düşünmeden bir an önce Kotlin’e başlayın derim. Sıfırdan bir proje başlatıyorsanız direk Kotlin ile başlayın. Bilmiyorsanız da öğrenirsiniz ve bir proje yaparak Kotlin öğrenmek öğrenme yöntemlerinin en güzeli. Hem atalarımızın dediği gibi Kervan yolda dizilir, Damlaya damlaya göl olur, Denize dalmadan yüzme öğrenilmez…

Android Java’dan Tamamen Vazgeçecek mi?

https://gph.is/2In7bNS

Çoğunlukla iş arkadaşlarınızın veya iş görüşmelerinin sevilen çok tatlış bir sorusudur bu. Android’in Java’dan vazgeçmesi şu an için mümkün görünmüyor. Çünkü Android işletim sisteminde de milyonlarca satır Java kodu var. Google Play Store’da da sadece Java ile yazılmış onlarca uygulama var. Buna karşın şöyle de bir durum var Android Studio o kadar geliştirildi ki bir Kotlin projesine Java kodu yapıştırdığınızda (eğer yapıştırdığınız kodda syntax hatası yoksa) otomatik olarak Kotlin koduna dönüşüyor. Google, her etkinliğinde Kotlin’i hype yaparken, uzun uzun överken, Java hakkında iyi veya kötü bir açıklama yapmıyor. Şahsi fikrime göre Android Studio bile Kotlin için bu kadar bağırırken Kotlin’e geçmemek yanlış olur. Zaman içerisinde bu geçiş Google tarafından bile somut olarak yapılacaktır. Bir gün mutlaka ama bugün değil.

Kotlin’e Başlama Hikayem

Kısaca kendi Kotlin öğrenme hikayemden de bahsetmek istiyorum. Ben üniversite yıllarımda Java öğrendim. Pişman değilim. Bugün sahip olduğum bilinçle üniversiteye yeni giriyor olsaydım yine Kotlin değil Java öğrenmek isterdim. Java ile arayıp bulamayacağınız kaynak yokken Kotlin’de hala kaynak ve örnek sıkıntısı var. Kotlin pek çok konuda hala Java’dan destek alıyor.

Üniversitede Türk olmayan, Türkçe bilmeyen Java hocamızdan güzel bir OOP bilgisi aldık. Ayrıca önceki yaz ben de kendi çapımda Java çalışmıştım tabiiki bunun da etkisi oldu. Yine kendim uygulayıp faydasını gördüğüm ve öğrencilere sık sık verdiğim önerilerden birisi. Sene içinde göreceğiniz derslere önceki yaz çalışmak.

Üniversitenin ardından 2 sene Java kullanarak Android uygulamalar geliştirdim. Sonra Kotlin, Google tarafından resmi dil olarak ilan edildi ve ben Kotlin öğrenmek için yanıp tutuştum ancak öyle hemen başlayamadım. Çünkü çok büyük bir kaynak sıkıntısı vardı ve o dönemki iş yerimde hadi hemen Kotlin’e geçelim gibi bir ortam da oluşmadı. Daha çok -olması gerektiği gibi- bi bakalım durum ne olacak gibi bir yaklaşıma sahip olmuştuk ama kolaylıklarını kodu ne kadar kısalttığını öğrendiğimde gerçekten çok heveslenmiştim. 2017’de yıl içerisinde Kotlin öğrenme kaynakları artınca ben kendi çapımda kişisel blogumda yazılar yazmaya ufak çaplı projeler yapmaya başladım ama bir yerden sonra tıkandım. Neden ve nerede tıkandım?

Peki Kotlin Biliyor muyum?

“Kotlin öğrendim” veya “Kotlin biliyorum” gibi cümleler fazlasıyla iddalı cümleler. Bunlardan birini kurabilmek için daha büyük ölçekli projeler yapmaya ihtiyacım vardı. Kendi çapımda onu da yapmaya çalıştım. Orta büyüklükte olan eski bir projemi sıfırdan Kotlin kullanarak tekrar yazdım. İş yerindeki projelere entegre etmeye başlamaya hazırdım ki askere gittim. Ve askerde bir Kotlin kitabı edinerek Kotlin çalışmaya devam ettim. Askerlik bitince de PEAKUP’ta işe girdim ve burada sıfırdan başlattığım her projeye Kotlin ile başladım. Peki Kotlin biliyor muyum? Bu soruya hala “çok iyi biliyorum, sınav yapsalar 100 alırım, 10 üzerinden 10 biliyorum, Kotlin’le şöyle uçarım böyle kaçarım” gibi bir cevap veremem. Hem bir dili biliyorum demenin ölçütü nedir? O da çok ayrı bir mesele.

Java Öldü mü, Ölecek mi

Java öyle kolayca ölecek bir dil değil arkadaşlar. Java Android’den çok önce de vardı ve asla Android’e bağımlı bir dil olmadı. Java’nın arkasında dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birisi olan Oracle var. Bu kadar büyük bir destek ve bitmeyen yatırımla binlerce geliştiricisiyle Java ölebilecek silinip gidebilecek bir dil kesinlikle değil. 20 yıl sonrasını bilemem ama 3 sene 5 sene sonrasını tahmin etmek zor değil bence. Pek çok otoriteye göre hala dünyanın en çok kullanılan 5 dili içerisinde. Oracle teknolojiye yetişmekte zorlanıyor olabilir. Ürünleri ve işlerinde bu günlerde pek çok açık kaynak rakip edindi ancak Oracle’ın asıl ürünü hardware. Kullandığımız onlarca makinenin içinde Oracle ürünü çalışıyor. Zaman içinde yeni dünyanın IBM’i olabilir mi evet olabilir. Oracle düşebilir ancak yakın bir zamanda değil. Oracle fakirleşse bile Java, geliştiricileri ölürse ve üniversiteler yüz çevirirse ölebilir. Belki. Kısa zamanda değil.

PEAKUP Blog‘da çıkan diğer Kotlin yazılarını görmek için tıklayınız

SwiftUI ve Jetpack Compose’dan bahsettiğim yazıyı okumak için tıklayınız